|
BÜLBÜL
Boyundan da taşkın aşkın
Ne ağlarsın a bülbül *üm
Ne gezersin şaşkın şaşkın
Ne ağlarsın a bülbül
Yar delisi mi ne oldun
Sen de tıpkı bana uydun
Yoksa bir kem söz mü duydun
Ne ağlarsın a bülbül
Denizlisin derelisin
Benim içim yanar sin sin
Sen nerenden yarelisin
Ne ağlarsın a bülbül
Baştanbaşa kanlı tersin
Sen benden de besbetersin
Ne yanarsın ne tütersin
Ne ağlarsın a bülbül
Zarif bünyen büyük zarın
Zay mı oldu kisb-i karın
Nedir senin bu efkarın
Ne ağlarsın a bülbül
N'olursun beş dakkada din
Öte öte hep tükendin
Sel mi aldı bağ u bendin
Ne ağlarsın a bülbül
Ne bu keder ne bu hüzün
Kan çanağı olmuş gözün
Ah çekip de uzun uzun
Ne ağlarsın a bülbül
Özün turna, sözün nehir*
Çöle dönsen, olur çayır
Yakdın beni cayır cayır
Ne ağlarsın a bülbülüm
Zevrak zora zar vuruyor
Ne bağır, ne bağrını yor
Gönül ırak, gül durmuyor
Ne ağlarsın a bülbülüm
TURNAM
Sürünmüşsün allık pulluk
Sim sırmalı süslü turnam
Nereyedir bu yolculuk
Böyle sazlı, sözlü turnam
Uğrayında sora geçin
Uğur olsun yeyin için
Daim gelir geçer göçün
Böyle yazlı, güzlü turnam
Cananım sözden caymasın
Yanılıp yada uymasın
Yel duysada, el duymasın
Söyle sırlı, gizli turnam
Kanat kanar omuz eymiş
Of çekersin ok mu deymiş
Su mu içtin, suçun neymiş
Yaraları tuzlu turnam
Dön geri, önün güz ayı
Duman sardı düz ovayı
Dağ aşmak değil kolayı
Toros beli tozlu turnam
Yakdın beni, yakdın beni
Çekdin ahı yıkdın beni
Ya, nazarmı vurdu seni
Nemli gözlü nazlı turnam
Yeri, göğü ne dararsın
Ne yitirdin, ne ararsın
Yar mı yakdı, ne sorarsın
Sineleri közlü turnam
Bulutlar kaldırmadan baş
Çayı dolan, çamlıyı aş
Sel basmadan saza ulaş
Nemli gözlü nazlı turnam
Hava soğuk öyle yelki
Çok bekleme çabuk gel ki
Kar yağar kış olur belki
Boz bulutlar buzlu turnam
Dinlemez yarı yaranı
Kürtüğü, kırar kervanı
Kuş uçurtmaz, kış kıranı
Ne bahar, ne yazlı turnam
Zevraki der, kışdır sonu
Dondurursun tüllü donu
Karabük'den jale Sun'u
Alda getir tezli turnam
Zevrak gibi düşüp nara*
Zar edersin ara ara
Selamımı nazlı yara
Söyle sırlı gizli turnam
|
|
DERTLİ MİSİN
Yeşil başlı, yaşlı ördek
Benim gibi dertli misin
Akla esti Gelinpertek
Benim gibi dertli misin
Gariplik mi vardır serde
Elin nerde, gölün nerde
Ne dönersin narlı yerde
Benim gibi dertli misin
Yağrı yağlı, bağrı taşlım
Gönül yara, gözü yaşlım
Melül, masun dost bakışlım
Benim gibi dertli misin
Bu ne hüzün, ne hıçkırık
Bir sen mi kanadı kırık
Neden böyle boynun bükük
Benim gibi dertli misin
Üç beş günlük önü, ardı
Kime kaldı dünya yurdu
Yadmı yaktı, yarmı vurdu
Benim gibi dertli misin
Çırpınırsın hırçın hırçın
Kime hırsın, kime hıncın
Sere vurmuş sanki sancın
Benim gibi dertli misin
Verem, veba, bunu, şunu
Sollar geçer dost kurşunu
Ne dökersin gözden hunu
Benim gibi dertli misin
Ben mi şaşmış, sen mi şaşmış
Zevrak'da zar boydan aşmış
Bağra sığmaz, bahre taşmış
Benim gibi dertli misin
BİR YANA
Vardım ki meclisi meye
Saz bir yanda, söz bir yanda
Gamlılar gelmiş gülmeye
Dem bir yana, haz bir yana
Karmakarış gonca, güllü
Kimi gevher, kimi dürlü
Mezeleri türlü, türlü
Turp bir yana, muz bir yana
Kimi derin düşe dalar
Kimi çalar, kimi oynar
Beşi yanar, biri kanar
Kar bir yana, buz bir yana
Genç altın, kocalar sim
Benden uçtu o, ilk isim
Bir mecliste iki mevsim
Yaz bir yana, güz bir yana
Oldum bir an ben şehzade
Gamdan kasvetten azade
Yandı Zevrak, tüttü bade
Kül bir yana, köz bir yana
OLDUĞUNDAN
Tanrı emri tehir olmaz
Çünkü değildir ki namaz
Dünya döner kıl oynamaz
Hakkın emri olduğundan
Düşünde bak bir derince
Nefes gelir giderince
Nutfe büyür kaderince
Hakkın emri olduğundan
PİRE
Can almak vermek Allaha mahsus bir iştir
Ne bir namerde yakışır, nede bir ere
Bu nasıl bir hak hukuktur, bu nasıl gidiştir
Binlerce can alırsın sen verirken bire
Engeldir işe, ibadete, zikire
