Aşık Zevraki Divanı Anasayfa | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 |13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | 27 | 28 | 29 | 30 | 31 | 32 | 33 | 34 | 35 | 36 | 37 | 38 | 39 | 40 | 41 | 42 | 43 | 44 | 45 | 46 | Özgeçmiş - İçindekiler | Açıklamalar-Sizden Gelenler | Anılar

13

baba_ve_o_lu35.jpg

NE SUÇU VAR ŞU GURBETİN

Felek söker fakir dokur
Ne suçu var şu gurbetin
Nankör olan lanet okur
Ne suçu var şu gurbetin

Etme dersin eder inat
Uçar elden açar kanat
Naçar baba kaçar evlat
Ne suçu var şu gurbetin

Gamlar dertler dola dola
Sığmaz yurda almaz sıla
Taşar sabrı düşer yola
Ne suçu var şu gurbetin

Dost bulaman desti versin
Domuz çıkar doğru dersin
Uğrulara ağrı girsin
Ne suçu var şu gurbetin

Dolmuyor hancının hurcu
Yolcunun yok ucu bucu
Sen olduysan kula kuçu
Ne suçu var şu gurbetin

Geçim sıkmış suyu çıkmış
Zevraki'miz zaten bıkmış
Borç harç göç bu üçü yıkmış
Ne suçu var şu gurbetin

zevraki281.jpg

BENİ

Karı sağar kedi içer
Ben ekerim fare biçer
Felek almış dalga geçer
Kaşa beni göze beni

Aç Allahım bir kapı aç*
Ne taht isterim nede taç
Çok muydu bir tutam saç
Saçtan geçtik etti muhtaç
Gaza beni tuza beni

Bir gün eninde sonunda
Beli bükülür onunda
Puşt namertlerin önünde
Çok çökertti dize beni

Türlü cefalar edildi
Dilim dilim tenim dildi
Delik delik bağrım deldi
Gön eyledi bize beni

Sancılarım sızılarım
Zebun kıldı pazularım
Mızrap vurur sızılarım
Tel eyledi saza beni

Gerçi yaşta tıfıl toyuk
Amma aç yemiş iç oyuk
Yoksulluğun yüzü soyuk
Kış eyledi yaza beni

Hara döndüm gül bağında
Şikare döndüm ağında
Eşeklerin ayağında
Mıh eyledi buza beni

Gizli gezdim yine gördü
Başıma bin çorap ördü
Deseler ki Zevrak öldü
Müjde verir beze beni

Gön: deri zebun:zayıf
Har: diken şikar: av

normal_kabaduz9.jpg

GURBETTE BAYRAM GÜNÜ

Uçakların kanadı
Kurbanların gönüdür
Yine kalbim kanadı
Bize darın günüdür

Dağ dumanlı kış olsa
Dizler derde düş olsa
Aşamazki kuş olsa
Bize zorun günüdür

Kılıcına oldum ram
Hicranla kıldım aram
Ellere neşe bayram
Bize narın günüdür

Gurbet ellere düşen
Elbet olur kurdeşen
Olsa yaz bahar gülşen
Bize karın günüdür

Zevraki'nin cuşuna
Belki derler boşuna
Zevk kalsın buna şuna
Bize zarın günüdür

BİLİR

Ayrılığın acısını
Firaklarda duyan bilir
Ana baba bacısını
Bacalarda koyan bilir

Gençliğimin gül çağını
Soldurdu bahçe bağını
Şu hicranın bıçağını
Bu çağında yiyen bilir

Yaman takıpda yabayı
Savurdu ana babayı
Ayrılık denen abayı
Diyen değil giyen bilir

Gelen çağın geçen çağın
Asılları yığın yığın
Anı olmaz ayrılığın
Günlerini sayan bilir

Ey Zevraki bir gafile
Her ne dersen hep nafile
Sırf bu işi çekip çile
Gül başına gelen bilir

LALE KIRAATHANESİ

Şirinevler'in Kelkit kahvesi
Lale misali kokar da kokar
Yanlış yazılmış isim levhası
Bu yara bizi yıkar da yıkar

Gocuk kilimin gonca dokusu
Nerde Keklit'in kekik kokusu
Yarama gelmez yadın yakısı
Yüreğimizi yakar da yakar

Sarsa da hicrin bihudut dibi
Ondan olurum sarhoş dut gibi
Gurbet belası boz bulut gibi
Garip başıma çöker de çöker

Parazitlerden keneli bitli
Kemirildik biz kemikli etli
Baş başa verir bir iki dertli
Tasayı masaya döker de döker

