|
TARABYADA BİR GÜN
Verilsinde destler, derilsin dostlar
Muhabbet mekanı açıldı bugün
Parlasın kadehler, silinsin paslar
Ruhumuza neşe saçıldı bugün
Nezelmiş gönüller nazikmi nazik
Bahtımız karadır, bağrımız ezik
Meyimiz sohbettir, mezemiz müzik
Buseli badeler içildi bugün
Ne hoşmuş hacı çiftliği Tarabya
Bir yan dergahdır, biryan lebiderya
Perisi, hurisi hepisi varya
Zevraki zevattan seçildi bugün
ŞEKER BABA
Bütün dostlar desede dur
Gelen gider, giden gelmez
İskan bitti, imkan yoktur
Gelen gider, giden gelmez
Çare vermez bunca çaba
Her çabanın sonu heba
Şikar oldu Şeker Baba
Gelen gider, giden gelmez
Ey Zeyneb'im der Zevraki
Bırak artık bu firakı
Emri hak olunca vaki
Gelen gider, giden gelmez
HATUN HANIM
Dolaştımda bütün küremi, gezdim yöremi
Huri melekten daha güzel gördüm iremi
Fatoş'da peri kızlarının piridir amma
İki iremi tartar, ananın bir diremi
FATOŞ
Tarabya tarafında bir güzel gördüm
Nalişi başkadır, gülüşü başka
Aşkının yerine, aklımı verdim
Alışı başkadır, verişi başka
Nur mahi yüzlüde, bir ahu gözlü
Dergahı ayandır, dezgahı gizli
Deseni solmazmış hiç yazlı güzlü
Dokusu başkadır, nakışı başka
Fatura ağırdır, Fatoş tartılmaz
Gözleri girdapdır, düşen kurtulmaz
Bu ne edadır, bu ne cilve, ne naz
Dalışı başkadır, duruşu başka
Zevrak der Hatun hanım ermiş biri
Soldaki huridir, sağdaki peri
Eritir demiri, değilki eri
Bakışı başkadır, yakışı başka
DESEKDE DESEK
İkitellide bir çiçek açmış
Yeşimli desek, almı desek
Reyhasını ravzaya saçmış
Reyhanmı desek, gülmü desek
Göresmişde gül çehreli yare
Gönül bülbülü çekiyor nare
Değince hicran, depreşir hare
Deryamı desek, gölmü desek
Deste saçlarının dalga vuruşu
Zülfükare benzer zülfün duruşu
Ürkütür erleri üste varışı
Rüstem mi desek, Zal mı desek
Güneş yüzlüden, gülen gözlüden
Özü közlüden, bağrı bizliden
Bir el sallanır bize gizliden
Gidekmi desek, gelmi desek
Yapmak değildir arının karı
Baldan tatlıdır dilinin barı
Nefsimi yakdı nefesin narı
Bademi desek, bolmu desek
Sohbet ceminde cömert sakiye
Canan bacıya, aşkı bakiye
Bağlanıp da kalan Zevraki'ye
Esirmi desek, kulmu desek
NECLA BACI
Duydum ki adil bir ödül almışsın
Gözünüz aydın olsun Necla Bacı
Gamı atıp, bahri kama dalmışsın
Derunun neşe dolsun Necla Bacı
Serdar eden seni halkın sevgisi
Sanmaki sanat sanat, dergisi
Bu hazin ses sana hakkın vergisi
Bakir sedan, baki kalsın Akben Bacı
Aşık Zevraki der, ey sesi bülbül
Övündürdü bizi aldığın ödül
Bağrının bağındaki o, gonca gül
Anca ebedde solsun Akben Bacı
BU
(Necla Akben'e)
Lime lime etsen güler o yine
Lisanı hafinin huruşudur bu
Veda etmiş kire kedere kine
Fıtranın fizike vuruşudur bu
Sanarsın daha ondört onbeş yaşmış
Sinenin süruru simaya taşmış
Onuru geniştir omuzu aşmış
Duru derununun duruşudur bu
Ne altın bakır ne nikel ne sim
Nanca resim olsa cesettir cisim
Necla Akben'dir baki resim isim
Zevraki'nin gerçek görüşüdür bu
ZİYADE
(Arif Sağ'a)
Esir yaşamak ölümdür ozana
Daha dert olur mu bundan ziyade
Cahil pişmez koysan kırk yıl kazana
Daha kart olur mu bundan ziyade
İnsandır ammaki surette soyu
Hayvandan haşindir sirette huyu
Kesip yerse masum körpe kuzuyu
Daha kurt olur mu bundan ziyade
Közünden kötüdür sözünün feri
Yakıpta devirir dev gibi eri
Deler demiri yarar mermeri
Daha sert olur mu bundan ziyade
Zevraki der Arif Sağ'lar azdır az
Puşt rakibe bile pis pusu kurmaz
Önden ölürde fert arkadan vurmaz
Daha mert olur mu bundan ziyade
ZEVRAKİ BABA'YA
Varın sorun Zevraki'ye,
Yine şiir yazıyor mu?
