|
YA DOĞAR YADA DOĞMAZ
Seçme karpuz bir umut
Ya çıkar yada çıkmaz
Oylarımız boş bulut
Ya yağar yada yağmaz
Sınadığım esmer sarı
Dibimize ekti darı
İnekleri yeni karı
Ya sağar yada sağmaz
Girmez ya boyunduruğa
Gösterişte tıpkı boğa
Meclisteki tüy koltuğa
Ya sığar yada sığmaz
Seçtiğimiz samur kedi
Kendiri kesiyor kendi
Bir tek sıçan yıl tükendi
Ya boğar yada boğmaz
Şair dediğimiz deha
Boyun eğmez hiçbir şaha
Zevraki gibi bir daha
Ya doğar yada doğmaz
YİNE
Pikaplara bir vırıltı
Düştü yine düştü yine
Partilere bir vızıltı
Düştü yine düştü yine
Boş fincana çok dedik baş
Daldık dibine çıktı taş
Reyler kepçe beyler de aş
Taştı yine taştı yine
Millet dalar döş döşe
Meclis çalar diş dişe
Keleklere keyfli köşe
Düştü yine düştü yine
Bu millete yapanın kur
Maçaları mekik dokur
Demirel'im maval okur
Şaştı yine şaştı yine
Ali Aybar bizden güya
Bölükbaşı görür rüya
Feyzioğlu'na bir foya
Düştü yine düştü yine
Sunay basmaz çürük dala
Rahmet oldu Gümüşpala
İnönü'müz ince fala
Düştü yine düştü yine
Para ister reye peşin
Riya yapar refik eşin
Planı suya Türkeş'in
Düştü yine düştü yine
Kötü demez Zevrak eye
Canım kurban Özcan Beye
Beşyüz lira bir tek reye
Düştü yine düştü yine
BOZUK
(Üç Fidan'a)
Hançer-i ebrudan bağrımız yara
Afet-i devranın enzarı bozuk
Of demem amma ki çekseler dara
Şu nazlı vatanın gülzarı bozuk
Ruy-ı envarında kalmamış bir tad
Çimenini çiğner murdar-ı mırtad
Anın çün eyliyor ah ile feryad
Bülbül ü şeydanın bağzarı bozuk
Durmuş bakıyoruz zulmete hala
Haykıran yok mudur hayasız hale
Bin tufan biniyor bir taze dala
Rical-i devletin rüzgarı bozuk
Korur iken yetmiş iki buçuğu
Şimdi katlolur yurdun öz çocuğu
Çalım satar çağın çirkin buyruğu
Erbab-ı zulmetin efkarı bozuk
Melanet sarmış meclis-i azamı
Bir tarafta zulmü bir yanda zammı
Ne zaman düzelir bilmem nizamı
Kancıklar kolunun kantarı bozuk
Zevraki firakın beter Nazım'dan
Yanar sinelerim tüter sızımdan
Bugün üç tel koptu gönül sazımdan
Tutmuyor düzeni dilzarı bozuk
hançeri ebru: sevgilinin kaş çatışı
afeti devranın enzarı: öldürücü güzel bakış
gülzar: güzel bakış
ruy i envar: vatanın nurlu yüzü
murdarı murtad: kirli ve reddedilmiş
bağzar: bağ yeri
erbabı zulmet: zulum sahibi
efkar: gaye, amaç
dilzar: akort, uyum
BAŞLAYACAK
Birkaç gün sonra ganimet
Başlayacak başlayacak
Kin, husumet, kan, kav, kıybet
Başlayacak başlayacak
Dişte kuduz, işte kısır
Köşelerde kısır pısır
Kürsülerde dırdır, zırzır
Başlayacak başlayacak
Sağırlar, körler, sahteler
Sahnelerde hep kahbeler
