|
Aşık Zevraki "Baba ile Oğul" videolarını Facebook da izlemek için burayı tıklayın
BABA İLE OĞUL
Aldı baba
Yerimiz yurdumuzdur
Etme oğul gitme oğul
Hele sabret bu yıl da dur
Etme oğul gitme oğul
Aldı oğul
Başımızı taşa vursak
Beş yıl dursak on yıl dursak
Boş dur kese açtır kursak
Kalk gidelim köyden baba
Aldı baba
Dağı delde taşı tara
Purlar olsun bütün para
Koyma bizi orda dara
Etme oğul gitme gönül
Aldı oğul
Köye gelir o arada
Para hergün hep orada
Sikkesi var Ankara'da
Kalk gidelim köyden baba
Aldı baba
Şu inadın gayet katı
Bil ki birdir doğu batı
Bozma böyle bir rahatı
Etme oğul gitme oğul
Aldı oğul
Rahat yaraşır ölüye
Gitmek gerekir diriye
Hem bakmadan hiç geriye
Kalk gidelim köyden baba
Aldı baba
Koyun bizde kuzu bizde
Yaban bizde yazı bizde
Yerin göğün gözü bizde
Etme oğul gitme oğul
Balı yağı, buğday tığı*
Köyümüzün her artığı
Şehirlilerin katığı
Etme oğul, gitme oğul
Aldı oğul
Güz gelince basar büzu
Pusar kozda koyun kuzu
At sabanı sat öküzü
Kalk gidelim köyden baba
Aldı baba
Bir ekersin beş alırsın
Baş öküze eş alırsın
Ter eksende tür bulursun
Etme oğul gitme oğul
Aldı oğul
Aynı hava aynı kayda
Kim doymuş ki acep köyde
Çek çarığı çabuk giy de
Kalk gidelim köyden baba
Aldı baba
Ne tarlası ne tınası
Ne toyu var ne turnası
Nesi çeker bilmem nası
Etme oğul gitme oğul
Aldı oğul
Kemiği yok ağız dilin
Adı çıkmış gurbet elin
Kuru, kıraç dağın, belin
Kalk gidelim köyden baba
Aldı baba
Tembel kalıp olma nankör
Ter toprağı eyler bonkör
Gübrelede gülleri gör
Etme oğul gitme oğul
Çek çarığı at çizmeyi*
Boşla boşa baş gezmeyi
Bırak bu masal düzmeyi
Etme oğul getme oğul
Aldı oğul
Neymiş toprak neymiş tarım
Foter giyer fors atarım
Hurda toplar han yaparım
Kalk gidelim köyden baba
Aldı baba
Gam gıdasıdır garibin
Küser tan basar gurubun
Kalmaz godda bir urubun
Etme oğul gitme oğul
Aldı oğul
Kars elinde kar saçılmış
Kahvelerde kurs açılmış
İstanbul'da iş açılmış
Kalk gidelim köyden baba
Aldı baba
Gurbet elin kara yası
İstanbul'un isi pası
Kulun attı kar sıpası
Etme oğul gitme oğul
Aldı oğul
Dün görmüşdüm ben bu düşü
Başa kondu devlet kuşu
Yol kesmeden karı kışı
Kalk gidelim köyden baba
Aldı baba
Söz tutmadın bir tek binden
Günah vebal kalktı benden
Ben arkadan sen de önden
Kalk gidelim köyden oğul
Aldı oğul
Bir kemre bin kömür değer
Tutya imiş tezek meğer
Gelirmiydim bilsem eğer
Kalk dönelim köye baba
Aldı baba
Kayboldu toprak, tığ, yaba
Burda ne buldun acaba
Çektiğin çilede caba
Dön gidelim köye oğul
Aldı oğul
Gelenlerin hepsi caymış
Şimdi bildim şehir neymiş
Şelek çekmek daha eymiş
Dön gidelim köye baba
Aldı oğul
Kimi patron kimi beymiş*
Şimdi bildim şehir neymiş
Şelek çekmek daha eymiş
Dön gidelim köye baba
Ah zevzek Zevraki ah
Ah avanak Zevraki ah
Hele sen şu ettiğin halta bak
Öcüm çatmaz gücüm yetmez
Ammaki son pişmanlık para etmez
KELKİT ELİ
Yine bugün akla vurdu
Kelkit eli Kelkit eli
Gurbet kurdu baba yurdu
Kelkit eli Kelkit eli
İster çırpın ister çıldır
Ayrılalı otuz yıldır
