|
DÖNECEĞİM
Çift çıkmaya zaten kaldı ki kaç ay
Herk düşmeden döneceğim sevdiğim
Otuz dokuzuncu günü sen ey say
Kırk düşmeden döneceğim sevdiğim
Geç olur desem bade yellerine
Kalmam nevbaharın boz sellerine
Kumral saçlarının kor tellerine
Kır düşmeden döneceğim sevdiğim
Tuzak kurulmadan tozlu yollara
Torlar takılmadan gizli sırlara
Mavi menekşeli al, mor kırlara
Kar düşmeden döneceğim sevdiğim
Devler çekse koparamaz bu bağı
Delerde gelirim demirden dağı
Jaleler yerine bomboz kırağı-
Lar düşmeden döneceğim sevdiğim
Görünmeden sakın uğru birine
Ara sıra uğra kavil yerine
Bukağında açan mor güllerine
Har düşmeden döneceğim sevdiğim
Yakma bu vücudu, dağlama ruhu
Yapma muhannetlik ağlama yahu
Vallah billahi ki gönlüne ahu-
Zar düşmeden döneceğim sevdiğim
Ferzantlar farkede, düşmanlar duya
Kulak asma kuru dedikoduya
Tüten sır saklanmaz, fakat zar bu ya
Kor düşmeden döneceğim sevdiğim
Dalsam deryalara düşsem dağlara
Takılsam da tuzaklara ağlara
Fidan diktiğimiz taze bağlara
Bar düşmeden döneceğim sevdiğim
Uzasa saatler usansa sene
Zevrakiden umut kesme sen yine
İnşallah nazik, narin, nur sinene
Nar düşmeden döneceğim sevdiğim
Zevraki'ye ecel vermezse aman
Zar eyle zülfikar işte o zaman
İnşallah kalbine efkarı efgan
Dar düşmeden döneceğim sevdiğim
GEL ARTIK
Aldı kuşburnu
Gece gündüz seni düşler özlerim
Dağlara düzlere düşte gel artık
Namlı Nile döndü nemli gözlerim
Çeşmim çayı gibi çoşta geş artık
Dönersin belki ergeç sen fakat
Bende beklemeye kalmadı takat
Gerçek olmasada razıyım kat kat
Rüyada hayalde düş de gel artık
Hicran deryasına sığmıyor bu zar
Derunda didarım uzarda uzar
Uzayın bile haddi hududu var
Allah aşkına aşta gel artık
Gözümün nuruda dizlerin feri
Mevsimler misali gelmeki geri
Perver digar için olsun ey peri
Bahar geçti bari kışta gel artık
Kuşburnu der bu ne kuşkulu haldır
Kaldır ey Zevraki çileni kaldır
Onca dolmadın mı sen bunca yıldır
O gam deryasından taşta gel artık
|
|
GİBİYİM
Aşık Zevraki
Gönlümde açan ilk, son çiçek oldun
Rüyaydın, hayaldin bir gerçek oldun
Ay oldun, gün oldun gönlüme doğdun
İnanki nurunla dolmuş gibiyim
Bahar ise gönlüm, bahtındır senin
Kolleksiyon değil, tahtındır senin
Oturmak bahtıma, ahtındır senin
Altındaki postun olmuş gibiyim
Belim kırık kaldı, boynum bükülü
Aslı'ya karıştı Kerem'in külü
Göğsünün benleri iremin gülü
Jale'min koynunda solmuş gibiyim
Hangi aşık var ki o bana benzer
Maşuk tıpkı mahi tabana benzer
Yar, Zevrak'tan kaçan yabana benzer
Gazali misali vurmuş gibiyim
YAR ELİNDEN (ilk yazım)
Tuzaklara takıntılar
Yar elinden, yar elinden
Yedim nice yıkıntılar
Yar elinden, yar elinden
Kahr üstüne çekip kahri
Devreyledim koca dehri
