Aşık Zevraki Divanı Anasayfa | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 |25 | 26 | 27 | 28 | 29 | 30 | 31 | 32 | 33 | 34 | 35 | 36 | 37 | 38 | 39 | 40 | 41 | 42 | 43 | 44 | 45 | 46 | Özgeçmiş - İçindekiler | Açıklamalar-Sizden Gelenler | Anılar

25

2156.jpg

NAZLI YAR

Eridim aşkından ben yana yana
Kerem küllü külhan közlü nazlı yar
Bulunmaz benzerin baksam ne yana
İrem güllü direm sözlü nazlı yar

Siyah zülfün döküp yana yıkışı
Tıpkı ayın sisten yeni çıkışı
Yeri göğü yakar bir yan bakışı
Mahi yüzlü ahu gözlü nazlı yar*

Şeklinin tarifi yaratmadan zor
Şems-i nur desem de gene olmuyor
Buluta bağlanmış aya benziyor
Mahi yüzlü ahu gözlü nazlı yar**

Saçını başını silker de gelir
Sanırsın ki keklik seker de gelir
Ne taraftan tezmiş onu kimbilir
Eli gizli yolu tozlu nazlı yar

Zevraki'yi sarmış bir ziyade nar
Ne derya söndürür ne buz ne de kar
İçtikçe içimi yakar da yakar
Meşki bizli aşkı tuzlu nazlı yar


BENZİYOR

Bir sevgilim var ki vermem cihane
Dalyan boyu selvi dala benziyor
Adına tadına yoktur bahane
Oğul peteğinde bala benziyor

Ne melek ne peri ne huri kızı
Ne Zühre Zühaldir ne tan yıldızı
Dudaklar kızıldır yanak kırmızı
Gönlümde açılan güle benziyor

Giyinmiş kuşanmış al ipekleri
Başına konmuş yüz kelebekleri
Göz perdesinde düz kirpikleri
Mavi camda siyah tüle benziyor

Karı değildir ki dayanmak erin
Bakışı acıdır akışı derin
Ne kadar nevai ne kadar narin
Tıpkı ruhumdaki tele benziyor

Akseder yüzüne özünün rengi
Rakseder ruhumda gürzünün cengi
Halt etmiş yanında Arap üzengi
Ali'ye Rüstem'e Zal'a benziyor

Kendi yapar fendi bozar barışı
Ürkütür erleri üste varışı
Deste saçlarının dalga vuruşu
Gönlümdeki gümrah göle benziyor

Seni sevmek övmek ömre zararmış
Öfken nedendir ki ufkun kararmış
Sır mı çektin sunam siman sararmış
Sahradaki kavruk çöle benziyor

Güneşi gölgeler gülünce aynın
Gülü kıskandırır kokunca koynun
Kamış kametinde bükülmüş boynun
Yarinden ayrılmış yola benziyor

Dosta mı darıldın dalgın yürürsün
Garip Zevraki'yi gama bürürsün
Dön de bak geriye neler görürsün
Aşığın ardında kula benziyor




2053.jpg

GÖRDÜM

Selvi gibi bir boy gördüm en görüm
Bacağında bere boyununda ben gördüm
İnkar edemezsin sevdiğim
El söylemedi kendi gözlerimle ben gördüm

Arşı kürsü eyledim cevlan
Dolandırdı durdu beni bir ceylan
Bir mucizedir ki ayan beyan
Vallahi yer yüzünde gün gördüm

Menendiv bulunmaz Yemende Hintte Çinde
Kıral gibiydin Jalem kızlar içinde
Derya dalgalandırdı kumral saçında
Sanki bin yıl oldu daha dün gördüm

cicek_yokuslu_33.jpg


YAR SENİN İÇİN

İsim bulmağa koca kamusu
Hep alt üst ettim yar senin için
Yer ile yurdu arı namusu
Kaldırıp attım yar senin için

Hiç sığmaz iken avuca ele
Fendi bendile eyledin köle
Bin pırlantamı ben bile bile
Bir pula sattım yar senin için

Kah bir koruda kahi kovukta
Yağmur yağışta sıcak soğukta
Kah sapalarda kahi sokakta
Serilip yattım yar senin için

Kader kurşunu vurdukça dum dum
Parçalandım da hep pay pay oldum
Gün oldum yıldız oldum ay oldum
Doğmadan battım yar senin için

Deryadan derin derdimin dibi
Bağrımda volkan başımda tipi
Alev altında eğri mum gibi
Eridim bittim yar senin için

zevraki__arkada_lar__ile.jpg

cicek_avcilar_08-.jpg

Jale Sun'dan, Aşık Zevraki'ye son şiir
Karabük 24 Ağustos 1961

TEK SEVGİLİ

Bir kelime bulamam hitabına değecek,
Hem gönlüne dikenim, hem başında bir çiçek,
Yeter ki, olma birgün, bir manevi zelzelem...
Sana ömrümce gönlüm "Tek sevgilim!" diyecek.

