|
ŞU BENİM GÖNLÜM
Bir yar vermiştir bana yaradan
Bine raz' olmaz şu benim gönlüm
Döşler kardandır kaşlar karadan
Gine raz'olmaz şu benim gönlüm
Cimri de değil diyesin cimri
Bilir ki hakkın cömertlik emri
Bir yara verir bin yıllık ömrü
Ölse de almaz şu benim gönlüm
Kah kafir olur kisrayı geçer
Kah kafurun kah kevseri içer
Hançeresine dayansa hançer
Havf edip yılmaz şu benim gönlüm
Bahçe bağını boz seller bassa
Dalı budağını baltalar kesse
Dört bir bucağında sam yeller esse
Sararıp da solmaz şu benim gönlüm
Dığa mı dığa dayı mı dayı
Kazanır daim en zor davayı
Geçer hümayı uçar havai
Alçağa konmaz şu benim gönlüm
Çıkar göklere berkleri çakar
İner yerlere bentleri yıkar
Bunca bahirler bağrına akar
Taşıp da dolmaz şu benim gönlüm
Tart olduk kinden düştük tahrete
Geçtik dünyadan döndük ahrete
Dalmışız dostla derin sohbete
Top atsan duymaz şu benim gönlüm
Gönül nedir bu güzellik sende
Gülde görmedim ben bu desende
Zevraki o yar akla esende
Dövsen de dönmez şu benim gönlüm
Sözüm koyuna sanki kavaldır*
Zilal olsanda sonun zevaldir
Zevrak der ya rab ne obur haldır
Dostlara doymaz şu benim gönlüm
YA RABBİ
Birkaç ricam vardır sadece senden
Çok istemem azdan etme yarabbi
Tatlı canım alda bu dertli tenden
İki gözden dizden etme yarabbi
Zamanın zevatı dönmüş zıpzıpa
Eşek yoldan çıksa sapmaz mı sıpa
Haktan sapanların hakkıdır sopa
Doğru yolda izden etme yarabbi
Zevraki kötü derken küfrün fendine
Kendin düşme sakın kar kemendine
Yüz define değmez bir boz kefine
Üç beş arşın bezden etme yarabbi
OLMUYOR Kİ
Ne naşadım, nede şadım
Aklım fikrim almıyorki
Yetmiş yıldır boş yaşadım
Dipsiz desti dolmuyorki
El desede vakit çok er
Sen kararını çabuk ver
An be an gidiyor nur, fer
Gün yerinde kalmıyorki
Heç geçmesin dersen huşu
Geç açandır gülün hoşu
Ümit kessin gönül kuşu
Güman gülü solmuyorki
Zevraki der ey Dostum ey
Üç tekrarı Napolyon bey
İnsanlıkta lazım her şey
Para ile olmuyorki
BAK
Can yükünü çekmek için
Cefaya bak, cezaya bak
Bir lokmacık ekmek için
Kavgaya bak, nizaya bak
Gerek habis, gerek haki
Her ne olmuş ise vaki
Mukadderdir mutlaka ki
Kadere bak, kazaya bak
Lokman idi hekimbaşı
Yüz demeden öldü yaşı
Canı uçmuş, nerde naşı
Maziye bak, mezaya bak
Hayat birdir, hücre iki
Olmaz asla türün teki
Tek Tanrıdır mutlaka ki
Aksama bak, azaya bak
Ey Zevraki çark edersin
Perler durur park edersin
Serverini fark edersin
Fıtrata bak, fezaya bak
ABDAL
Eğer ki maksudu mahbuba
Varamadınsa ey apdal
Ne şekva edersin şuna, buna
Hakikattan hoşdur hayale dal
Arası açılmışda yazman
Ahu zarı başlar baharman
Gülün umurundamıdır bülbül
Ah edermiydi olmasa apdal
YOKDUR
Kırklar ile badeleştik
Çıkdık arşa inme yokdur...
Sözler verdik... vadeleştik
Tap..k* haşa dönme yokdur...
Nuşedince bütün aza
Başladılar hep avaza !...
Nale değil, narmış haza
Soğyup asla sönme yokdur...
Gezdim göğü gördüm kat kat
Her katında, yüzbin hilkat...
Gördüklerim hep...hakikat,
Hayal, hülya, sanma yokdur.
Eğer dersen; "sözün hata"
"Neyle gittin yedi kata?
Madema ki, eşek, ata,
Yahut kuşa binme yokdur...
Madde hiçdir, manaya bak !
Ruh istemez el ve ayak,
Aç gözünü, fezaya bak !
Bunda boşa kanma yokdur.
Ademdedir her meleke...
Biri bedel bin meleğe
Ne mevkiye, ne mesleğe
Boşa, başa konma yokdur.
Akif der ki; o başbuğa
Bağlanınca bir buyruğa
Hacet ne kanat kuyruğa ?
Kulda kuşa dönme yokdur.
|