Aşık Zevraki Divanı Anasayfa | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | 27 | 28 | 29 | 30 | 31 | 32 | 33 | 34 | 35 | 36 |37 | 38 | 39 | 40 | 41 | 42 | 43 | 44 | 45 | 46 | Özgeçmiş - İçindekiler | Açıklamalar-Sizden Gelenler | Anılar

37

SAY

Bitti ise ömrü vaktin
Harcadığın emlere say
Boş çıktıysa yarla aktin
Sürdüğün hoş demlere say

Ne sağanak ne de çise
Kimyaları çıktı kise
Yokladığın kerti ise
Kokladığın hamlara say

Nankör olma ey Zevraki
Dün vardı ki bugün neki
Canan ile cemlerdeki
Dem içtiğin camlara say

KARA KADER

Ödül vermez övüneyim
Kara kader zalim kader
Öldürmez hep dövüneyim
Kara kader zalim kader

Ne mal istedim ne de ün
Nedir derdin nedir öcün
Sırf bana mı yeter gücün
Kara kader zalim kader

Duman gibi gelip kondun
Ağ başımı dağ mı sandın
Yara dedin nara saldın
Kara kader zalim kader

Sarılıp sefa mı sürdüm
Yar yar deyip boşa ürdüm
Çölden deveni mi sürdüm
Kara kader zalim kader


tema6.jpg

KALDI

Sarhoş der beni bilmeyen
Ser mi kaldı, hoş mu kaldı
Garip başıma gelmeyen
Hal mı kaldı, iş mi kaldı

Küller bile bitti közde
Korum uçtu kuru sözde
Baharda geçti, son güzde
Yaz mı kaldı, kış mı kaldı

İmrenirken bana alem
Astı iş güç, bastı elem
Gören derdi çekmiş kalem
Kaş mı kaldı, göz mü kaldı

Övünme ki ölüm varken
Geç sandığın gelir erken
Doğdu, battı dört, beş derken
Dost mu kaldı, eş mi kaldı

Dolmuş da zar Zevraki'ye
Dolanır dost diye diye
Kam bitti, gam yiye yiye
Aş mı kaldı, diş mi kaldı

KALIR

Solar gider rengi simin
Göz mü kalır yüz mü kalır
Dönüşü yok bu mevsimin
Yaz mı kalır güz mü kalır

Yaş yetmişini aşınca
Düşünde bak ince ince
Kor bedene kar düşünce
Kül mü kalır köz mü kalır

Düz alına sıra dağlar
Dizilince başa ağlar
Sapar dostlar kopar bağlar
Saz mı kalır söz mü kalır

Yıldız olsan yedi katta
Yer gök senin olsa hatta
Eşsiz dostsuz bir hayatta
Tad mı kalır tuz mu kalır

Bin yaşasa birdir bilki
Aslan gönül olmaz tilki
O genç dinç gövdeden gelki
İz mi kalır öz mü kalır

Ne yazar olsa yürekte
Fer bitmişse er bilekte
Bayatlamış bir börekte
Tad mı kalır tuz mu kalır

Boşa koştuk bile bile
Seksen sene getti sele
Erir gider dağlar bile
Kar mı kalır buz mu kalır

Ey Zevraki olsanda Zal
Boşlar ziya başlar zeval
Oynayacak elde bir hal
Kızmı kalır koz kalır

SEVDİĞİM

Böylemiydi senen bizim ahtımız
Vaadinden vaz mı geçtin sevdiğim
Neden böyle kara çıktı ahtımız
Yoksa başka yarmı seçtin sevdiğim

Eza oldu cana ezel evrakın
Ezici okların ettikçe akın
Ne kadar su serpsem sönmüyor aşkın
Abu hayattan mı içtin sevdiğim

Acem ülkesini bütün İran'ı
Verseler de vermem sennen bir anı
Vücudum şehrine verdi şivanı
Şiirine şirk mi saçtın sevdiğim

Mümkündür ya yıldırımla yarışmak
Amma kabil değil ufka erişmek
Mahşere mi kaldı yoksa görüşmek
Ulu ukbaya mı uçtun sevdiğim

Sana atılan ok hep bana gelsin
Zaten bin yaram var bir daha gelsin
Bir burgusun ki bin bize bedelsin
Torna tezgahı mı açtın sevdiğim

Aşık Zevraki der ağlattın anamı
Sana mı yanayım yoksa bana mı
Sivas'a mı Silvan'a mı Van'a mı
Yoksa göklere mi göçtün sevdiğim


BACIM

Tesadüf etmiştim saray yolunda
Tayelerin vardı sağı, solunda
Sallanışın yoktu süslü sülünde
Naz ile sağladın yaremi bacım