En güzel mısraları dizip deremediğim
En içten şiirleri yazıp veremediğim
Zihnindeki sırrına, çözüp eremediğim
Sana ömrümce gönlüm "Tek sevgilim!" diyecek..

Seni ruhen tanıdım, ilk geldiğin gün bize
Göz yaşında rasladım yirmi yıllık bir ize
Sensin! benim tanrıdan beklediğim mucize
Sana ömrümce gönlüm "Tek sevgilim!" diyecek..

Ümidin kırılmasın, emellerin solmasın
Kalbimdeki yerine, elem, hicran dolmasın
"Yar Yar"! diye koştuğun bir uçurum olmasın
Sana ömrümce gönlüm "Tek sevgilim!" diyecek..

Bir gün dönüp kapımı çalıverki, ansızın
Bir anda diniversin içerindeki sızın
Parıltısı sönmesin bahtımdaki yıldızın
Sana ömrümce gönlüm "Tek sevgilim!" diyecek..

Hem şiirin olayım, hem şairin olayım
Bir ışık olup senin gözlerine dolayım
Sensizken teselliyi mektubunda bulayım
Sana ömrümce gönlüm "Tek sevgilim!" diyecek.

Yoluna feda olsun ümitlerim, emelim
Yolumdan ayrılırsan bomboş kalacak elim
Yirmi yıllık çileni, gel birlikte çekelim
Sana ömrümce gönlüm "Tek sevgilim!" diyecek.

zvrki_001.jpg

DÜŞÜN

Gönlünün gözleri çevrilsin bana
Benimle süslensin hayalin düşün
Güzel gün dilerken her sabah sana
Her akşam karanlık çevremi düşün

Pembe goncalardan demeti bir gün
Bir tatlı tebessüm gibi bana sun
Hülya bahçesinde ismime uygun
Çiçekler üstünde şebnemi düşün

Bir sevgi gizlenir gülün alında
Bir hasret sezilir sazın telinde
Sevdaya kardeştir gönül dalında
Şu geniş manalı özlemi düşün

Jale Sun Karabük 1961

normal_img_1464.jpg

JALE SUN
Söyle Sevgili

Mektubunda sıcaklık var
Elinden mi geçti söyle?
Ya bu sevgi, biricik yar
Dilinden mi geçti söyle?

Hayal kurmak oldu işim
Saadettir suyum , aşım.
Sana uçan gönül kuşum
İlinden mi geçti söyle?

Gül de gönül de senindir
Gel de bu hasreti dindir.
Sözlerin gönlünün bin bir
Telinden mi geçti söyle?

Sevginin rengi pembe mi?
Senin de gönlün bende mi?
Bende esen aşk meltemi
Yolundan mı geçti söyle?
jale sun


GİBİYİM
Aşık Zevraki

Gönlümde açan ilk, son çiçek oldun
Rüyaydın, hayaldin bir gerçek oldun
Ay oldun, gün oldun gönlüme doğdun
İnanki nurunla dolmuş gibiyim

Bahar ise gönlüm, bahtındır senin
Kolleksiyon değil, tahtındır senin
Oturmak bahtıma, ahtındır senin
Altındaki postun olmuş gibiyim

Belim kırık kaldı, boynum bükülü
Aslı'ya karıştı Kerem'in külü
Göğsünün benleri iremin gülü
Jale'min koynunda solmuş gibiyim

Hangi aşık var ki o bana benzer
Maşuk tıpkı mahi tabana benzer
Yar, Zevrak'tan kaçan yabana benzer
Gazali misali vurmuş gibiyim

Jale Sun

Güzeli arasam bütün ömrümle
Tükenmez hayatım belki övgünle
Şiirimle değil, amma gönlümle
En güzel gerçeği bulmuş gibiyim

Senin tatlı söyler dillerin vardır
Kerem'den de közlü hallerin vardır
Gönlünü güldüren güllerin vardır
Ben uzak bahçede kalmış gibiyim

Sence bir rüyamı, bir gerçekmiyim
Kolleksiyondamı, yoksa tekmiyim
Ağlayacakmıyım, gülecekmiyim
Bir şüphenin esiri olmuş gibiyim


RAZIYIM

Sıyrılıpda tahassürün tülünden
Gelip beni görmesende razıyım
Göğsünde açılan onca gülünden
Bir tek gonca vermesende razıyım

Açtığın günden beri sen arayı
Sara doldu gönlümün şen sarayı
Hızlı vurduğun bu gizli yarayı
Gazlı bezle sarmasanda razıyım

