Aşık Zevraki Divanı Anasayfa | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 |19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | 27 | 28 | 29 | 30 | 31 | 32 | 33 | 34 | 35 | 36 | 37 | 38 | 39 | 40 | 41 | 42 | 43 | 44 | 45 | 46 | Özgeçmiş - İçindekiler | Açıklamalar-Sizden Gelenler | Anılar

19

ÖMRÜMÜZ

Rahmandan rahime bir mermi attık
Mermerleri deldi geçti ömrümüz
Ne zaman doğduk biz ne zaman battık
Bahr-i gafle daldı geçti ömrümüz

Açtık solduk gonca bağda gül gibi
Estik tozduk yüce dağda yel gibi
Boz bulanık akan azgın sel gibi
Coştu taştı geldi geçti ömrümüz

Ne fareye kalırmış ne de file
Süleyman olsan da gene nafile
Ben falanım filanım diyen gafile
Dudak büküp güldü geçti ömrümüz

Ekabiri asır sadece bir an
Vücut şehrimizi eyledi viran
Zaman zımparası ne tezdir heman
Zevraki'yi sildi geçti ömrümüz


ÖMRÜM

Birdenbire ne tez eridin bittin
Kar mıydın buz muydun ne idin ömrüm
Farkına varmadan farıdın gittin
Fener mi gaz mıydın ne idin ömrüm

Eskiden estirir eser tozardın
Nasıl tükendi de geldi tez ardın
Henüz kızarmadan hemen bozardın
Yaz mıydın güz müydün ne idin ömrüm

Av ararken avratlara vurulduk
Boz bulanık aktık durduk durulduk
Dizler dama dedi bizler yorulduk
Dağ mıydın düz müydün ne idin ömrüm

Akif Timurhan'dır enasır adım
Zevraki'yi sana sonra yamadım
Ne tez eskidin ki anlayamadım
Şal mıydın bez miydin ne idin ömrüm

GÜNÜM SENİ

Doğru yolundan ayırdım
Ömrüm seni günüm seni
Ne korudum ne kayırdım
Ömrüm seni günüm seni

Bitti gazın battı yasın
Çakmak değil doldurasın
Satılmaz ki aldırasın
Ömrüm seni günüm seni

Sana vurdum bütün yükü
Dünya oldu iki bükü
Değmez imiş dünya mülkü
Ömrüm seni günüm seni

Biten yıldan ücreti al
Başlayan da bulur zeval
Pirelere ettim çuval
Ömrüm seni günüm seni

Zevraki der yok icadım
Gün görmeden tez kocadım
Hiç uğruna hep harcadım
Ömrüm seni günüm seni


YAVAŞ YAVAŞ

Belimizi büktü felek
Gidiyoruz yavaş yavaş
Sırtımızda kambur şelek
Gidiyoruz yavaş yavaş

Dertler erite erite
Damar kurudu deride
Dostları koyup geride
Gidiyoruz yavaş yavaş

Neler varsa çoklu azlı
Kimi narin kimi nazlı
Yolu belli eli gizli
Gidiyoruz yavaş yavaş

Gel barışah durma dargın
Yaman olun yarın yargın
Düşe kalka yorgun argın
Gidiyoruz yavaş yavaş

Nicelerin yedi zaman
Zaloğlu da dedi aman
Dizde sızı gözde duman
Gidiyoruz yavaş yavaş

Yetmiş dedik hemen hemen
Görülüyor gizli ehmen
Aldık demir kırdık dümen
Gidiyoruz yavaş yavaş

Nasip ise o da bahta
Çıkıp musallayı tahta
İnmek için kara lahta
Gidiyoruz yavaş yavaş

Sanma nankör olup geçtik
Biri ekip beşi biçtik
Helal eyle yedik içtik
Gidiyoruz yavaş yavaş

Hayat gerçek ölüm yalan
Yazın açar güzün solan
Dünya gurbet ahret sılan
Gidiyoruz yavaş yavaş

Ülkede ilkede biriz
Yol bir yoldur iz de bir iz
Yiğit isen sen gelme biz
Gidiyoruz yavaş yavaş

Ey Zevraki halin nice
Yükün ağır yolun ince
Dosta doğru gündüz gece
Gidiyoruz yavaş yavaş

Aşık Zevraki - Yavaş Yavaş
şiirini sesli izlemek için tıklayınız

normal_cicek-9_yeni.jpg

NELER KALDI

Kuzgun kondu kızgın döşe
Çekmediğim neler kaldı
Yem eyledi kurda kuşa
Çekmediğim neler kaldı

