Aşık Zevraki Divanı Anasayfa | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | 14 | 15 |16 | 17 | 18 | 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | 27 | 28 | 29 | 30 | 31 | 32 | 33 | 34 | 35 | 36 | 37 | 38 | 39 | 40 | 41 | 42 | 43 | 44 | 45 | 46 | Özgeçmiş - İçindekiler | Açıklamalar-Sizden Gelenler | Anılar

16


BULAMAZSIN

Çürük denen bizde bişe
Aramaki bulamazsın
Teli bile gelmez dişe
Taramaki bulamazsın

Al önüne birkaç sandık
Yüzü parlak forslu fındık
Pek sağlam, hep tek tek, tıktık
Kır amaki bulamazsın

Ne ah vah kar eder, ne zar
Başlar kışlar, boşlar bahar
Dar gününde saracak yar
Var amaki bulamazsın

Ey Zevraki kime kahrın
Boran oldu gine bahrin
Dertsiz yeri yoktur dehrin
Sor amaki bulamazsın

ŞU DÜNYANIN

Şu dünyanın haline bak
Kimlere kalmış kimlere
Semerlenmiş kemerli halk
Gemlere kalmış gemlere

Adilerin dolmuş cebi
Adiller de yutmuş hebi
Telden bakan tavuk gibi
Yemlere kalmış yemlere

Utansınlar başı hamlar
Taşı sıksam yaşı damlar
Neşe taşan o şen camlar
Gamlara kalmış gamlara

Kitlenmiş de kepenk kasa
Zevrak batmış yasa pasa
Puşt zar elinde piyasa
Zamlara kalmış zamlara


SEN ONA BAK

Aldırma hiç aksa saçın
Neşen var mı sen ona bak
Bu fanide dostluk için
Bişen var mı sen ona bak

Saraylıyı sarmış kibir
Konacağı kara kabir
Gönüllerin köşkünde bir
Köşen var mı sen ona bak

Aşık bilmez ağa paşa
Konmaz kuru dağa taşa
Menekşeli dosta eşe
Meşen var mı sen ona bak

Bir müşteriyi beşleyen
Hiç bitmeden hep başlayan
Güler yüzle bir işleyen
Gişen var mı sen ona bak

Zevrak bugün etmez merak
Yarının da sahibi Hak
Şimdi köşende bir ufak
Şişen var mı sen ona bak

KARDAŞ KARDAŞ

Durup bakma uzak uzak
Gel yaklaşak kardaş kardaş
Kurma bize pinti tuzak
Gel paklaşak kardaş kardaş

Naşad olsun nahoş nifak
Neşe dolsun ufuk afak
Şakaklarda atsın şafak
Gel aklaşak kardaş kardaş

Çiçek sarsın boz çölünü
Buz bağlamış yaz gölünü
Bol dünyanın al gülünü
Gel koklaşak kardaş kardaş

Ey tazılar ey tilkiler
Tükenir mi bunca kiler
Aç öldüyse öncekiler
Gel toklaşak kardaş kardaş

Közle yanar çağın çiği
Sözle pişer daha iyi
Mecbur etme Zevraki'yi
Gel haklaşak kardaş kardaş

zevraki_045.jpg


DOSTLAR SİZİ

Çeşmim yaşı döndü Nil'e
Ark edemem dostlar sizi
Gözüm görmez gelsez bile
Farkedemem dostlar sizi

Bökem değil çalı çubuk
Ne kuşburnu ne kızambuk
Ne harossuz ne çaylambuk
Herk edemem dostlar sizi

Bugün varsak yarın yoğuz
Aynı hicranla mechuruz
Tüm vücutlarda tek ruhuz
Terk edemem dostlar sizi

Zevraki'yi sarmış köküz
Ne camuş söker ne öküz
Aynı bülbül aynı büküz
Ürkütemem dostlar sizi

BİLMEZ

Neme ağlayayım, neme yanayım
Bu boş dünyamız bir damla yaş değmez
Cinnet getirmedim, cennet sanayım
Düşünenler boş dünyaya baş eğmez

