|
GİZLİDEN GİZLİ
Kalbime dayanmış hicran hançeri
Bilenip de durur gizliden gizli
Kemikten ilikten candan içeri
Dolanıp da durur gizliden gizli
Bu ne açmaz sabah geçmez seherdir
Çağala mı çiğdir çağı mı erdir
Bu ne acılı ne sancılı serdir
Döllenip de durur gizliden gizli
Ömür saatleri an gibi geçer
Çırpındıkça çarklar yelkovan uçar
Akrebin gittiğini göz mü seçer
Yollanıp da durur gizliden gizli
Titrese de canı teni türabı
Zevraki'ye zevktir mevtin mızrabı
Şiir dediğimiz gönül şarabı
Yıllanıp da durur gizliden gizli
GEÇER
Gençlik etmez tende tehir
Şimşek gibi çakar geçer
Hayat denen nazlı nehir
Sulu selli akar geçer
Felek çok zalimdir zaten
Ne kumaş tanır, ne keten
Tıpkı, tunçtan olsa da ten
Tırnağını takar geçer
Gelir poyraz, gider lodos
Sıcak dostlar eder paydos
Dosta verdiğin fazla doz
Dozer gibi ezer geçer
Bütününde batar anda
Tütünün de tütmez handa
Ceylan durur tende kanda
Can bedenden bezer geçer
Dostdan gelir nutfe nehri
Dolar taşar aşkın bahri
Dünya denen fani şehri
Göz açmadan gezer geçer
Bulamazsın heç bişede
Dost ararsan iç şişede
Zevrak hakkı kör köşede
Sezer geçer, süzer geçer
DÜNYA
Eridi etlerim, güverdi derim
Güvenemem dünkü, düşüne dünya
Bebe geldim sana, dede giderim
Şaştım düzenine işine dünya
Savursam sahraları olup da sam
Kara bulutları berklere boğsam
Sonum yine budur, yeniden doğsam
Hep boşuna, girsem yaşına dünya
Heybetli hakanlar hep heykel olmuş
O, kekikli kemhan hep kel , kel olmuş
Eskimeyen acep sende kim kalmış
Dert dolmuş dağına, taşına dünya
Yeter demez, yutar olanca payı
Gözün doymaz mı hiç aç obur ayı
Çatır çatır yersin genci, kocayı
Çürük düşe çelik dişine dünya
Ne bu serhoşun kalır, ne de saki
Gayet hoşdur diye sunduğun rakı
Son doluyu ancak duydu Zevraki
Başta yanılmışım, boşuna dünya
|
|
YETER
Başını eğdide kaşını kastı
Yönünü dönderip yüzünü astı
Doldur kadehimi efkarım bastı
Bekletme beni ey pirmuğan yeter
Yitirmişem yari düşmüşem yasa
Yenemez bu gamı şu yedi kasa
Ne meze isterim sizden ne masa
Bir köşe bir şişe bir soğan yeter
Kirpiğinin oku kaşının yayı
Aklımı fikrimi eyledi zayı
İstemem verseniz bütün dünyayı
Arşından aldığım armağan yeter
Kuşandı da Akif bindi aşgarı
Gene sökün verdi aşkın leşkeri
Kahpeyim dönersem kadehten beri
Seksen bin serçeye bir doğan yeter
KALAN DÜNYA
Süt vermiyor küleklere
Keleklere kalan dünya
Karı gider sineklere
İneklere kalan dünya
Özü bok, yüzü ak dekor
Sözü neye yorarsan yor
Sinemizi sömürüyor
Sülüklere kalan dünya
Meclise dolmuş ---gene
Kanun kıskaç, ya mengene
Bakan güve, başkan gene
Sineklere kalan dünya
Boynu somun, sırtı somun
Tipde ayı, ipde maymun
Teni tıpkı bukalemun
Döneklere kalan dünya
Sırta aldı semerleri
Zevrak sıkdı kemerleri
Eşreflidir tımarları
Eşeklere kalan dünya
VARMIDIR?
Damlamıyım, deryamıyım, gemimiyim
Yoksa deryanın ta kendimiyim
Bir ulu kitap mıyım cindimiyim
Ben bilemedim bilen varmıdır?
Zaman oldum uğruna aktım
Kendimi verip aşkına yaktım
Aradım hakkı 4 yana baktım
Ben göremedim gören varmıdır?
Yıkar biryana en metin eri
İkiye ayırıp hasretin hançeri
Eynimdeki kalpten içeri
Ben giremedim giren varmıdır?
Kendimi bir ummana bağladım
Kırkiki yıl ona doğru çağladım
Bulut olup üzerinde ağladım
Ben gülemedim gülen varmıdır?
Haram edip tatlı uykumu
Harcadım varımı yokumu
Yarin kalbi deyip attım okumu
Ben delemedim delen varmıdır?