Yandım tüttüm yetmiş sene
Az dediler kazlar yine
Girdim yüzbin türlü tene
Çekmediğim neler kaldı

Sultan iken olduk kulu
Gönlüm derya gözüm sulu
Tipi boran yağmur dolu
Dökmediğim neler kaldı

Eller kapsa neyse bitek
Bana ürer bizim köpek
Kete verdim yedim kötek
Çekmediğim neler kaldı

Evlenmeye hemen evme
Vefan varsa sakın sevme
Başa vurup döşü dövme
Çekmediğim neler kaldı

Zevraki der en azından
Yetmiş yıl gittim izinden
Ben bu vefamın yüzünden
Çekmediğim neler kaldı

ÜSDÜNE

Ya ilahi nedir senden çektiğim
Bin derdi verirsin birin üsdüne
Dikenler bitiyor güldür dikdiğim
Yoksa yadmı dökdün, yerin üsdüne

Giripde kalbime kılsanda iskan
Lamekansın elbet, gine lamekan
Kolayca bulmaya yokdur bir imkan
Narını örtmüşsün, nurun üsdüne

Zevraki der: bu hicri aczimize
Hiçmi acımazsın acep sen bize
Dev olsada, insan düşmezmi dize
Zarı bindirirsin, zorun üsdüne

normal_atanguroglu5.jpg

DEYİLİM

Yıkılasın dünya bıktım elinden
Koşarım ukbaya korkmam ölümden
Geri koyma neyin varsa elinden
Hicabım hakdan hayasız deyilim

Göçmüş bu konakdan, geçmiş ne erler
Ne canlar, civanlar, ne güliterler
Gözümün buğusu, yüzünde tüter
Çok şükür lalesiz, Jalesiz deyilim

Şeyda-i halimden etmem şikayet
Şifayab olurum birgün nihayet
Hikmet-i hüdadan olur hidayet
Çileli çağda, çaresiz deyilim

Behey Zevraki ne edersin mızmız
Doğrudan deseneki yok riyamız
Zülcelaldandır orda ziyamız
Kara çukurda çırasız deyilim

zvrki_033x.jpg

geranium_psilostemon-.jpg

BİR

Irak durma dostum yakın gel şöyle
Yanımız da birdir yöremiz de bir
Derdin varsa eğer bilene söyle
Yaramız da birdir beremiz de bir

Doğumlarda on gün dokuz da ayız
Ne umman ne nehir ne de bir çayız
Bölmüşlerdir bizi parça parçayız
Damlamız da birdir deremiz de bir

Kimimiz gamdayız kimimiz demde
Hemi canavarız insanız hem de
Halbuki bizlerin o bezm-i cemde
Safımız da birdir sıramız da bir

Bazen soğuk sıcak bazen de ılık
Bukalemun gibi değişme kılık
Zevraki der ne bu ayrı gayrılık
Künyemiz de birdir küremiz de bir


BELLİ DEĞİL

Hicran dağı geçit vermiyor bir an
Kar belli değildir buz belli değil
Yine başa bindi bir tipi boran
Yol belli değildir iz belli değil

Hain felek zaten her zaman çatar
Hatıralar ondan daha besbeter
Hançer tir u teber hep birden batar
Tığ belli değildir biz belli değil

Tecellimin temizi de pisi de
Kirlenmiştir kimyası da kisi de
Yakıyor içimi her ikisi de
Kül belli değildir köz belli değil

Pembe gül
ler soldu gövde parkında
Gönül yine değil bunun farkında
Kırlar karışınca otuz kırkında
Yaz belli değildir güz belli değil

Unutup Zevraki çekme ki heyhat
Nokta nokta biter o upuzun hat
Bir de geçer bin de hep aynı hayat
Çok belli değildir az belli değil



YALAN DÜNYA

Ömür kısa umut uzun
Yıktın beni yalan dünya
Ne tadın var ne de tuzun
Sıktın beni yalan dünya

Bulamadım gerçek dostu
Kimi kesti kimi küstü
Yatırmadan ayaküstü
Diktin beni yalan dünya

Bir namerdin dayağına
Nal eyledin ayağına
Tırtılların tırnağına
Taktın beni yalan dünya

Bereketin boyun enin
Boldur ama devran demin
Zevraki'ye düştü gamın
Yaktın beni yalan dünya


YA İLAHİ

Yele getmiş yetmiş sene
Bu ne iştir ya ilahi
Yüz olsada heçmiş gene
Bu ne işdir ya ilahi