Beni kim sorar hele sen de ki
Nazımız ne ki namımız ne ki
Cennet olsa girmem ne çare ki
Nabi belimi büker de büker

Her gün vira gelmesem de akla
Bari arada sırada yokla
Yokluğun farkı yok sivri okla
Değdi mi döşü deler de deler

Yazacak çok dert var da hülasa
Hayırlı olsun diyelim nasa
Avutmaz beni marikön masa
Sıla burnumda tüter de tüter

Ucuz tarife pahalı liste
Uyuz itin işi ne mecliste
Ağzının suyu akar da üste
Yeyip içene bakar da bakar

Çota çıraklar çifte sakiler
Huyu halimler soyu hakiler
Tek tek toplanır pek tiryakiler
Yakar çubuğu çeker de çeker

Nargile nefes tarçın kola ve
İstersen dem iç istersen kahve
Çat bacağı çek çayı bak keyfe
Düşündükçe dert takar da takar

Demeyin ki boş geldin ne diye
Aşık Zevrak'tan bu hoş hediye
Üstüm Faruk'la dostum Nabi'ye
Çok fazlasıyla yeter de yeter

*
MANİ

Bugün hava serindir
Göle girme derindir
Bizim mazgalı deli eden
Bir ela gözlü gelinidir ho babam ho ho

Ulan cılbağa attığın cirit mi ok mu
Sizin mazgal varda bizimki yok mu
Biz şimdi toklu eti yedik
Sizin karnınız açmı tok mu ho babam ho ho

Koros korar hargos hargos
İster hozan olsun ister haros
Bu gece tarla tökenecek
Ötmeden kel hocagilin çil horoz ho babam ho ho

O geçede meşe bu geçede meşe
Bakmayın gölgeye güneşe
Kotan öyle köküne vureki
Gevriyekler gerneşe ho babam ho ho

1950 li yılların soğuk bir ramazan günü,
dostu Suphi Yerli'den, Aşık Akif'e
yiyecekle dolu bir sandık gelir.
Zevraki, köyde her şeyin kıt olduğu zamanda gelen hediyenin
sevincini aşağıdaki şiirle ifade eder.


SANDIK
Sevinelim
Sandık gelmiş bize dosttan
Sevinelim sevinelim
Var olasın veren bostan
Sevinelim sevinelim

Aç mideler dalsın meste
Safi şiir sade beste
Pırasalar deste deste
Sevinelim sevinelim

Kendi dermiş dizmiş bizzat
Bu ne ikram bu ne izzet
Limon çaya verir lezzet
Sevinelim sevinelim

Sağolasın Suphi Yerli
Göresmiştik çoktan beri
Marul karlı muzlar terli
Sevinelim sevinelim

Şeker neki sanki zağ bal
Ne çok olgun nede çok kal
Epeyicede portakal
Sevinelim sevinelim

Elmaları üstten alak
Ispanaklar palak palak
Islanacak kuru çanak
Sevinelim sevinelim

Azkalmışki kopa kulpu
Sandık sıkmış sarı turpu
Parlayacak paslı törpü
Sevinelim sevinelim

Pazarda daha ne kalmış
Hepisini birden almış
Narları da nerden bulmuş
Sevinelim sevinelim

Hem iftarlık hemde aşlık
Varolasın be kardaşlık
Geldi bolluk getti açlık
Sevinelim sevinelim

Düşünelim
Allah versin bize sebep
Düşünelim düşünelim
Sandığına ister sepet
Düşünelim düşünelim

Ne bir borçtur nede behre
Adet böyle gelmiş dehre
Kete gider köyden şehre
Düşünelim düşünelim

Sazı koysak sapı sığmaz
Azı koysak sandık dolmaz
Boş göndersek o da olmaz
Düşünelim düşünelim

Gönlümüz tok gözümüz tok
Yüreğimiz yedi yedi ok
Yürekte var eldeyse yok
Düşünelim düşünelim

Varlık keyif yokluk hayıf
Pazı koysak o da kayıp
Ne kurut var ne kadayıf
Düşünelim düşünelim

Sanki oldu ince sırat
Ne deve gider nede at
Ne dersin buna ey avrat
Düşünelim düşünelim

Ne diyeyim bu işe ben
Ahan evin ahanda sen
Ne un uğra var nede bir den
Düşünelim düşünelim

Horoz hasta karnı tuluk
Culluğuda vurdum kuluk
Elde bitek topal tavuk
Düşünelim düşünelim