Eşim dostum yokki dertleşem varıp
Sima garip, sema garip, yer garip
Yanıyor yüreğim, ciğer müzdarip
Tuz ile bağladın yaremi bacım

Cemalinde gizli iksiri camın
Baştan belli idi işin encamın
Jale'me benziyor ince endamın
Göz ile tığladın yaremi bacım

Zevrak'ın ufkunu bürümüş elem
Kitlenmiş dudağı eylemez kelam
Almadın sevdiğim verdimde selam
Söz ile dağladın yaremi bacım

SENİ

Bir daha geriye gelmezki o gün
Kapana koymuşken kaçırdım seni
Döğün ey divane boş başım döğün
Umutla bekleyip uçurdum seni

Yetmişli, seksenli yahşi yaşımda
Seksi sofra kurdum sana döşümde
Dün geceki o şahane düşümde
Şehveti şarapdan içirdim seni

Deyip baykuş gibi tüne ha tüne
Ambargo koydun ... ...
Zevraki der, daha geriye ne kaldı ne
Elden geçirmeden göçürdüm seni

cicek_avcilar_03.jpg

SEVDİĞİM*

Telef etsedeki aşki ..narın
Terketme yine sen, beni sevdiğim
Burcu burcu tüter teninde terin
Sarhoş etti beni heman sevdiğim

Dokun eskidirya kokun taptaze
Dudağın şaraptır, buhağın meze
Bal desemde boş, hal bilmeze
Mezen meyindende yaman sevdiğim

Aşık Zevraki vallah billahi der
Mis kokar oturduğun miskin minder
Meşkime meşale aşkıma önder
Sevdan serde sanki duman sevdiğim

SEVDİĞİM

Nolur biraz kaldır perçem peçeni
Mah yüzünden mahrum kaldım sevdiğim
Bekleye bekleye serkeş geceni
Serhoşlara serdar oldum sevdiğim

Eritirsin nası, demiri taşı
Nasıl dayansınki bağrımın başı
Gövdemi götürür gözümün yaşı
Derin deryalara daldım sevdiğim

Zevrki der yara kulluktur arzum
Tarzan olsam dahi değişmez tarzım
Taşa geçti döşe geçmez niyazım
Ben, seni settara saldım sevdiğim

hkilic122.jpg

BEN OLAYDIM

Narlı ufuklara dalıp bakarken
Nurlu elinden tutan ben olaydım
Cildinin alevi canı yakarken
Sarılıp yanan yatan ben olaydım

Taş olsan dahi eylememki terk
Hatta olsan bile Polatdan da perk
O, bakir bağını eyleyipde herk
İlk harosunu söken ben olaydım

Geçti artık beni ırak, yakında
Göremezsin rüya gibi uykunda
Aşık Zevraki der senin ufkunda
Gün gibi doğup, batan ben olaydım

SEVDİĞİM

Ömrümü günümü bütün sen aldın
Daha ne istersin benden sevdiğim
Aklımı çaldında, çöllere saldın
Daha ne istersin benden sevdiğim

Dilimden düşmez bir saniye adın
Ben yar, yar dedikçe, sen ıradın
Vardın bir murdara oldu muradın
Daha ne istersin benden sevdiğim

Ezdin Zevraki'yi de, gezdin elle
Bu nasıl hiledir, bu nasıl sille
Hemi elle dövdün, hemide dille
Daha ne istersin benden sevdiğim

EY YAR

Güneşmi, yıldızmı, yoksa ay mısın
Allarına kurban olduğum ey yar
Haber gelmez hastamısın, eymisin
Hallarına kurban olduğum ey yar

Üçüde çok güçtür hep teker, teker
Aşk sürer, sevdan çöker, siman çeker
Şulen şemsi nurdur, şivende şeker
Dillerine kurban olduğum ey yar

Ne kovan avler, ne kurtulur kaçan
Niçin hayladın cayacakdın haçan
Göğsün bağında miskü amber saçan
Güllerine kurban olduğum ey yar

Aşık Zevraki'yi yakarsın nice
Bakarsın daima gencile dince
O, nazlı, o, narin bedende ince
Bellerine kurban olduğum ey yar

KARA KIZA SARI SAÇ

... .... eski havası sönmüş
Siyah saç boyanır mı hiç sarıya
Huri melek iken meleze dönmüş
Güzelliği düşmüş yarı yarıya

Nasıl kıydın tanrı taktığı taça
Kara kaş uymuş mu hiç sarı saça
Yüzbinemi boyatmış bilmem kaça
Üstelik parada gitmiş arıya