Rüya desem rüya değil
Riya desem reva değil
Sahte etmez ahte meyil
Bu ne işdir ya ilahi

Aşı varsa kişi ölmez
Ötesini kimse bilmez
Gelen gider giden gelmez
Bu ne işdir ya ilahi

Nuh demişdir bine çok az
Dede doksanına doymaz
Bebe ölür doğar doğmaz
Bu ne işdir ya ilahi

Mademaki sonu kabir
Bana göre ha bin ha bir
Zatın zamanından kafir
Bu ne işdir ya ilahi

Hak yazmış ezel evrakı
Merak eder hep Zevraki
Hiç farimez iç firakı
Bu ne iştir ya ilahi

kafir: bilinmeyen,gizli
farimez: ferahlamaz


cicek_avcilar_08.jpg

YA İLAHİ

Düşündükçe aklım şaşar
Bu ne işdir ya ilahi
Döşe dalmış beni beşer
Bu ne düşdür ya ilahi

Katılaşmış asrın eri
Yokdur asla bir iv yeri
Topu vursan, teper geri
Bu ne taşdır ya ilahi

İnsanlar kör, çağımız çor
Çekiyoruz işte zar zor
Baş gövdeyi gezdirmiyor
Bu ne başdır ya ilahi

Ey Zevraki yaşın doksan
Yüzde olsan işin noksan
Yine boşdur, yeni doğsan
Bu ne yaşdır ya ilahi

ONUNDUR

Adalete odur esas
Hiç değişmez bir kanundur
Kısasdır, kısasa kısas
İşin neyse o, sonundur

Gezip salına salına
Mağrurlanmaki malına
Güneş kor gümüş nalına
Bu da en parlak donundur

Hem pulluğu, hem allığı
Sel giderde, kalır lığı
Sana düşer hamallığı
Malda, mülkde hep onundur

Dür Zevraki defteri dür
Ne sihirdir, ne büyüdür
Bir ten kalsa et bin şükür
Zaten emanet canındır

BANA

Ne Allahtan korkarım, ne ölümden
Çün onlar en yakın yar gelir bana
Yeter ki Muhammet tutsun elimden
İki cihan dahi dar gelir bana

Tayfunmu, tufanmı, tipimi, karmı
Adli ilahiden insan korkar mı
Ana yavrusunu tutup yakar mı
Allahta nar değil, nur gelir bana

Yerlerden, gökden, onsekizbin katdan
Zamandan, mekandan külli hilkatdan
Keyfiyet, kemiyetten, kainatdan
Yüce Mevlam önce var gelir bana

Zevraki der hikmeti, heyetimi
İliğimi, kemiğimi, etimi
Aşkı sarmışda suret, siretimi
Anın çün dembedem zar gelir bana


GÖNÜL

Şu dünyanın cilvesine
Güvenme gönül güvenme
Şölenine şölvesine
Güvenme gönül güvenme

Haracına behresine
Dayanaman dehresine
Allı güllü çehresine
Güvenme gönül güvenme

Cilvesine cimasına
Sana gülen simasına
Ay yıldızlı semasına
Güvenme gönül güvenme

Komşu kurmuş kara düğün
Sen ölme de sonra övün
Güneşi de söner birgün
Güvenme gönül güvenme

Önce yokla sonra da aş
Tuzak dolu bütün dağ taş
Yakın yetme uzak dolaş
Güvenme gönül güvenme

Gözden nuru dizden feri
Felek alır vermez geri
Aslın olsa asrın eri
Güvenme gönül güvenme

Topla bütün varı yoku
Merdan isen meydan oku
Ordun bozar ecel oku
Güvenme gönül güvenme

Düne bak da düşün biraz
Bahar geçse gelecek yaz
Yazların da sonu ayaz
Güvenme gönül güvenme

Baksana sen şu surlara
Esir olmuş asırlara
Saraylara kasırlara
Güvenme gönül güvenme

Hızlı vurur gizli fünye
Kütükten de kalkar künye
Senin olsa bütün dünya
Güvenme gönül güvenme

İşler derdin dişler sızın
Sonu böyle bu kansızın
Başa biner apansızın
Güvenme gönül güvenme

Senden yüce boyda ende
Nice beyler düşmüş bende
Gönün soyar kara günde
Güvenme gönül güvenme

Olsan dahi dehre lider
Heveslerin olur heder
Gençlik dersen o da gider
Güvenme gönül güvenme

Toptan altın olsa büstün
Topraklar örtecek üstün
Zevraki de-Ezrail de- olsa dostun
Güvenme gönül güvenme

sonraki sayfa

resim_010.jpg