Hediyesi olur heba
Ne yapsın ki ana baba
Yama küçük yarık kaba
Düşünelim düşünelim

Olmasada yarma bulgur
Şair buna çare bulur
Herhalde ki şiir olur
Gönderelim gönderelim

Gönlümüzden gülü derdik
Deste yapıp dosta verdik
Hepimizde doğru gördük
Gönderelim gönderelim

Aman Akif borcu çulla
Yeri geldi yazda yolla
Sarfı kapat zarfı pulla
Gönderelim gönderelim



Sen, zindana düşme zinhar
Esaret ki en büyük ar
Asaletin, azametin var
Dev önünde diz çökemezsin ki

Açar seni geç, koşar er
"Ne kadar tembelmiş bu" der
"Ha"der "ho"der "deh"der "çu"der
Bey boyunduruğu çekemezsin ki

Dağa sarıl, bağın darsa
Yurdunda kal aklın varsa
Nen gerek Almanda arsa
Arsaya arpa ekemezsin ki

Berlin bundan daha berbat
Çifte yersin orda çat çat
Kimisi ittir kimisi at
Eşek bulup binemezsin ki

Vatanına girse alçak
Alsancağın alınacak
.... .... salınacak
Milli bayrağı dikemezsin ki

Akif sen git tarlanı sür
Tembelliğe tu de tükür
Tarihte Türk'üz çok şükür
Terini tura dökemezsin ki

Aşık Zevraki "Baba ile Oğul" videolarını Facebook da izlemek için burayı tıklayın

BABA İLE OĞUL

Aldı baba
Yerimiz yurdumuzdur
Etme oğul gitme oğul
Hele sabret bu yıl da dur
Etme oğul gitme oğul

Aldı oğul
Başımızı taşa vursak
Beş yıl dursak on yıl dursak
Boş dur kese açtır kursak
Kalk gidelim köyden baba

Aldı baba
Dağı delde taşı tara
Purlar olsun bütün para
Koyma bizi orda dara
Etme oğul gitme gönül

Aldı oğul
Köye gelir o arada
Para hergün hep orada
Sikkesi var Ankara'da
Kalk gidelim köyden baba

Aldı baba
Şu inadın gayet katı
Bil ki birdir doğu batı
Bozma böyle bir rahatı
Etme oğul gitme oğul

Aldı oğul
Rahat yaraşır ölüye
Gitmek gerekir diriye
Hem bakmadan hiç geriye
Kalk gidelim köyden baba

Aldı baba
Koyun bizde kuzu bizde
Yaban bizde yazı bizde
Yerin göğün gözü bizde
Etme oğul gitme oğul

Balı yağı, buğday tığı*
Köyümüzün her artığı
Şehirlilerin katığı
Etme oğul, gitme oğul

Aldı oğul
Güz gelince basar büzu
Pusar kozda koyun kuzu
At sabanı sat öküzü
Kalk gidelim köyden baba

Aldı baba
Bir ekersin beş alırsın
Baş öküze eş alırsın
Ter eksende tür bulursun
Etme oğul gitme oğul

Aldı oğul
Aynı hava aynı kayda
Kim doymuş ki acep köyde
Çek çarığı çabuk giy de
Kalk gidelim köyden baba

Aldı baba
Ne tarlası ne tınası
Ne toyu var ne turnası
Nesi çeker bilmem nası
Etme oğul gitme oğul

Aldı oğul
Kemiği yok ağız dilin
Adı çıkmış gurbet elin
Kuru, kıraç dağın, belin
Kalk gidelim köyden baba

Aldı baba
Tembel kalıp olma nankör
Ter toprağı eyler bonkör
Gübrelede gülleri gör
Etme oğul gitme oğul

Çek çarığı at çizmeyi*
Boşla boşa baş gezmeyi
Bırak bu masal düzmeyi
Etme oğul getme oğul

Aldı oğul
Neymiş toprak neymiş tarım
Foter giyer fors atarım
Hurda toplar han yaparım
Kalk gidelim köyden baba

Aldı baba
Gam gıdasıdır garibin
Küser tan basar gurubun
Kalmaz godda bir urubun
Etme oğul gitme oğul

Aldı oğul
Kars elinde kar saçılmış
Kahvelerde kurs açılmış
İstanbul'da iş açılmış
Kalk gidelim köyden baba

Aldı baba
Gurbet elin kara yası
İstanbul'un isi pası
Kulun attı kar sıpası
Etme oğul gitme oğul