İksir deyu içtim zehri
Yar elinden, yar elinden
Omuzdaki çöküntüler
Çenemdeki çıkıntılar
Çekticeğim sıkıntılar
Yar elinden, yar elinden
Yare bağrın hare başın
Yada düştü yayla döşün
Gözüm ağlar yaşın yaşın
Yar elinden, yar elinden
Gevşek yayı tutmaz ayar
Dilim daim yare kayar
Akif bir gün cane kıyar
Yar elinden, yar elinden
YAR ELİNDEN (son yazım)
Böyle boyun büktüceğim
Yar elinden, yar elinden
Yeşil yaprak döktüceğim
Yar elinden, yar elinden
Döşü değil taşı ezer
Hicrin oldu sanki panzer
Var mı acep bana benzer
Yar elinden, yar elinden
Kahr üstüne çekip kahrı
Devreyledim koca dehri
İksir deyu içtim zehri
Yar elinden, yar elinden
Omuzdaki çöküntüler
Çenemdeki çıkıntılar
Çekticeğim sıkıntılar
Yar elinden, yar elinden
Felek almış benden hayıf
Bağdaş kurmuş eyler keyif
Düştüm gayet zebun zayıf
Yar elinden, yar elinden
Hicran hançerini başa
Yaman vurdu yıktı tuşa
Yem olmuşam kurda kuşa
Yar elinden, yar elinden
Zaman doldu geldi emir
Zevrak'ımız aldı demir
Heçe getti neçe ömür
Yar elinden, yar elinden
KALDI
Yamanmış gurbet, zormuş gariplik
İnceldim oldum sanki bir iplik
Yetmiş yıl ettim yara katiplik
Yazmadığım ferman mı kaldı
Yarın zarından asla bıkılmaz
İş başa düşse, dara bakılmaz
Bir tora düşdüm yarıp çıkılmaz
Kırıp kaçmağa derman mı kaldı
Ne şark, şimal, ne cenuş, ne garpde
Ne yerdesin, ne yedi kat gökde
Akibet buldum ben Karabük'de
Aramadığım mekan mı kaldı
Bu Zevraki'nin gamzeli cemi
Gama dönderdi, devranı demi
Geç verilmiştir emrazı, emi
Kurtarmağa hiç imkan mı kaldı
BİR TÜRLÜ
Türlü türlü hallerin var
Tadın bir türlü, tuzun bir türlü
Ey cefakar vefasız yar
Sazın bir türlü sözün bir türlü
Yanak bonkör, dudak cimri
Cömertliktir hakkın emri
Tek yaratmış seni Tanrı
Hazın bir türlü, nazın bir türlü
Ey esmerim bu ne gurur
Esmez oldu eski sürur
Zevraki'yi döşden vurur
Kaşın bir türlü, gözün bir türlü
BİLMEM bakarmı
Varıp bir üstade yaremi açsam
Eğilip üstüne bakarmı bilmem
Başıma geleni tarihe yazsam
Okuyan talebe bıkar mı bilmem
Hicrandan bizarım eylemem hicap
Saklamam sözümü edince icap
Bozup da pilanı o, perim acep
Kurduğum kaleyi yıkar mı bilmem
Tanrı buyurmuştur hakında ayet
Şöyledir ki "külli şeyin zaikatün mevt"
Yare sağdır derler, ölmüşse şayet
Bu acı yürekten çıkar mı bilmem
Kemterdir Zevrak"ın kelamı kemter
Yok oldu yolunda döktüğüm kan ter
Bizdeki bu yükü, dizdeki kantar
Kıyamete kadar çeker mi bilmem
KARA KAŞLIM
Dilber seven derde düşer
Kare senden kara kaşlım
Bahre sığmaz dehre taşar
Hare senden kara kaşlım
Hüküm verdi bana hüdam
Gıdam oldu cam ile gam
Başka netsin aşka adam
Yare senden kara kaşlım
Gözlerinden bade akar
Yade kalmış beni yakar
Kurtulamam kaçsam herbar