Kargan bülbül sırgan güldür
Kelkit eli Kelkit eli
Çeker sıla çöker hicran
Dayanır mı buna hercan
Dağı yakut taşı mercan
Kelkit eli Kelkit eli
Zevraki'nin hallarına
Kim dayanır yıllarına
Kurban olam yollarına
Kelkit eli Kelkit eli
|
|
VAH VAH
Göç eyledik hep ardarda
Vah beni köylerim vah vah
Herbirimiz bir diyarda
Vah beni soylarım vah vah
Çeşmeler çaylar çağıllar
Kan ağlayan boş ağıllar
Taş konaklar baş ağalar
Vah beni beylerim vah vah
İster yarıl ister yırtıl
Yanmış kır kurumuş kırtıl
Ne pancar kalmış ne tırtıl
Vah beni deylerim vah vah
Eski dostlar kalmış tek tük
Onların da boynu bükük
Kadeh kırık meze dökük
Vah beni meylerim vah vah
Baykuş konmuş boş odası
Ne şahin var ne şeydası
Turnam tüter yok faydası
Vah beni toylarım vah vah
Cirit cıvlar can sönerdi
Eğer durur er dönerdi
At çatlatmak bir hünerdi
Vah beni taylarım vah vah
Ana babayı mabayı
Kazma küreği çapayı
Atan gitti hep yabayı
Vah beni tığlarım vah vah
Senin olsun arada bul
Çatıda kuş kapıda kul
Hani devlet hani okul
Vah beni oylarım vah vah
Yuva yaslı yok kuşları
Yosun tutmuş yol taşları
Sema ağlar sel yaşları
Vah beni göklerim vah vah
Terketmişler hepsi tek tek
Viran olmuş Gelinpetek
Mesken mezar bekçi mertek
Vah beni evlerim vah vah
N'olmuş ki böyle herkese
Dereler ağlar ses sese
Dile gelse de söylese
Vah beni dağlarım vah vah
İğnesini özlerimden
İncisini gözlerimden
Desen aldım güllerinden
Vah beni bağlarım vah vah
Tandır değil tendir tüten
Çan değildir candır öten
Ölen ölmüş gitmiş zaten
Vah beni sağlarım vah vah
Şiir yazdım apar topar
Destan yazsam şivan kopar
Çöktü Zevrak soldu gülzar
Vah beni çağlarım vah vah
MANSUR BABA'DA
Gelinpertek 1963
Şu dünya bir değirmene misaldir
Bağlanmış da suyu deni insandır
Sonki vadi ölüm lütfü ihsandır
Edelim bugün iftar Mansur Babada
Ne hoş olur bilsen ocak köşesi
Birkaç kırık bardak hisli şişesi
Pür mitil paslı çaydan yok bişesi
Bu ne demi girifdar Mansur Babada
Uğunur dinkle taş gelir hevesi
Ağaç sesi yaprak sesi hu sesi
Ninni söyler şırıl şırıl su sesi
Remil rüya istihar Mansur Babada
Vermiş ince düzen çıkmıyor kepek
Yine meydan aldı asılan elek
Kuruldu soframız ortada yemek
Abu hayat buzlu kar Mansur Babada
Eyledik iftar rahat buldu canım
Canda coşa geldi damarı kanım
Gayet keyvenidir Nebahar Hanım
Top perçemli zülfi yat Mansur Babada
Değirmenci dayı selam almıyor
Yağlı balı çok çaysız kalmıyor
Dört mevsimde unda rengi solmuyor
Coşkun sular nevbahar Mansur Babada
Kendi sofu aslı temiz soyu var
Haram yemez unu çalar*** huyu var
Kapı yok baca yok yalnız dört duvar
Bin bereket helal kar Mansur Babada
Hemen suyu keser boğaz inmeden
Yöreleri süpürür taş dinmeden
Beş nöbetçi gelir biri binmeden
Ne gam gayle ne efkar Mansur Babada
Dünyayı değişmez harap peyine
İndir etmez ağasına beyine
Kıtlık olsa bile onun neyine
Al kolanlı çuvallar Mansur Babada
Bir değil beş değil veçhinde bengi
Çakçaklar vuruyor havai çengi
Keyfe bak dönüyor hem taşı dingi
Maharetle iftihar Mansur Babada...