Aldı oğul
Dün görmüşdüm ben bu düşü
Başa kondu devlet kuşu
Yol kesmeden karı kışı
Kalk gidelim köyden baba

Aldı baba
Söz tutmadın bir tek binden
Günah vebal kalktı benden
Ben arkadan sen de önden
Kalk gidelim köyden oğul

Aldı oğul
Bir kemre bin kömür değer
Tutya imiş tezek meğer
Gelirmiydim bilsem eğer
Kalk dönelim köye baba

Aldı baba
Kayboldu toprak, tığ, yaba
Burda ne buldun acaba
Çektiğin çilede caba
Dön gidelim köye oğul

Aldı oğul
Gelenlerin hepsi caymış
Şimdi bildim şehir neymiş
Şelek çekmek daha eymiş
Dön gidelim köye baba

Aldı oğul
Kimi patron kimi beymiş*
Şimdi bildim şehir neymiş
Şelek çekmek daha eymiş
Dön gidelim köye baba

Ah zevzek Zevraki ah
Ah avanak Zevraki ah
Hele sen şu ettiğin halta bak
Öcüm çatmaz gücüm yetmez
Ammaki son pişmanlık para etmez


KELKİT ELİ

Yine bugün akla vurdu
Kelkit eli Kelkit eli
Gurbet kurdu baba yurdu
Kelkit eli Kelkit eli

İster çırpın ister çıldır
Ayrılalı otuz yıldır
Kargan bülbül sırgan güldür
Kelkit eli Kelkit eli

Çeker sıla çöker hicran
Dayanır mı buna hercan
Dağı yakut taşı mercan
Kelkit eli Kelkit eli

Zevraki'nin hallarına
Kim dayanır yıllarına
Kurban olam yollarına
Kelkit eli Kelkit eli

normal_kelkittecicek.jpg

VAH VAH

Göç eyledik hep ardarda
Vah beni köylerim vah vah
Herbirimiz bir diyarda
Vah beni soylarım vah vah

Çeşmeler çaylar çağıllar
Kan ağlayan boş ağıllar
Taş konaklar baş ağalar
Vah beni beylerim vah vah

İster yarıl ister yırtıl
Yanmış kır kurumuş kırtıl
Ne pancar kalmış ne tırtıl
Vah beni deylerim vah vah

Eski dostlar kalmış tek tük
Onların da boynu bükük
Kadeh kırık meze dökük
Vah beni meylerim vah vah

Baykuş konmuş boş odası
Ne şahin var ne şeydası
Turnam tüter yok faydası
Vah beni toylarım vah vah

Cirit cıvlar can sönerdi
Eğer durur er dönerdi
At çatlatmak bir hünerdi
Vah beni taylarım vah vah

Ana babayı mabayı
Kazma küreği çapayı
Atan gitti hep yabayı
Vah beni tığlarım vah vah

Senin olsun arada bul
Çatıda kuş kapıda kul
Hani devlet hani okul
Vah beni oylarım vah vah

Yuva yaslı yok kuşları
Yosun tutmuş yol taşları
Sema ağlar sel yaşları
Vah beni göklerim vah vah

Terketmişler hepsi tek tek
Viran olmuş Gelinpetek
Mesken mezar bekçi mertek
Vah beni evlerim vah vah

N'olmuş ki böyle herkese
Dereler ağlar ses sese
Dile gelse de söylese
Vah beni dağlarım vah vah

İğnesini özlerimden
İncisini gözlerimden
Desen aldım güllerinden
Vah beni bağlarım vah vah

Tandır değil tendir tüten
Çan değildir candır öten
Ölen ölmüş gitmiş zaten
Vah beni sağlarım vah vah

Şiir yazdım apar topar
Destan yazsam şivan kopar
Çöktü Zevrak soldu gülzar
Vah beni çağlarım vah vah

normal_yucebelenrecep1.jpg

MANSUR BABA'DA

Gelinpertek 1963

Şu dünya bir değirmene misaldir
Bağlanmış da suyu deni insandır
Sonki vadi ölüm lütfü ihsandır
Edelim bugün iftar Mansur Babada

Ne hoş olur bilsen ocak köşesi
Birkaç kırık bardak hisli şişesi
Pür mitil paslı çaydan yok bişesi
Bu ne demi girifdar Mansur Babada

Uğunur dinkle taş gelir hevesi
Ağaç sesi yaprak sesi hu sesi
Ninni söyler şırıl şırıl su sesi
Remil rüya istihar Mansur Babada

