Aşık Zevraki Divanı Anasayfa | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | 27 | 28 | 29 | 30 | 31 | 32 | 33 |34 | 35 | 36 | 37 | 38 | 39 | 40 | 41 | 42 | 43 | 44 | 45 | 46 | Özgeçmiş - İçindekiler | Açıklamalar-Sizden Gelenler | Anılar

34

Aşık Zevraki - Yıkıl Dünya
sesli izlemek için burayı tıklayın

DÜNYA

Yıkıl dünya yıkıl sende gülünmez
Gurbetin yakın ya geri dönülmez
Kapalı yolların bize bilinmez
Karnında yatanlar ne halde dünya

Ne doymaz karnın var yer olan nası
Yine de sendedir nasın havası
Kimi hakka muti kimisi asi
Herkesin yolunu ayıran dünya

Aklı olan koşmaz senin peşinden
Çoklarını ayırırsın eşinden
Safi zükkar olsan yemem aşından
Zülalin zehirdir vefasız dünya

Kimi birden bire almış yürümüş
Kiminin gözünü gaflet bürümüş
Kimi kün feyekün olmuş çürümüş
Ölmeden sen beni çürüttün dünya

Ram olup da birden o sessiz reye
Neden çekilmişler ıssız hücreye
Dar deyip de bütün koca küreye
Sığmayan sultanlar ne halde dünya

Kimi servet için dostunu satar
Kimi helalına haramı katar
Kiminin ansızın ocağı batar
Gerçeği şakası belirsiz dünya

Her yanımda nice kanlar dökülür
Yıldan yıla beratımız bükülür
Eyler içimizden bir bir çekilir
Fitne zamanına biz kaldık dünya

Nas olan bu haktan hep alır sehim
Düşünen insana bu iş çok mühim
Sende kazanılır cennet ve cehim
İmtihan yeridir bize bu dünya

Evvelin dosttur ya ahirin düşman
Sana sarılanlar hep olur pişman
Yüklenip kiralar kalkınca kervan
Konağı tutanlar ne halde dünya

Asırlar geçse de Zevrak üstünden
Yine de yenisin bugünden dünden
Şiirlerim düşmez şeyda dilinden
Bizim gülistanlar ne halde dünya

79c7aec77f2ff07c891bfab62341d2e6.jpg

GARİP

Sevdiğim saçını sallama belde
Topla tellerini ör garip garip
Kurdeşen olanın bu gurbet elde
Hazin hallerini gör garip garip

Gamda sardı beni, hemde ne biçim
Kahir mi yiyeyim, zehir mi içim
Ağlandı saçımda, dağlandı içim
Yakıyor bağrımı kor garip garip

Unutda başbaşa geçen günleri
Haçan diye kokla açan gülleri
Gönülden göresdim canan elleri
Gurbette can vermek zor garip garip

Sus ey sevdiceğim sen ağlama sus
Ben ağladımda gözüm bağladı pus
Ben ahdıma kusdum, sen bahtına küs
Eylede ahile zar garip garip

Delik deşiktir hep benim heryerim
Kelgir mi oldun sen kafir ciğerim
Söylesinde sana sırrımı derim
Telli turnalardan sor garip garip

Yirmi yıl oldu ayrılalı yardan
Yandıda yüreğim tutuşdu nardan
İçem o pınardan geçem bu candan
Yar yolla bir yudum ver garip garip

Ok delsin ah çeksin bir hedef değil
Döveyim düşümü desem def değil
Neçe bulmaz yarem of değil laf değil
Kur neşterini de vur garip garip

Zaten kaç gün ömrüm kaldı şurada
Ben arada ölürüm, sende orada
Burada ermediysek eğer murada
Bekle o mahşeri dur garip garip

Bir zafer olmasa zalim yarama
Büründe yasıma, zülfün tarama
Bulamazsın gelip beni arama
Örter üstümü kar garip garip

Bin felaket verdi felek bir başa
Hiç hilafım yoktur lafımda haşa
Bakarım göklere, dağ ile taşa
Görünür gözüme yer garip garip

Tam kalpten vurmuştur felek fişeği
Fayda vermez ilaç, koyda şişeyi
Gurbeti kurtarır, ölüm döşeği
Getirde hemşire ser garip garip

Kondum bir kere ben, sanma inadım
İnan ki kalkmıyor kırık kanadım
Vaktiyle bir anam koymuş ya adım
Alem ah Zevraki der garip garip

GARİP

Sevdiğim saçını sallama belde
Topla tellerini ör garip garip
Ne güç güne kaldım bu puç yadelde
Yaman hallerimi gör garip garip