Ölüm gelincede, ömür önlermi
Övünsede şanı, şahı dinlermi
Kafesden kaçan kuş geri dönermi
Münkir olanlar, müssiri bilmez

Ne soru sual var nede bir mizan
Eğerki yok ise insanda izan
Zemin kadar büyük olsada zindan
İçinde inleyen esiri bilmez

Neye yarar acep muvakkat mülküm
Tenimiz mahbesdir, canımız mahküm
Tehir etmez tahliye sondur hüküm
Tamdır rakamları, küsuru bilmez

Uzundur uykusu uyanmaz hala
Beynimize giren bu büyük bela
Canavar gibidir cahil cühela
İşlediği korkunç kusuru bilmez

Zalimi gelmişde, adili çıkmış
Sanmayın Zevraki dünyadan bıkmış
Ezelde durupda, ebede bakmış
Basitdir zamanı, basiri bilmez

flowers82kz.jpg

a__k_zevraki_2.jpg

geranium_psilostemon.jpg

KALDI

Havaya uçtu hepisi
His mi kaldı, us mu kaldı
Geçdi artık aşk tipisi
Sis mi kaldı, pus mu kaldı

Komşu dertde, karşı demde
Defe vurur, oynar hemde
İster keyif, ister kin de
Yas mı kaldı, pas mı kaldı

Emin el mi var sunacak
Dikensiz dal yok konacak
Oturup da hal yanacak
Piresiz post mu kaldı,
Parasız dost mu kaldı

Ağ bulutlar yüzün astı
Bağrımızı hüzün bastı
Bahar pusdu, bülbül sustu
Ses mi kaldı, süs mü kaldı

Zevrak'min çığı çökdü
Çınar çekmez, doruk bükdü
Dolu vurdu, dostu dökdü
Ham mı kaldı, has mı kaldı
Üst mü kaldı, ast mı kaldı

YOKTUR

Hilkat neyse hayat aynı
Değişecek birşey yoktur
Yine eğri deve boynu
Değişecek birşey yoktur

Derya Fırat yahut da Şat
Birbirinden eder neşet
Ondan al da ona boşalt
Değişecek birşey yoktur

Natık böyle nizam böyle
Nedir acep bu zam böyle
İster dırla ister söyle
Değişecek birşey yoktur

Canın çıkar tenin çürür
Bizden alır size verir
Köpek ürür kervan yürür
Değişecek birşey yoktur

Kafaları gaflet sarış
Bir karışa bu ne yarış
Ye iç yine yere karış
Değişecek birşey yoktur

Aç tavuk da görür rüya
Türlü taam yermiş güya
Kalkacak ki aynı dünya
Değişecek birşey yoktur

Hem harice hem dahile
Girmeseydi eğer hile
Herşey yeter artar bile
Dövüşecek birşey yoktur

Ey Zevraki neticen ne
Ufuk gider senden önce
Yüce haktan başka yine
Kavuşacak birşey yoktur

İMANDIR İMAN

Hiç sanma ki, gelecek geç
Akibin hemandır heman
Sende olsa, Zal'daki güç
Rakibin zamandır zaman

Ne yerlisi, ne yabancı
Ne yolcu kalır, ne hancı
Aman deki ey sabancı
Sakibin dumandır duman

Yaşın yetse yüze bine
Kaçıp da sinsen ta Çine
Benzemez polisinkine
Takibin yamandır yaman

Uyan düşden, düşün hele
Danen demir olsa bile
Tertip dayanmaz bu yele
Terkibin samandır saman

Para, fen, ken erli geçli
Zevrak der heçdir bü üçlü
Her an yanında en güçlü
Ekibin imandır iman

DİNLER

Yeterki sen, beni sinende sakla
Aşık olan almı dinler, elmi dinler
Nur yüzlü nazlı yar esince akla
Dağmı dinler sabrı taşan, belmi dinler