Çağdaş olmuyorlar diye
Cahillere kızıyor mu?
Şairlerin yüce pir'i,
Atmış özündeki kiri.
En olumlu sözcükleri
Satırlara diziyor mu?
Önem vermez yersiz işe,
Ne hayale, ne de düşe,
Elde tesbih, cepte şişe,
Dosttan dasta geziyor mu?
O'na dostum dediğimi,
Saygıyla baş eğdiğimi,
Kendisini sevdiğimi,
Bilmiyorum seziyor mu?
DERVİŞ KEMAL: dem içtik biz,
Dostum AZİZ'di sakimiz...
Bizim üstad ZEVRAKİ'miz
Ummanlarda yüzüyor mu?
Bu şiir değerli dost
ZEVRAKİ BABA'YA saygı ile sunulur. 2.3.1993
DERVİŞ KEMAL ÖZCAN
DERVİŞ KEMAL'E
Şad eyledi şirin namen
Şair misin Derviş Kemal
Alabora oldum hemen
Bahir misin Derviş Kemal
Azık yavan fizik fakir
Para etmez parlak fikir
Altını da bozdu bakır
Bakir misin Derviş Kemal
Şarabımın mor biçimi
Bine bedel bir içimi
Şiirin yaktı içimi
Zehir misin Derviş Kemal
Veda ettik kire kine
Bütün kesret varır bire
Derya kurur dursa dere
Nehir misin Derviş Kemal
Kuru meze duru meyim
Sadık sakim aziz beyim
Sen gibide gelmez deyim
Ahir misin Derviş Kemal
Sarhoş dedin sanma küstük
Zaten doğma meyü mesdik
Damga vurup ettin tastik
Mühür müsün Derviş Kemal
Çat keyfi dik bağdaşını
Sık çağını çağdaşını
O ki aştık biz yaşını
Tehir misin Derviş Kemal
Zevraki'yem sonda yaşım
Elde değil soyha başım
Tepe değilsin ki aşim
Tahir misin Derviş Kemal
OLSAYDIN
(DERVİŞ KEMAL'DEN ZEVRAKİ'YE)
Öyle sivri diken değil
Keşke gonca gül olsaydın
Küfre etmeyerek meyil
Keşke ehli dil olsaydın
Dostlara hor bakıyorsun
Gönülleri yıkıyorsun
Ateş gibi yakıyorsun
Keşke korsuz kül olsaydın
Eli hakir görüyorsun
Çıkmaz yolda yürüyorsun
Acı yemiş veriyorsun
Keşke kuru dal olsaydın
Çıkma benlik seferine
Şer düşürme değerine
Bet öten bülbül yerine
Keşke suskun çil olsaydın
Sazlar varken -küse- değil
Yosmadaki süs'e değil
Baş düşmanın nefse değil
Keşke dosta kul olsaydın
Buhar olup göğe ağdın
Yağmur olup yere yağdın
Umman olup bizi boğdun
Keşke küçük göl olsaydın
Derviş Kemal taş yemişim
Gelen taşa baş eğmişim
Nidem, size dost demişim
Keşke sen bir el olsaydın
24.05.1994
Derviş Kemal ÖZCAN
YARAŞIRMI
Söyletmektir seni kastım
Küsmek sana yaraşırmı
Yağmasanda gürle dostum
Susmak bana yaraşırmı
Kırarsın kalbin camını
Yükleme gamın tamını
Selamını, kelamını
Kesmek sana yaraşırmı
Cellatların durur saf saf
Ok kirpiğinde yok insaf
Sultanların şanıdır af
Asmak sana yaraşırmı
Zevrak der, ...
Aç yolumu al da pacı
Poyraz gibi acı acı
Esmek sana yaraşırmı
|