Ah kattında zalim ahdü vefaya
Civan canım düşürdün cevri cefaya
Zevzeklerle dalıp zevkü sefaya
Zevraki'yi sormasanda razıyım

KURBAN OLDUĞUM

Dembedem gönlüme gelir gidersin
İline, yoluna kurban olduğum
Kapına kul olsam acep ne dersin
Ağzına, diline kurban olduğum

Bağrımı yaksada nakışın, nazın
Seninde geçecek baharın yazın
Baki kalır bana tenimde sızın
Sazına teline kurban olduğum

Mızrabı neşteri batsada cana
Neşe verir yine billahi bana
Hüsnünün hüneri, hasminden fena
Fendine, feline kurban olduğum

Kamaştırır gözü, üzün kumaşı
Görenler unutur ekmeği aşı
Değilki erleri, eritir taşı
Döşüne beline kurban olduğum

Civanım koysada beni şivanda
Şikat etmem yine ulu divanda
Arımı koydunki konam kovanda
Barına, gülüne kurban olduğum

Nas dayanmaz yazsam düştüğüm nara
Yaktı Zevrakı'mi yıktı kenara
Çöktükçede çöktü koca çınara
Seline gölüne kurban olduğum

guven_aksu2xx.jpg

OLMASAYDI

Gönül çıkıp şu yaylalara seyran eylemez
Dağındaki susam, sümbül, lale olmasaydı
Karabük birleşip çekse beni eyleyemez
Zülfü teline bendeden Jale olmasaydı

Ne tutacak dal var, ne dayanacak istinat
Yetiş imdadıma ey insafsız etme inat
Bülbül içlenipde gülüne etmezdi feryat
Bağrındaki binbir türlü nale olmasaydı

Diyar diyar dolanıpda ben hep yana yana
Akibet muhtaç olupda geldimse ben sana
Salık vermezdi settar vallahi seni bana
Uğrundaki ballı bade çare olmasaydı

Deli olup gezmezdik, Zevrak olup yüzmezdik
Herkese derdimizi derya edip taşmazdık
Başımızı alıpda gurbet ele düşmezdik
Çağrındaki acı acı nare olmasaydı

SEVDİĞİM

Belim bükük boynum kıldır
Sende, benden gerimisin sevdiğim
Haber gelmez, yedi yıldır
Ölümüsün, dirimisin sevdiğim

Gözümdesin incileyin
Gönlümdesin sancılayın
Acep, sende bencileyin
Kemikmisin, derimisin sevdiğim

Kavuşurum hep kaçdıkça
Sarılırım her yatdıkça
Sır olursun göz açdıkça
Melekmisin, perimisin sevdiğim

"Ne yiyip, ne içecekdin"
"Tek sevgili" diyecekdin
Benden, eli niye çekdin
Yalancının pirimisin sevdiğim

Akif derki; hüsnü anın
"Şemsi nurdan var nişanın
Kamer midir yoksa şanın
İki cinden birimisin sevdiğim

YARİM

Bilmem bu mu diyorum ebediyen yaşamak ?
Tükenmeyecek ömrüm sevmekle yarim seni
Bana nasib olursa yanında şen yaşamak
Tükenmeyecek aşkım sevmekle yarim seni

Sensiz geçen günüm ay, aylarım bir gün olur
Saadetim ve neş'em seninle mümkün olur
Her güzel mısramda senin bir övgün olur
Tükenmeyecek ilham övmekle yarim seni

Jale Timurhan

Beş adım geldin, bir adıma
Adın karışdı, şükür adıma
İstersen yağ, bal ol istersen kaymak
Ayrılmaz daha tadın karışdı tadıma

Akif Timurhan

Sayın Jale Sun tarafından,
Aşık Zevraki'nin babası Kamil Dede'ye 3/10/1961 tarihinde yazılmış mektuptur.