Zevrak der zevkle yaratmış hüdası
Yere batsın madamların modası
Ne endamı kalmış, ne de edası
Tıpkı dönmüş bizim koca karıya

BEN SENİ

Bir sihirmi yaptın bana, büyümü
Hiç sezemedim ben seni sevdiğim
Çelikten çetinmiş donun düğümü
Çözemedim ki ben seni sevdiğim

Sende olsa idi, bendeki istek
Vuramazdın asla ... köstek
Dudak bardağından badeni tek tek
Sarıp seni süzemedim sevdiğim

Sakın sanma, Zevraki seni kınar
Demek ki kurumuş kaynakdan pınar
Koynunda kalmıştır iki kokmuş nar
Düzemedim hiç ben seni sevdiğim

DEYU

Tövbe ettim ben bakmam kızlara
Bu toy gözümü tavlarlar deyu
Asla yaklaşmam o hırsızlara
Tezen gönlümü avlarlar deyu

Kuramam pusu kovamam ki peş
Yolumuz yokuş yaşımız kırkbeş
Sonra duyarda yaran ile eş
Zemmedip bizi kınarlar deyu

Akif yok yere çalma ki çenge
Cevheri olan buyurur cenge
Mana vurulmaz maddi mehenge
Merdi meydanda sınarlar deyu

KALDIN

Dinlemez garibi baştan ekenler
Doğru söylesende, eğri çekerler
Yetmezmi çektiğin çetin çileler
Bağlanıp yoksa bir periyemi kaldın

Bin defa ararsın bir kısa günde
Yavrum koydun beni ah ile ünde
Düğüne derneğe giderdin önde
Sohbetlerde safda geriyemi kaldın

Dünyayı bir pula alıp satmazdın
Vuramadığın kuşa taş atmazdın
Değme döşeklere düşüp yatmazdın
Gamlı yorganları bürüyemi kaldın

Köşküne sererdin acem halıyı
Kondururdun kaymakamı valiyi
Beğenmezdin daldaki şeftaliyi
Haldeki çeriğe, çürüğemi kaldın

Sim çivi çakardın düldül nalına
Konmaz idin her bir gülün dalına
Tenezzül etmezdin oğul balına
Ellerin yalına duruyamı kaldın

Senin sevdiceğin hurdir huri
Güneşi gölgeler yüzünün nuri
Bozulmamış bağı, bütündür narı
Bir dişlenmiş yenmiş yarıyamı kaldın

Sana senden evvel ermeyeni
Sevme sakın seni sevmeyeni
Sevdaya mı düştün yeni yeni
Takipsiz, takatsız yarayamı kaldın

Durma Akif seher vakti sar yükü
Ne beklersin ayol? Şu Karabük'ü
Koydun burada bunca malı mülkü
Arada üçbeşyüz lirayamı kaldın

zvrki_050.jpg

GİDER

Şu hayatın türlü türlü hali var
Şafak atar seher söker gam gider
Her vakit diliminin bir dili var
Güneş batar gam basar dem gider

Basirete bakta dur düşün bazen
Tüm hazların sonu hazandır hazan
Kıyamete kadar kaynar bu kazan
Kimi yanar pişer kimi ham gider

Ey Zevraki şükür eyle bugüne
İğrenip halinden imrenme düne
Hiç yoktan yarı buçuk eydir yine
Kocalıkta kaçar elden tam gider

Zevraki-Gönül yine eski gönül
şiirini sesli izlemek için tıklayın

GÖNÜL YİNE AYNI GÖNÜL

Yaşım yetmiş işim bitmiş
Gönül yine aynı gönül
Gövde çökmüş gücü getmiş
Gönül yine aynı gönül

Koca öküz kırdan camuş
Ne iş kalmış, ne diş, ne kuş
Amma tosunlara olmaz tuş
Gönül yine aynı gönül

Ne çukur dinler ne çamur
Basar gaza verir emir
Motor yemiş yetmiş tamir
Gönül yine eski gönül

Bitti suyumuz terimiz
Maddemizdir nedenimiz
Berbat olan bedenimiz
Gönül yine eski gönül

Dudakladı Zevrak dağı
O yukarı biz aşağı
Gövde olmuş güz başağı
Gönül yine aynı gönül