Nere senden kara kaşlım
Ne ağlayana kalır, nede gülene
Hep boşa dökmüşüm ben gözyaşımı
Ol bülbülün feryadından, al güle ne
Yak da bak duyarmı ölü naşımı
YOLUNDA
Varsın çöksün yıkılsın
Alem senin yolunda
Ömrüm yansın yakılsın
Jalem senin yolunda
Ölenlere şaşarım
Ölsem bile yaşarım
Hakka doğru koşarım
Jalem senin yolunda
Sen merhemsin, ben yara
Senden başka, kim sara
Erer menzil didara
Jalem senin yolunda
Ne gaylem var, ne gamım
Mevla için figanım
Gece gündüz revanım
Jalem senin yolunda
Ne et kemik, ne kanım
Ne cismim var ne canım
Hepsi senin cananım
Jalem senin yolunda
Kese değil dalaşık
Yürüyemez her aşık
Görmeseydi bir ışık
Jalem senin yolunda
Tutuşam köz misali
Görmek çün öz visali
Zerreyim toz misali
Jalem senin yolunda
Yanık olan hep bıka*
Ola kanım su aka
Olaydım ben bir saka
Jalem senin yolunda
Akif, ahın ne acı
Ne ağrıdır, ne sancı
Olaydım ben bir hancı
Jalem senin yolunda
|
|
|
|
|
DÖNMEZ OLDUN
Gelirim demiştin kalmadan güze
Kış düştü de dönmez oldun sevdiğim
Vade vermiş idik otuz dokuza
Kırk düştü de dönmez oldun sevdiğim
Muratsız yazsınlar mezar taşıma
Değmemişken daha yirmi yaşıma
Kumral saçlarıma, kara kaşıma
Kır düştü de dönmez oldun sevdiğim
Beller bölendi de buzlu çığlara
Samlı yel yetişti yeşil çağlara
Kırmızı kırlara, şu mor dağlara
Kar düştü de dönmez oldun sevdiğim
Döner dolanırım hep deli deli
Gülmedim vallahi gittin gideli
Dikim bağımızda ekim bedeli
Sar düştü de dönmez oldun sevdiğim
Ağırdır ayrılık Ağrı dan desem
Kan zehir oluyor zükkarı yesem
Fer yok dizde artık ardından gelsem
Yar düştü de dönmez oldun sevdiğim
İncinsede sinem etmiyor sitem
Fakat ince parmak tutmuyor hatem
Kollarıma melal, kalbime matem
Kor düştü de gelmez oldun sevdiğim
Bir değil mi ikisinin ülküsü
Bir bülbül gülüne güdermi küsü
Gönlüme feryadı figan türküsü
Zar düştü de dönmez oldun sevdiğim
Al ferik idim ben, ettin çil tavuk
Kurt girdi kalbime eyledi kovuk
Temreli tenime, buz gibi soğuk
Ter düştü de dönmez oldun sevdiğim
Düşmüşüm dağlara olmuşum deli
Vallahi gülmedim gittin gideli
Nasıl bozam bağı verdin vadeli
Bar düştü de dönmez oldun sevdiğim
Dalgalar dövdü de yara mı aldın
Zevrakın mı kırıldı yolda mı kaldın
Yoksa ki yeni bir yosma mı buldun
Yar düştü de dönmez oldun sevdiğim
Hani gelecektin binip burağı
Yakın edecektin gayet ırağı
Jale'ler yerine bomboz kırağı
Lar düştü de dönmez oldun sevdiğim
GELEMEM ARTIK
Aldı Zevraki
Yıllardan beridir etsende davet
Yollara düşüpte gelemem artık
Konsere gerekir amma icabet
Kanseri deşipte gelemem artık
Cahiller öldürdü ahil yaşattı
Kimisi dost dedi kimi taş attı
Garip gönlümüzü gurup kuşattı
Kuş gibi koşupta gelemem artık