ÇOK ŞÜKÜR
Yine de bu günümüze
Çok şükür yarab çok şükür
Minarede ünümüze
Çok şükür yarab çok şükür
Yunduk, arındık pak olduk
Kara idik, apak olduk
Bomboş idik daşdık dolduk
Akdık, çağladık çok şükür, çok şükür
Elimide, kötü, eyi
Rab, herkese verdi reyi
Nahoş nefsi emareyi
Açdık, bağladık çok şükür, çok şükür
Bir an durmadık avara
Bulduk aşkı vara vara
Kurusuyla ve yaşıyla
Yakdık dağladık çok şükür, çok şükür
Bomboş duran elimize
Ednamıza, alimize
İğrenç, gülünç halimize
Bakdık ağladık çok şükür çok şükür
Akif der; boş emeğimiz
Yavan yaşık yemeğimiz
Şükür şerbetine ekmeğimiz
Bandık yağladık çok şükür, çok şükür
|
|
|
CİVAN ÖMRÜM
Kanat açtın uçmak için
Usandın mı civan ömrüm
Kısa idin kaçmak için
Uzadın mı civan ömrüm
Göz açmadan köz oldu kül
Ne tez bezdi bizim bülbül
Şakağa takıp beyaz gül
Bezendin mi civan ömrüm
Getti ise dostun eşin
Perşenk misin gelir peşin
Bu da senin en son işin
Özendin mi civan ömrüm
Zevraki'yi attın tuttun
Yetmiş yılı yedin yuttun
Tavuk aldın kazı sattın
Kazandın mı civan ömrüm
|
|
BİLEMEZSİN
Gün gelir ki eken seni
Biçer gider bilemezsin
Derya umman iken seni
İçer gider bilemezsin
Zalim hitler leninle çar
Zaloğlu da kaldı naçar
Kuş kafesi kırar kaçar
Uçar gider bilemezsin
Pehlivana peygambere
Pes etmedi hiçbir ere
Tıpkı tohum gibi yere
Saçar gider bilemezsin
Nedendir bu acep neden
Gezer gönül bezer beden
Naçar gençlik kaçar elden
Geçer gider bilemezsin
Hem varmadan hiç farkına
Sükut düşer su arkına
Çalım satan o çarkına
Sıçar gider bilemezsin
Ey Zevraki hele düşün
Neyidin dün noldun bugün
Koçak gönlün acar ömrün
Kocar gider bilemezsin
KARDAŞ
Kalbimde kanayan bir kancık yara
Çekilmez ki dişten çekesin kardaş
Bağrımı oysanda ağrıyor ora
Ekilmez ki baştan ekesin kardaş
Gam yemem olsaydım arslanın payı
Peçesi tilkidir, pençesi ayı
Bileğim kocadır, dileğim kavi
Bükülmez ki yaştan bükesin kardaş
Felek fırtınası hep yığa, yığa
Ne çıplak dağa benzedi, ne çığa
Tığ gibi taşlar doldu, tüy yastığa
Yatılmaz ki, düşten yatasın kardaş
Almaz ki davamı verem vekile
Ne akıla sığar ne de şekle
İşlemiş içe büküle büküle
Sökülmez ki dıştan sökesin kardaş
Zevraki der gezdim terin hindini
Göremedim gökte erin merdini
Her olur olmaza derin derdini
Dökülmez ki döşten dökesin kardaş
BANA MI
El aleme sözün yoktur
Cim ü lamın hep bana mı
Bu canıma cevrin çoktur
Zehri camın hep bana mı
Ne verdin ki ne alasın
Çilen ile çöl kalasın
Kahpe dünya kahrolasın
Derd ü gamın hep bana mı
Eşek oldum sıpan oldum
Öküz oldum saban oldum
Tarla oldum tapan oldum
Selin samın hep bana mı
Zırnık vermez sütten etten
Müzdaribim merhametten
Ben körümüşüm essahtan
Tümün tamın hep bana mı
Zevraki'miz basmaz faka
Yeter artık bunca şaka
Boşadıysan ver nafaka
Kinin kemin hep bana mı
İSTİYOR
Tavuk versek kaz istiyor
Zora koşdu zam törpüsü
İsgambilde koz istiyor
Geçilir mi kıl köprüsü
Kısır inek dönmüş yana
Öküzlerden bekler dana
Ben sorayım devlet sana
Biçilir mi kel kirpisi
Bu ne tekbir, bu ne taciz
Devlet asi, millet aciz
Hecetine koyar haciz
İllada polis parpısı
Acılarım sığmaz dile
Gösteresin gelmez ele
Ey Zevraki sabret hele
Belki başlar hak korkusu
DÜNYA
Hele dünyanın bakki halına
Sıra dağlar dizer düz alına
Ak düşürür siyah sakalına
Güvenemem sana yamansın dünya
Bir yandan yer, yalar, yutarsın
Bir yandan bizi yoldan atarsın
Elbette birgün sende batarsın
Bozulur devrin batasın dünya
Kış olsun başın duman gitmesin
Viran kalsın bağın kuş ötmesin
Güllerin solsun, sümbül bitmesin
Kav gibi içten yanasın dünya
Sen üzülme Zevraki bu an
Tavlana çöksün tandaki tavan
Akibet kabul olacak duan
Zifiri zindan olasın dünya
BİRGÜN
Biraz akıllan, divane gönül
Uslu haberin, dallanır birgün
İstersen kad'fe koltuğa gömül
Geniş sarayın, darlanır birgün
Şahin olsanda, şikarlanırsın
Şebli olsanda, şekerlenirsin
Öne bak yürü, tekerlenirsin
Dümdüz yolların yarlanır birgün
Vardı kırkına yanaşdı yaşın
Yine hedefe vuruyor taşın
Havalı burnun, bulutlu başın
Düşer omuza, sallanır birgün
Sırma perçemin, siyah şakaklar
Vakti gelince elbet şafaklar
Basıp gezdiğin kara topraklar
Mağrur başına çullanır birgün
Felek oturur seninde kahren
Hem başlı başlı verirsin behren
Çıralar gibi parlayan çehren
Çöker büzülür, çillenir birgün
Akif derki; etinile yağın
Çürüyüp gider o civan çağın
Ayvanlı, narlı, meyvalı bağın
Döner hazana, çöllenir birgün
|
|