Gözyaşım akmazdı hep ılık ılık
Olmasaydı eğer acı ayrılık
O, visali yardan alınca salık
Kanat açan yolmu dinler, yılmı dinler

Tipili tepeler almasa selam
Alam başımıda sahraya salam
Burnumda tütünce burculu sılam
Serden geçen setmi dinler, çölmü dinler

Naçar bağrı açar kadere, kahre
İçer, biçer dalarda geçer bahre
Ne ırmağa bakar ne Nili nehre
Zevrak olan selmi dinler, gölmü dinler

resim_135.jpg

FELEK

Yeni hak verdim sana dediklerine
Kahbe imişsin sen gerçekten felek
Bak şu herzelere, yediklerine
Ayırdın gelini gerdekten felek

Temrenli tırnağın vurdun döşüme
Bir kurt oldun yedin, girdin dişime
Taktın bir hayale, koştum peşine
Göç ettirdin Gelinpertek'ten felek

Kastın erkeklikten, kestin erlikten
Paç aldın pabuçtan, olduk terlikten
Bir nişan kalmadı tüyden telekten
Beter yoldun kazdan, ördekten felek

Ceylan edip beni avına çıktın
Kurdun dağdan dağa nişana çöktün
Fırlatıp okunu yayını çektin
Vurdun yareledin yürekten felek

Kaldır tuzağını topla ağını
Çok uzattın artık çek ayağını
Azmı yedim sanki çok dayağını
Dahada yağlıydı börekten felek

Aşlar gibi kabdan kaba kotardın
Otlanmadık tepeleri otardın
Püskülü belayı başıma sardın
Öldürdün bin kere ölmeden felek

Oynatıyor bütün olanca nası
Türlü çeşittir hep zili zurnası
Ayrılmaz peşimden öter kornası
Şaşırdım gideyim nereden felek

Etmezken babama bile minneti
Çektirdin Akif'e namert mihneti
Yaptın dediğini aldın ahreti
Kırdın kolumu ta kürekten felek

*

Aşık Zevraki'nin Kitab-ı Kebir'inden

BEN

Ben, ne Emre yosmasına, ne Taptuk tasmasına tutsak olup tasavvuf çölünde tanrı avına çıkan avanak bir tazıyım!
Ne tarikat tekkelerinin şeriat tekelerine kuyruk ve sakal sallayan şehvetli keyifli bir keçiyim!
Ne fitne fucur fışkıran fetva ocaklarının fettan ve kıvılcımlı kucaklarında kıvrılarak figan eden fidan odunlara
fahri merkeplik yapmayı, Mevla'ya müteveccih bir marifet sanan mütevekkil bir müridim!
Ne meşalesi kıt, müşterisi bol mürai mürşitler etrafında köçekçe dönen kör bir köleyim!
Ve ne de, kahvehanelerde "pırlanta" diye posa dağıtıp, parsa toplayan "aşık" maskeli maskara aşık poşalarındanım!

Ben sade ve sade; settar ellerinin , sevda sellerinden taşıp teşne dudaklara buz gibi buseler, bal gibi badeler sunan billur
bir bardak, kudret çeşmesinin çeşitli kurnalarından dolup "perverdigarın" pırıltısıyla raşelenip raks ederek ruhlara akseden
pür peymanelerin hür pervanesiyim ben.
Melanet mevzilerini, muhabbet mevcereleriyle bozup aşarak Mevla'ya uzanan ulu bir ozan!
Post peşinde değil, dost başında dolanan dertli, çileli bir çoban!
"em" dağıtıp "gam" toplayarak guruba düşmüş bir gariban!

Ve en nihayet; "küre" dediğimiz şu fani dünyanın "kar" diye bağlandığımız kör düğümlerini İskender'in kanlı kılınciyle
değil, insanlığın şanlı bilinciyle çözmeğe çalışan Aşık Akif Timurhan Zevraki'yim ben.

sonraki sayfa

181_da__ve_dere.jpg