Yaransız olmuyor yüreğimiz şen
Hasrettir, kasvettir kalbimi deşen
Kurdeşen olurmuş, gurbete düşen
Canansız can vermek zor garip garip

Gamda sardı beni, hemde ne biçim
Kahir mi yiyeyim, zehir mi içim
Ağlandı saçımda, dağlandı içim
Yakıyor bağrımı kor garip garip

Bir kere kondum sanma ki inadım
İnan ki kalkmıyor kırık kanadım
Vaktiyle bir anam koymuş ya adım
Alem ah Zevraki der garip garip


mevlut_05.jpg

ARTIK

Göçmek gerek gerçek yurda
Zırvaladı zaman artık
Aman tavlı, inan burda
Zayıfladı iman artık

Versen dünya dahi mercan
Hemcinsini yer mi insan
En sonunda oldu insan
Yamyamlardan yamyam artık

Bütün dünya desede dur
İskan bitti imkan yoktur
Gümrah gönül oldu bodur
Geçti güçten güman artık

Baş eğip emri vakiye
Gider faniden bakiye
Ulu Aşık Zevraki'ye
Dar geliyor umman artık

GEÇTİK

Dünyadan döndük biz darül bekaya
Aniden, faniden, felekten geçtik
Ne kumumuz kaldı, ne taş, ne kaya
Kalburdan, törpüden, elekten geçtik

Neler varmış deryalardan derince
Girdap zannederdik, göle girince
Perverdigarı perdesiz görünce
Periden, huriden, melekten geçtik

Kudreti ilahi elbetteki bu
Kaç kılığa girer hiç saydınmı su
Nideyim turnayı, toyu, tavusu
Bakıştan, nakıştan, telekten geçtik

Tecelli edince tanrı cemali
Cihan geldi bize haliden hali
Zevrak der; dosyamız buldu kemali
Davadan, duzdan, dilekten geçtik

İMKANI YOKTUR

Öyle sonu yok bir yola daldım ki
Yorulup dönmenin imkanı yokdur
Bir namütenahi nara kaldım ki
Kül olup sönmenin imkanı yokdur

Bu zarın elinden olmuşam bizar
Tedbiri alsamda, takdiri bozar
Başımdan dişimden döşüme sızar
Sozalıp sinmenin imkanı yokdur

Aşık Zevraki der zilimiz çaldı
Çaresiz çağımız ne çabuk geldi
Baş düşdü, ne faydaki yaş yüceldi
Aşağı inmenin imkanı yokdur

macahel8.jpg

GİBİYİM

Tükenmek bilmeyen derdin elinden
Tıpkı yanıp tüten dağlar gibiyim
Aşkın ateşinden tufan yelinden
Tavada eriyen yağlar gibiyim

Alem zevk ü sefa bir alem arar
Ben ise kılmışım elemde karar
Kendi dölüm kendi dalımı kırar
Direksiz desteksiz bağlar gibiyim

N'olacak böyle hicranla hep yan yan
Gönlümüz büryandır gözümüz giryan
El sanır ki hepde gülüp oynayan
Gamsız kasavetsiz sağlar gibiyim

Bülbülün feryadı fezayı deler
Kül kesilirdi gül duysaydı eğer
Zor ile güzellik olmazmış meğer
Gülsemde ben yine ağlar gibiyim

Başım kar bağrım kor sıcak mı sıcak
Korkarım ya dağ yada bağ kopacak
Yel çalsa gün değse hemen uçacak
Çıplak dağlardaki çığlar gibiyim

Zevraki'ye zar ile nale
Laleye yakışır üstünde Jale
Gönlüm bir göldürde gözüm şelale
Yaz güz gece gündüz çağlar gibiyim

VERİR Mİ

Çıkıpda çınarın burcuna çökse
Yinede ağaçtan sayılmaz ökse
Bir kargaki yetmiş türlü dil dökse
Ol bülbülün sedasını verir mi

Ben yalansam, doğru söyle dostum sen
Türlü çeşit çeşni reyha ekletsen
Şarap misali mahsende bekletsen
Pekmez, balın gıdasını verir mi

Gören erler yanıp tütüp erise
Bir saç teli bin tümeni sürüse
Huri kızlar hazlı, sazlı yürüse
Nazlı yarin edasını verir mi

Aşık Zevraki der gelmeyiz dize
Nanca atıp ganca taksalar bize
Yüzbin çeşit çiçek bassalar beze
Rengi gülün reyhasını verir mi

KALIR

Nevbaharın döner borana kışa
Bozaran bağda gülmü kalır kuş mu kalır
Beyaz kar yağınca o kara başa
Güzel yüzünde göz mü kalır kaş mı kalır