Daldırmadı beni uyku denen o kire
İşte bundan dolayı en temiz dostumdur
Üstümdeki bit ile, postumdaki pire
|
|
|
|
|
KEKLİK
Gelinlere sembolsün sen
Ezel elin kına keklik
Başın döşün desen desen
Süslü keklik suna keklik
İnsanların pis boğazı
Boğar gider has avazı
Tor yavruya ver vaazı
Bazı bazı ana keklik
Bizde varken bu yobazlık
Size haram yeşil sazlık
Kuru dağı eyle yazlık
Kucak açar sana keklik
Zevraki der hoş lezzetin
Sana düşman kendi etin
Dostu bulmak gayet çetin
Gel dertleşek bana keklik
ARARSIN
Kon sanasın gönül kuşum
Kırılmayan dalmararsın
Vallahi çok yorulmuşum
Vücudumda halmararsın
Çakmak yanmıyor taş atmış
Kör dünya kimi yaşatmış
Mor dağları kar kuşatmış
Güz gününde gülmararsın
Asır ömrüm bir an olmuş
Vücut şehri viran olmuş
Beyi uçmuş bağı solmuş
Boş kovanda balmararsın
Sakın gayri bir sakiden
Geç faniden iç bakiden
Sana aşık Zevraki'den
Daha sadık kumararsın
AGAH BABANIN KAZLARI
Göl göremez yıl boyuna
Agah babanın kazları
Dalmışlar hayal çayına
Agah babanın kazları
Degelde yazma sen olda
Senin olsun taam bulda
Talim yapar taşlı yolda
Agah babanın kazları
Hemen köyün arkasında
Bekir ağa tarlasında
Devran sürer ortasında
Agah babanın kazları
Meğer buda rüya imiş
Küllük başı derya imiş
Ne yazısı kara imiş
Agah babanın kazları
Kursakları boş, kuru yaz
Gurlar gurcuklar kurar saz
Bağırırlar avaz avaz
Agah babanın kazları
Ne itlik olur ne etlik
Ne telek var, ne eteklik
Topun satsa etmez teklik
Agah babanın kazları
Hazirandı ayın adı
Yağmaz ya, bu yaz inadı
Yedi kuyruğu, kanadı
Agah babanın kazları
Örnek alsın Gelinpertek
Yeni yıla vurur ördek
Sarma dolaş gelin gerdek
Agah babanın kazları
Ne tükenir, nede türer
Pili biten pine girer
Kayıp olur birer birer
Agah babanın kazları
Ne ekmiştiki, ne biçe
Emekleri getsin heçe
Girdiler bizim güvece
Agah babanın kazları
BEHEY BACIM
Dağ olsada erir vücut
Halimisin behey bacım
Niçin kılman hakka sücut
Delimisin behey bacım
Seni çözmek kârı kimin
Ne elimin, ne dişimin
İçimdeki ibrişimin
Teli misin behey bacım
Yaz görmedim sen desende
Bahar sende, bade sende
Bud kokarsın, bad esende
Bâkir misin behey bacım
Yar cemali düşse yâda
Tad mı kalır bu dünyada
Fani isen düş feryada
Baki misin behey bacım
Gözde ufuk, özde nursun
Zevraki'ye dokunursun
Deryalardan dem vurursun
Bahir misin behey bacım
DEĞİL
Şairdeki nale, neşe
Okus değil, pokus değil
Şiir doğurur peşpeşe
İkiz değil, dokuz değil
Bölek desek yarılıyor
"Çarpak" desek kırılyor
Yaş artsa, iş geriliyor
Zait değil, nakıs değil
Zehirlendi gizli sırlar
Tahirlendi kinler, kirler
Kafamdaki bu fikirler
Bakir değil, nakız değil
Geçtim demden, düştüm gama
Bunca yükler benim neme
Bakarımda bu sineme
Teker değil, akıs değil
Zevraki'yem geldim ta ki
Çoğumdaki azımdaki
Selavatdır ağzımdaki
Salya değil, sakız değil
GİDERSİN
Gamsızlar geziyor hep neş'eli dinç
Sokaklarda bayram sofrada sevinç
Durmayacak mısın? Gözyaşım sen hiç
Kara bahtım, hep karamı gidersin
Dembedem süzülür çıkar fezaya
Selam verir geçer yıldıza aya
Kalbimin yanında kuş kalır yaya
Böyle acele, yaremi gidersin
Bir selam bile yok bana bayramlık
Ne bir analık var, ne bir babalık
Gözyaşlarım göldür, bende bir balık
Denize doğru toramı gidersin
Bu günler Jalemi andım da andım
Bu hasrete, yalnız bir* ben dayandım
Koynundaki nara yandım da yandım
Düşüp yandığım naramı gidersin
Akif der makamın melekten üsttür
Jalem! Bayram günü bu nasıl* küstür
Bu ne çehre, bu ne celal, ne yastır
El derneğe, sen daramı gidersin
Bİ LKİ
Benim gönlümdeki yarada
Bil ki senin derdindir
Belki başımdaki sarada
Bil ki senin derdindir
Sen geçince, nidem kalbini
Kalp geçse nidem kalıbını
Doldurup taşıran gönül kabını
Bil ki senin derdindir
Sır geceydi, sıyrıldı doğdu tan
Çok şükür sana, ey yaratan
Beni, bu dünyada yaşatan
Bil ki senin derdindir
|
|