Kandırıcı çay kahveler
Başlayacak başlayacak
Dalavera oy başına
Verenlerin vay başına
Zam seçimi ay başına
Başlayacak başlayacak
Akif söyler, arif anlar
Nice buranlar, böhtanlar
Birbirini şu şeytanlar
Taşlayacak, taşlayacak
|
|
CEMAL GÜRSEL'E YAZDIĞIM
YETMİŞİNCİ MEKTUPTAN
Yeter artık nedir bu cezirler metler
Nedir bu adavetler husumetler
Bir karara varsın şu hükümetler
Bizlere pösteki saydırmasınlar
Başına yıkarım depredip deyr'i
Dırlanmasın daha o dini eyri
Bir pula iner süpürgenin seyri
Kılıcı kından kaydırmasınlar
Yaslansa da yunana rusa
Hatta; kurtaramaz gelse isa musa
Dokunup da öyle ara namusa
Yediden yetmişe kıydırmasınlar
O, eşek fıstığı, o, at fışkısı
Yeter artık kessin fitne kıspısı
Bir gemi edip de koca kıbrısı
Dalavera denizinde yüzdürmesinler
Semayı sükütu eyler tarumar
Takat şakırtısı ayyuku dutar
Vallahi dünyayı yer ukbayı yutar
Dağların kurdunu kızdırmasınlar
Tanı ey makaryos tarihi tanı
Atına kırk çalıyı birden atlatanı
Yatağında yatan yağız aslanı
Kükretip ayağa kaldırmasınlar
Bir Akif kalsada dünyaya karşı
Yine yakar yeri, yıkarız arşı
Yeter milletime bir istiklal marşı
İkincisini ki yazdırmasınlar
Ne tunçdur, ne çelik, nede bir ferdir
Bu zincirki her lokması bin erdir
Haşa sümme haşa kopmaz bu kudret
Ey fendi* firenk gerdirebildiğin kadar gerdir
YAŞ KURU
O, benim ecdadımdır enkazımdır
O benim atim o benim mazimdir
Dünya ... olsa Kıbrıs bizimdir
Haraç mezat bin başdır bir taşı
Yiğitler vurulur yine mehenge
Dü¤ün dernek deyip çıkarsak cenge
Devrilir dünya bozulur denge
Sakın bozmayalım ha bu barışı
İncitmeyelim öyle binelim ki
Ortak at zebun* olur bilesin ki
Dost payı olsun şöyle bölelim ki
Kuyruk sırt bize makaryosa başı
Hem ne lüzum vardır dövüş davaya
Tükürüp bir taş atalım havaya
İster dağa düşsün ister ovaya
Kurusu bizden makaryosa yaşı
Amma itiraz varsa bu buyruğa
O zaman baş bağlanır kuyruğa
KIBRIS DESTANI...
Hortlasa haçlı, helen, portlasayan
Kaynat kefen olsa, küre kabristan
Vallahi billahi yine de sığmaz
Sancılı Kıbrıstan doğan bu destan!
Mat olmaz namerde o, metin ada
Savaş sahnesinde son matinada
Kıbrıs sözümüz, gözümüz ama
Gözümüz yokdur Londra'da, Atina'da
Gelin düşmanlığı dünyadan sürek
Füzeye. atoma, topa ne gerek?
Bileğe güç, kuvvet, zırh ve zor değil
Yürek ister dostum billahi yürek
Güleriz biz böyle komik tehdide
Birleşse cihanın bütün cehdide
Korkmaki Kıbrıs'ım asla konamaz
İnse tüm melekut, hatta mehdide
Kafirler veriyor yangına körük
Kafesinin ağzında bir üfürük
Ne yazar ki olsa fendi firengin?