Aklıma estikçe kesiyor kasvet
Surlar setler engel değildir fakat
Gözlerim görmüyor dizlerim sakat
Dağları aşıpta gelemem artık
Aldıda Zevrakım demiri aldı
Kurtuldu amandan ummana daldı
Müebbet muhabbet mahşere kaldı
Makbiri deşipte gelemem artık
Jale Sun
Güzeli arasam bütün ömrümle
Tükenmez hayatım belki övgünle
Şiirimle değil, amma gönlümle
En güzel gerçeği bulmuş gibiyim
Senin tatlı söyler dillerin vardır
Kerem'den de közlü hallerin vardır
Gönlünü güldüren güllerin vardır
Ben uzak bahçede kalmış gibiyim
Sence bir rüyamı, bir gerçekmiyim
Kolleksiyondamı, yoksa tekmiyim
Ağlayacakmıyım, gülecekmiyim
Bir şüphenin esiri olmuş gibiyim
DÜŞÜN
Gönlünün gözleri çevrilsin bana
Benimle süslensin hayalin düşün
Güzel gün dilerken her sabah sana
Her akşam karanlık çevremi düşün
Pembe goncalardan demeti bir gün
Bir tatlı tebessüm gibi bana sun
Hülya bahçesinde ismime uygun
Çiçekler üstünde şebnemi düşün
Bir sevgi gizlenir gülün alında
Bir hasret sezilir sazın telinde
Sevdaya kardeştir gönül dalında
Şu geniş manalı özlemi düşün
Jale Sun Karabük 1962
DÜŞÜN -Aşık Zevraki
Başında beyaz gül açtığı zaman
Bağrımdaki bağı iremi düşün
Ağzında alevler, döşünde duman
Aslı için yanan Kerem'i düşün
Behey merhametsiz, ey kanlı katil
Behey imansız, ey dinide batıl
Bulunmaz bir merhem, işlemez fitil
Yüreğe vurduğun yaramı düşün
Ey huyi harami, ey ruyi hesna
Billah değilsin canda mevcudi na
Koymadın bir iskan bila istisna
İstila ettiğin bölgemi düşün
Ne tayyare benzer nede tirene
Karışmış sislere basar sirene
Neylesin Zevraki dönmez dümene
Hasrete açılan bir gemi düşün
SEVDİĞİM
Ruhum sana giderken, ilhamım senden gelir
Yine birkaç mısrağla sana gelmek dileyim
Arzun bozulmadıkça, gönlüm arşa yükselir
Yolumu kaybetmişim, ışık tut ki bileyim
Saadetin olmayı can gönülden dilerken
Başının derdi oldum biliyorum sevdiğim
Fakat birçok geceler dua edip sana ben
Saadet ve başarı diliyorum sevdiğim
Anlayamam hasretin niçin bu kadar derin
Peşini bırakırsam, neden artar elemin
Mektubunu boşuna beklediğim günlerin
Üzgünlüğü içinde bocalıyor kalemim
Gönlümden gelen sesi, sen de gönülden dinle
Neyi arzu edersen bana bahset sevdiğim
Pencerenin önünde yaşarım hayalinle
Dört kıtalık şiirimde beni hisset sevdiğim
Jale Sun
Karabük 1960
BAZI BAZI ARASIRA
Bir saç telen, ben kaç selam veririm
Hiç olmazsa birin al arasıra
Unutma yar beni yanar eririm
Hatırla hayale dal arasıra
Değilki, mahşerde murada ersem
Ginede razıyım rüyada görsem
Nedendir bu şiddet, bu hiddet herdem
Asma, yosma yüzün gül arasıra
Düşmanınmı oldu, o, dosdane dünler
Neden nale doldu, neşeli günler
Yeniden şadolsun şeyda bülbüller
Gönül bağlarına gel arasıra