Vermiş ince düzen çıkmıyor kepek
Yine meydan aldı asılan elek
Kuruldu soframız ortada yemek
Abu hayat buzlu kar Mansur Babada

Eyledik iftar rahat buldu canım
Canda coşa geldi damarı kanım
Gayet keyvenidir Nebahar Hanım
Top perçemli zülfi yat Mansur Babada

Değirmenci dayı selam almıyor
Yağlı balı çok çaysız kalmıyor
Dört mevsimde unda rengi solmuyor
Coşkun sular nevbahar Mansur Babada

Kendi sofu aslı temiz soyu var
Haram yemez unu çalar*** huyu var
Kapı yok baca yok yalnız dört duvar
Bin bereket helal kar Mansur Babada

Hemen suyu keser boğaz inmeden
Yöreleri süpürür taş dinmeden
Beş nöbetçi gelir biri binmeden
Ne gam gayle ne efkar Mansur Babada

Dünyayı değişmez harap peyine
İndir etmez ağasına beyine
Kıtlık olsa bile onun neyine
Al kolanlı çuvallar Mansur Babada

Bir değil beş değil veçhinde bengi
Çakçaklar vuruyor havai çengi
Keyfe bak dönüyor hem taşı dingi
Maharetle iftihar Mansur Babada...

***Zevraki, dedemiz Mansur'a sevgi ve yakınlığını
belirtmek için, "çalmaz" yerine "çalar" yazmış.








Zevraki'nin babası Kamil Dede'den
Eşimin dedesi Değirmenci Mansur'a*

Boş durur oluk
Akmıyor suyu
Öğütmez unu
Boş durur salacak
Yalana benzer

Yanmıyor ocak
Çıkmıyor duman
Bardaklar boş
Demlidir çaydan
Adam yok içe
Yalana benzer

Gün birgün ikindi vakti
Yıkılmış Mansur'un tahtı
Kırılmış çekmece
Talana benzer
Yırtılmış yataklar
Virana benzer

Haraptır değirmen
Gelmiyor buğda
Sepetlik boş akmıyor dane
Kırılmış çakçak
Dönmüyor perler
Haniya Mansur
Esiyor yeller

Yıkılmış değirmen
Virana benzer
Boş durur oralar
Esmiyor yeller

Ağlasın Mansur'a eller
Dönmüyor dibek
Kırılmış perler
Haniya Mansur esiyor yeller
Harabe değirmen virana benzer

AGAH BABANIN OTELİ

Vasfını ki şöyle verem
Pislik okka, paklık direm
Sağ ademi, eyler verem
Agah babanın oteli

Köse Kelkit yol arası
Otel değil yüz karası
Aynı öksüz gumbarası
Agah babanın oteli

Yol üstüne buzu yayar
Otobüsler gelir kayar
Kırma gibi yolcu soyar
Agah babanın oteli

Tavuk gibi çıkıp tara
Tek yatarsan iki lira
Çift yatarsan almaz para
Agah babanın oteli

Giren pişman, çıkan halas
Çöpten çatı, çitten kalas
Sanki olmuş cihan palas
Agah babanın oteli

İzzet, ikram, divan duruş
Çünkü bir çay elli kuruş
Mezar gibi müzlim darış
Agah babanın oteli

Sermayesi tavuk kazdan
Yükselecek azdan azdan
Yanar kışın, söner yazdan
Agah babanın oteli

Bir kalıfdır varı yoku
Bekler durur yolcu boku
Kehle gibi verir koku
Agah babanın oteli

Penceresi sağlı sollu
Ağacı var iki kollu
Üstü pullu, altı çullu
Agah babanın oteli

Koyu duman ..cı tütün
Yanar elin, üşür götün
Bit yuvası bütün bütün
Agah babanın oteli

Kara arı bazı yoklar
Sivrisinek sazı saklar
Cebi okşar, cildi oklar
Agah babanın oteli

Müşterisi değil birtek
Havcuş, Köse, Gelinpertek
İki direk, sekiz mertek
Agah babanın oteli

Bunu yazan Akif Timur
Agah baba aynı hamur
İçi çöplük, dışı çamur
Agah babanın oteli

Böyle karın bir sonu yok
Patronu var, garsonu yok
Hülasaki bok üstün bok
Agah babanın oteli

Kar kapatır yığa yığa
Sel gelince gömer lığa
Birgün benzer kaz cılığa
Agah babanın oteli

Şian oldu bütün ülkiye
Turistik olalı Türkiye
Akibet kalır topal tilkiye
Agah babanın oteli

sonraki sayfa

189_orman_ve_k_y.jpg