Batmasa da mülkünde güneş ile tan
Olsan dahi dehre en ulu sultan
Virane dönecek vücudu vatan
Mezarda naş mı kalır, taş mı kalır

Başıma esince bağrımı deler
Hani ya o, eski erler nerdeler
Sinmiş pehlivanlar, inmiş perdeler
Ringde bir tuşmu kalır, başmı kalır

Zevraki der: gelir ya geç, ya erken
Kimse övünmesin hiç ölüm varken
Yığılır yılanlar, dağılır erkan
Yanında dost mu kalır, eş mi kalır

NEYE GELDİM

Önü feryat, sonu heyhat
Neye geldim bu dünyaya
Haybeye mi bunca hayat
Neye geldim bu dünyaya

Önce yala, avut, uyut
Sonradanda bizi ye yut
Cennet midir yoksa umut
Neye geldim bu dünyaya

Ders sillesini ters vurur
Ağlama der, hep susturur
Gam yedirir, kan kusturur
Neye geldim bu dünyaya

Kuruluşu kavga ile
Kabil'de vurdu Habil'e
Hepsi yalan, hepsi hile
Neye geldim bu dünyaya

Ey dedemin deli kızı
Zevrak için çektin sızı
Doğmadan, boğaydın bizi
Neye geldim bu dünyaya

YOĞUMUŞ

Kuş gibi kavuşduk boranlı kışa
Bahardan, yazdanda fayda yoğumuş
Ömrün sonu çıkar çabucak boşa
Çokdanda, azdanda fayda yoğumuş

Kazan gibi dolduk, taşdık kaynadık
Kocalığı hiç hesaba katmadık
Yedik, içdik, çaldık, güldük oynadık
Cazdanda, sazdanda fayda yoğumuş

Özüme gelsin kadan, belan derdi
Kolda bir yavuklu, yolda yaverdi
Zülal, zükkar deyi zehiri verdi
Özdende sözdende fayda yoğumuş

Eşden, dostdan desek eriyor sona
Mala mülke kanıp -dost deme- ona
Bezdi bizden evlat, bindik bastona
Oğuldan, kızdanda fayda yoğumuş

Varamadan yare yorulup yattı
Daha gitmem deyip dizler dayattı
Buğu sanıp sisi, buluda battı
Gözdende, dizdende fayda yoğumuş

Ne kardeşi kalır, ne dostu eşi
Padişah olsada dağılır peşi
Fer vermez kabire, feza güneşi
-Lambadan-, gazdanda fayda yoğumuş

Üzüldü ipek, şal, süzüldü seten
Geriye daha ne kaldı ki zaten
Zevrak derki olduk bir kirli keten
Basmadan, bezdende fayda yoğumuş

İHTİYARLIK

Zeka zayıfladı, zihin bunaldı
Tahassür tak dedi takat yetmiyor
Yaşımı sorarsan, yüzü dolandı
Nabız seyreldide normal atmıyor

Pertimiz kilimdir, sırtımız keçe
Götüm zurna çalar, göğsüm kemençe
Vah gençliğim eyvah geçtin hemence
Ömür tükendiya, umur bitmiyor

Yetmişe rahmet okuttu, yüz moruk
Ökşürüğe kattı, birde osuruk
İş bitmiş, kuş gitmiş, kafeste buruk
Gül hasta, bağ yasta, bülbül ötmüyor

Dünyada bir Zevrak varımış derler
Nice bin Zalları yemiştir yerler
Çalışmıyor çarklar, paslanmış perler
Boşandı barajlar seller akmıyor

KOCALIK

Boşa harcamışım o, sağ günleri
Bir dağ gibi başa çöktü kocalık
Desem geri dönmez demli dünleri
Kem ile belimi büktü kocalık

Beş para etmezmiş padişah tacı
Bin taca vermezdim ben bir tel saçı
Birdenbire vurdu bir acı sancı
İnci dişlerimi döktü kocalık

Şu gençlik dediğin nede dönekdi
Tutup yularımdan peşinden çekdi
Getirip bir dara başından ekdi
Ömrümü günümü söktü kocalık

Yaptığı haklı benim gibi safa
Ah bu akılsız, beyinsiz kafa
Kandırıp beni bir nafile lafa
Nallarımı göğe dikti kocalık

Güneş oldum, yıldız oldum, ay oldum
Parelendimde ben hep pay pay oldum
Zevraki der ; zayıf düşdüm zay oldum
Anamı, sinemi sıktı kocalık

sonraki sayfa

resim_078.jpg