Cemalin cezbesi candan gitmiyor
Unutsam diyorum, umut bitmiyor
Yardan esince yel zabdetmek çok zor
Kopar gözlerimden sel arasıra
Çalıyor Mevlanın mukadder zili
Her canı yakmazmı hicran menzili
Yetişde bir su ver, ya al mendili
Ecel terlerimi sil arasıra
Zevkeyleyipde bir başka diyarda
Zevraki'yi koyma zulumda, zarda
Ziyaret etmedin zalim gülzarda
Bari mezarda gör gel arasıra
DÖNEMEDİM SEVDİĞİM
Kaderim vurdu da vuslata sekte
Hep ağlattı gülemedim sevdiğim
Hakkın emri olur biz ne desek de
Bağlandı yol gelemedim sevdiğim
Feryadımı fitne felek duymadı
Ordaki pazarlık burda uymadı
Dağlar beller hiç ya eller koymadı
Allarını bilemedim sevdiğim
Zaman zay edemez zincir andımı
Zorlasa kıramaz zülfü bendimi
Lakin koptu ipte çektim kendimi
Sanma darı denemedim sevdiğim
Zevraki yemiştir hicrin tirini
Döktürdü tenimden ecel terini
Felek kesti gözün dizin ferini
Onun için dönemedim sevdiğim
İSMİ SİLİNMİŞ ŞİİR
Tatlı aşımıza, ac katmasaydın !
Ya beni, ya yari yaratmasaydın,
Ayırdın, yakdın yarab ! hadi neyse
Hiç olmazsa daha yaşatmasaydın !
Çabuk bul getir ! ey rizayı bari*
Nettin neyledinse o nazlı yari
Razıydım bir yerde koysaydım bari
Dağların ardına tek atmasaydın
Yaktı bu canımı, hicran kırbacı
Ya kardeş olsaydı* yada bir bacı
Yahut demeseydin yarda ilacı
Yada ağzımdan kan yürütmeseydin
Bu mükevvenatı sen neye kurdun
Sahibi değilsin madem bu yurdun
Ölümü hak, hatta takdir buyurdun
N'olur ayrılıkla çürütmeseydin
AYRILIK
Gerçek mi sevdiğim köye dönüşün
Hastamı sağ mısın bilemiyorum
İçime yağan şu hasretle düşün
Ağlayamıyorum gülemiyorum
Şiirim, şairim eşsiz aşığım
Gönlüme sarılmış mor sarmaşığım
Gidince sönecek her bir ışığım
Bir türlü teselli bulamıyorum
Bu kadar külfete girişmek neye
Kalbin ve şiirin makbul hediye
Başka bir yarin var silanda diye
Ne çare peşinden gelemiyorum
Jale Sun
SEVDİĞİM
At mantonu sırtına
Tak gidelim sevdiğim
Çıkmadan bir fırtına
Kalk gidelim sevdiğim
Alma çember tülünden
Birşey koyma gönlünden
Yük istemem elimden
Tut gidelim sevdiğim
Bizde yok naylon gezme
Bele uyar örük dizme
Ayağına körük çizme
Çek gidelim sevdiğim
Kar kürkü giy kar kürkü
Bizim dağlar der türkü
Mal mülkü Karabük'ü
Sat gidelim sevdiğim
Aşalım dağı öte
Yaylada yata yata
Turna gibi öte öte
Kuş gidelim sevdiğim
Dağdan kurt yer ademi
Belden gitsek harami
Yayladan kar çiğdemi
Der gidelim sevdiğim
Göğüs gerdim ölüme
Etseler lime lime
Gel elini elime
Ver gidelim sevdiğim
Arkada mı önde mi
Salla servi endamı
Başta aşkın şamdanı
Yak gidelim sevdiğim
Ne yamanda ulusun
Derya gibi dolusun
Şimşek mi bulut musun
Çak gidelim sevdiğim
Akif düştü ne hale
İnsaf nerde a Jale
Başına yeşil vale
Sar gidelim sevdiğim
|
|