***Zevraki, dedemiz Mansur'a sevgi ve yakınlığını
belirtmek için, "çalmaz" yerine "çalar" yazmış.
Zevraki'nin babası Kamil Dede'den
Eşimin dedesi Değirmenci Mansur'a*
Boş durur oluk
Akmıyor suyu
Öğütmez unu
Boş durur salacak
Yalana benzer
Yanmıyor ocak
Çıkmıyor duman
Bardaklar boş
Demlidir çaydan
Adam yok içe
Yalana benzer
Gün birgün ikindi vakti
Yıkılmış Mansur'un tahtı
Kırılmış çekmece
Talana benzer
Yırtılmış yataklar
Virana benzer
Haraptır değirmen
Gelmiyor buğda
Sepetlik boş akmıyor dane
Kırılmış çakçak
Dönmüyor perler
Haniya Mansur
Esiyor yeller
Yıkılmış değirmen
Virana benzer
Boş durur oralar
Esmiyor yeller
Ağlasın Mansur'a eller
Dönmüyor dibek
Kırılmış perler
Haniya Mansur esiyor yeller
Harabe değirmen virana benzer
AGAH BABANIN OTELİ
Vasfını ki şöyle verem
Pislik okka, paklık direm
Sağ ademi, eyler verem
Agah babanın oteli
Köse Kelkit yol arası
Otel değil yüz karası
Aynı öksüz gumbarası
Agah babanın oteli
Yol üstüne buzu yayar
Otobüsler gelir kayar
Kırma gibi yolcu soyar
Agah babanın oteli
Tavuk gibi çıkıp tara
Tek yatarsan iki lira
Çift yatarsan almaz para
Agah babanın oteli
Giren pişman, çıkan halas
Çöpten çatı, çitten kalas
Sanki olmuş cihan palas
Agah babanın oteli
İzzet, ikram, divan duruş
Çünkü bir çay elli kuruş
Mezar gibi müzlim darış
Agah babanın oteli
Sermayesi tavuk kazdan
Yükselecek azdan azdan
Yanar kışın, söner yazdan
Agah babanın oteli
Bir kalıfdır varı yoku
Bekler durur yolcu boku
Kehle gibi verir koku
Agah babanın oteli
Penceresi sağlı sollu
Ağacı var iki kollu
Üstü pullu, altı çullu
Agah babanın oteli
Koyu duman ..cı tütün
Yanar elin, üşür götün
Bit yuvası bütün bütün
Agah babanın oteli
Kara arı bazı yoklar
Sivrisinek sazı saklar
Cebi okşar, cildi oklar
Agah babanın oteli
Müşterisi değil birtek
Havcuş, Köse, Gelinpertek
İki direk, sekiz mertek
Agah babanın oteli
Bunu yazan Akif Timur
Agah baba aynı hamur
İçi çöplük, dışı çamur
Agah babanın oteli
Böyle karın bir sonu yok
Patronu var, garsonu yok
Hülasaki bok üstün bok
Agah babanın oteli
Kar kapatır yığa yığa
Sel gelince gömer lığa
Birgün benzer kaz cılığa
Agah babanın oteli
Şian oldu bütün ülkiye
Turistik olalı Türkiye
Akibet kalır topal tilkiye
Agah babanın oteli
|