Yöresi çelik ya yüreği çürük
Toplu gelirde, paslı teklime
Pes demedik yendik yedi iklime
Acırım avrupanın bugün aczine
Esince o eski günler aklıma
Ey anam, ey bacım, ey yunan yenge
Yeniden mecbur etme bizi cenge
Kıpırdarsa Kıbrıs'da boz mehmetçik
Bozulur dünyada düzenli denge
Zevraki der satarız bulsak fiyeti
Beşyüzbin beş başdır, eski diyeti
Varsa taliplisi çıksın meydane
Yoksa yaşasın Türk Cumhuriyeti
|
|
|
|
|
VURAN VURANA
Ana baba kahroluyor
Vuran vurana kıran kırana
Zerde yesek zehroluyor
Vuran vurana kıran kırana
Ecevit Erbakan Demirel Türkeş
Ankara'da bir keşmekeş
Kimi Köroğlu kimi keleş
Vuran vurana kıran kırana
Düşme dostum düşün iyi
Bunda var bir bit yeniği
Karışmış at it kurt eniği
Vuran vurana kıran kırana
Düşünmeden asla bir an
Vücutları ettik viran
Kinler balta kişi keran
Vuran vurana kıran kırana
Boşa geçmiş yirmi asır
Katırdan da daha kısır
Kurtlar bizde kimde kusur
Vuran vurana kıran kırana
Suç sürünün var neyinde
Çobanın da köpeğin de
Adliyenin göbeğinde
Vuran vurana kıran kırana
Tayfun yutar tipi iter
Koy girdaptan daha beter
Bu gidişle gemi batar
Vuran vurana kıran kırana
Deli derler bana derhal
İnzivaya girsen bir hal
İzdihamda belli ahval
Vuran vurana kıran kırana
Kar etmiyor muhtırası
Nerde mevlanın turası
Azdı küfrün ihtirası
Vuran vurana kıran kırana
Anarşiyle şu trafik
Anlaşıp da olmuş refik
Afişler de tahrik teşvik
Vuran vurana kıran kırana
Çilekeşin bu çağrısı
Semer çökmüş çok ağrısı
Baş bellisiz en doğrusu
Vuran vurana kıran kırana
Zengin olsan fakir ya da
Ne farkeder kan deryada
Ey Zevraki koş feryada
Vuran vurana kıran kırana
KABUL ETMEZ
Bu ne duman bu ne sis ki
Sığlar bile kabul etmez
Böyle zulmü zamı eski
Çağlar bile kabul etmez
Allamayı pullamayı
Kaz üstüne bas yamayı
Böyle çirkin çullamayı
Çığlar bile kabul etmez
Köpek etsin böyle kara
Köşkünü de aştı kira
Köylü kentli düştü zara
Ağlar bile kabul etmez
Çullandıkça çağın alı
Çam çökerse netsin çalı
Öde döndü Özal balı
Yallar bile kabul etmez
Ne bunda şunda onda
Aklım demde fikrim unda
Deli etti beni en sonda
Dağlar bile kabul etmez
Kabul Etmez şiirini sesli izlemek için
buraya tıklayın
REFİK AHMET SEVENGİL'E
GELDİM
Dertlerim vardır ki deryaya eşit
Ne ben deyim bunu nede sen işit
Metahım dersen envai çeşit
Bir sarraf bulursam satmaya geldim
Aşktan yetmiş yara yemiş bir erim
Vallahi sağ değil hasta her yerim
Yoruldum yolunda kalmadı ferim
Gönlünün köşkünde yatmaya geldim
Doğmuş isemdeki o, köhne çağda
Bu gönlümün dili değildir ağda
Kabul edersen bağrındaki bağda
Şeyda bülbül gibi ötmeğe geldim
Riyamıdır yoksa gördüğüm rüya
Beni çağırmışsın beyim sen güya
Böyle bir şey yoksa eğer olur ya
Sadece görüşüp gitmeğe geldim
Bakmalıdır sahtesine safına
Her metahı koymalıdır rafına
Refik Ahmet gibi zer sarrafına*
Çırak olup hizmet etmeye geldim
Akif'in dertleri Ağrıdan gaban
Yoksulluk yürekde ağrıyan çıban
Ozan mozan değil sade bir çoban
Mecliste malları güdmeğe geldim
KIT'A
Gider elden yağlı ballı beleşler,
Kalır ortalıkta kanlı ileşler,
Kaybolur vallahi, vahşi keleşler,
Dağılır dergahın, kulun da kılmaz.
Çığ gibi çullasa çılgın çağların
Yahut kar bağlasa, olgun bağların,
Bozarır kahkülün, başlar ağların,
Sararır yeşilin, alın da kalmaz.
CEMAL GÜRSEL'E
(Onuncu mektuptan)
YOK
Ey! Tarihin pek enderi
İnkilabın tek önderi
Ters çevirdin pis minderi
Kurtuldu yurt, şef yok şah yok
Ne asude, âli hayat
Ne muazzam bir asalet
Bu ne huzur, ne adalet
Her yerde Hak, oh var, ah yok
Gün doğsada bahtım kara
İçten sızlar bağrım yara
İlacıdır bir sigara
O da bizde kah var kah yok
Sabah yazsan gelir akşam
Ne Bağdattır nede ta Şam
Unuttun mu Akif'i paşam
Çoktandır selam yok sabah yok
|
|