Muhterem büyüğüm,
Bu insanlık dışı işe bir son vermeniz, oğlunuza mani olmanız dileği ile size bir mektup yazmayı düşünüyordum ki, sizin ikaz mektubunuzu aldım.
Hakkımda yanılmış şekilde bana hitaptan bile çekinerek "Yuva kurmak için, yuva yıkmaktan" vazgeçmemi tavsiye eden hicivli sözlerinizi haksız görmedim, ancak herkesin içini Allah bilir.
Ben bir karıncayı bile ürkütmeyecek kadar yufka yürekli bir kız olarak kalben müsterihim.
Oğlunuz iki yıldan beri bütün reddedişime, cevapsız bırakmama rağmen, herbiri iki metre boy ve eninde kağıtlara yazdığı destanlar gibi uzun mektupları ve Karabük gazetelerinde, Karabük halkına yirmi yıllık aşkını ilan eden, içinde ismimin bulunduğu şiirler ile bana kendisini tanıtmasaydı, on yıldır bulunduğumuz Karabük'de namusu, şerefi ve terbiyesiyle temayüz edip herkesin takdir, itimat ve sevgisini, övgüsünü kazanmış bir genç kız olarak, oğlunuzun Karabük'te bulunduğundan bile haberdar olmayacaktım.
Oğlunuz bu mektup ve şiirlerde beni yirmi yıl evvel belki de benim hayatta bile olmadığım bir zamanda rüyasında gören bir hak aşığı olarak, beni şehir şehir, köy köy aradıktan sonra nihayet Karabük'te bulduğunu, kendisini reddetmemin yirmi yılın yorgun aşığına karşı vicdansızlık ve Allaha karşı gelmek olacağına, milyonlara baliğ maliyetini bana bağışlayacağını, " evet " dediğim takdirde sizlerin de oğlunuzun hayatını kurtarmış olmamdan dolayı, yirmi senedir oğlunuzun tarifinden, benim için yazdığını söylediği otuz bin sayfalık yazılarından, ve yaptığı hayali resimlerden, gıyabi olarak tanıdığınız bana minnettar olacağınızı yalvararak söylüyor, kaderin önüne geçemeyeceğimi, kendisinden ne kadar kaçsam, ölünceye kadar peşimde sürüneceğini, kapımda köle hatta bir köpek olmayı en büyük bahtiyarlık addedeceğini, kendi tabiriyle "Akifin Jale sine" er geç...kendisinden başka bir kimsenin sahip olamayacağını ve beni kendisi kadar kimsenin mesut edemeyeceğini durmadan telkin ediyordu.
Evli olduğunu çok geç öğrendim, kendisi bu hususta bana, beni rüyasında gördükten sonra bana ait hayali resimler ve yazılarla uğraşırken, annesi ve siz bir peri nikahı ile evlendirdiğinizi söylüyordu. Akif beyi şahsen geç tanıdım. Beni bu kadar büyük bir içtenlikle sevip istemesine, yalvarıp yakarmasına dayanamayan annem, babam ve ben onu evimize aldıktan sonra kendisini daha yakınen tanıdık, sevdik.
Fakat yıkılıp aşılmaz bir set gibi aramıza girip gözümüzü geren evliliği arada varken hiçbir çıkış yolu bulamamamıza rağmen yine de bir türlü vazgeçemiyorduk. Akif beyin batini büyüklüğü bir yana, zahiri zerafetiyle de büyülenmemizin yanında, bana karşı olan bu temiz duygularını o kadar aleni hareketleriyle de doğrulayıp isbat ediyordu ki ; annem babam razı olmayıp sadece onu bir müddet oyalayıp baştan savmak için evlenebilmemize " evet " diyorlarsa da fakat ben ister istemez bana karşı olan bu aşırı aşkın esiri olarak tesiri altında kalıp, bu şair ve tahir Türk kızı olarak şiarıma uygun bu ulu insana ilgi duyup onun hilkatindeki halis ve hassas duygulara haris olmam eğer sizce bir hata ise ; yine aynı sevgi övgü ve değişmez karakterimle Akif'i kıyamete kadar unutmayacağım kavliyle, sizin de isteğiniz üzere oğlunuzdan 3-10-1961 bu tarihi mektubumla maddi ilgimi kesiyorum.
Akif beyin " esnaf Dursun Bayrakçı eliyle Kelkit-Köse " diye bana verdiği adrese ; sevgi ve sadakatımın sonsuzluğu ile, artık bundan böyle kardeşçe kalmaktan mektupla konuşmaktan başka çıkar bir yolumuzun bulunmadığını yazmak üzereyken, sizin samimi ve sıcak olduğu kadarda üşütücü, ezici ve üzücü mektubunuzu aldım, ve yine tekrar edeyim ki; ince bir biz misali, evet , ince bir biz ve mil misali visale ermeden , vehdanı vuslatı görmeden ikimizinde iliklerimize kadar işleyip inerek bizi inim inim inleten, ilgimi kesiyorum gibi mecburi bir ifade kullanmaya mecbur kaldım ki, bu ibare , benim için tamamen fiziki bir feragatten ibarettir.
Eğer muktedirseniz, siz bir baba olarak oğlunuzun fıtri duygularına mani olabilecek daha farklı feveranlarla onu ikna edip bu fevkalbeşer fikrinden, daha başka türlü fedakarlıklara feragat getirebilirsiniz.
Cümlenize saygı ve selamlar sunup sonsuz saadetler dilerim...
Jale Sun
3/10/1961 Karabük

sonraki sayfa

064_da__ve_bulut.jpg

zvrki_023.jpg