KOY

Çatısız damın
Çırasız çamın
İsteksiz damın
Koy -yerine yerine

Ne başın ağırır ne dişin
Al peşin ver peşin
Veresiye işin
Koy -yerine yerine

Yok ise unun denin
Mideni doyurmaz senin
Aç karnına elbisenin
Koy -yerine yerine

Gümüşsüz savatın
Kravatlı kavatın
Gem götüren atın
Koy -yerine yerine

Çakar almaz fişeğin
Döşemesiz döşeğin
Çiftesiz eşşeğin
Koy -yerine yerine

Nanca olsa metin
Haksız yere husumetin
Halkını ezen hükümetin
Koy -yerine yerine

Sefası olur mu saltın
Döşemesi olsa safi altın
Kadınsız asfaltın
Koy -yerine yerine

Sılayı sisleyen yolun
Parıltısı bile yok pulun
İsli paslı İstanbul'un
Koy -yerine yerine

Yürek olsada cenin
Panzeridir pençenin
Kartaldan korkan serçenin
Koy -yerine yerine

Şarap ile rakının
Suçu ne ki sakinin
Götüremeyen Zevraki'nin
Koy -yerine yerine

3095_dscn0750.jpg

SEVDİĞİM

Sakın sanmayasın seni unuttum
Dembedem düşersin akla sevdiğim
Gözümün yaşıyle gönül avuttum
İster hakla, ister çarkla sevdiğim

Hıçkırığım ne sinsin, ne hiç dursun
Hicranın hançeri sineme vursun
Şuurum yoktur ki, şiddeti duysun
İster tığla, ister akla sevdiğim

Kârım oldu bana kafir efkarım
Külhana dönmüştür gönül gülzarım
Ağıtlar bağlayınca ağ mezarım
İster ağla, ister şakla sevdiğim

Sitemim, matemim, gam ile demim
Cem oldu canıma bütün elemim
Ölü oldum, gülü iken alemin
İster yokla, ister kokla sevdiğim

Zevrak'ın dertleri hep yumak yumak
Mümkün mü mezarda bile uyumak
Cana tak ettiğini biliyor hak
İster söyle, ister sakla sevdiğim

SEVDİĞİM (ilk yazım)

Aradımda buldum bizli nurunu
Elifde, mimde, cimdesin sevdiğim
Yellerden öğrendim gizli yerini
Gülde, çiçekte, çimdesin sevdiğim

Hayalini kurmak olmuyor mümkün
Aklımı fikrimi aldın büsbütün
Vallahi unuttum gördüm ya dün
Ne boyda, ne biçimdesin sevdiğim

Resmin bile yokki bakayım ona
Cismin benziyor tıpkı Jale Sun'a
Gelmek istiyorum ammaki sana
Kim bile bugün kimdesin sevdiğim

Gelmedin vefasız geçti de bahar
Akif bu bekleyiş uzar da uzar
Hayal kalesini hakikat bozar
Güllelerin gücündesin sevdiğim

SEVDİĞİM (son yazım)

Gezdim yeri göğü, sezdim serini
Kafirde, kirde, kindesin sevdiğim
Yellerden öğrendim gizli yerini
Çölde, çiçekte, çimdesin sevdiğim

Damlanın özünde var bahri kebir
Ana için evlatlar hep birdir bir
Cehimde eder mi canlara cebir
Softaların suçundasın sevdiğim

Bence birdir bütün doğruyla eğri
Sence bilmem nedir bu ayrı gayrı
Aradım kur-anı yok senden ayrı
Elifde, mimde, cimdesin sevdiğim

Halk olmuşdur, hulûk deyince sen; kün
Hayalini kurmak olmuyor mümkün
Unuttum elestüde gördüm ya dün
Ne boyda, ne biçimdesin sevdiğim

Ayrılamam asla kesip atsanda
Köle olurum ki, köre satsanda
Sökemem ki seni bağra batsanda
İliğimin içindesin sevdiğim

Resmin bile yok ki bakayım ona
Cismin benzetirim o, jale Sun'a
Gelmek istiyorum amma ki sana
Kim bile bugün kimdesin sevdiğim

Nazlanıp da dostun etmese nazar
Bu umudum acep ne kadar uzar
Hayal kalesini, hakikat bozar
Güllelerin gücüdesin sevdiğim

Zevraki der; kırdım kin kemendini
Gayet sıkı sardım sevgi bendini
Saklayaman billah benden kendini
Billur köşkün içindesin sevdiğim

GİDİYORUM

Verdiğin sözleri ne tez unuttun
Deldin ciğerimi tığla sevdiğim
Bir yıldır gönlümü böyle avuttum
Çözülmesin bu ağ bağla sevdiğim

Gözlerimden kanlı aş sıza sıza
Yüzbin mektup yazdım bir vefasıza
Başka ne diyeyim hayırsız kıza
Kalasın evinde zarla sevdiğim

Başın için olsun aktan karadan
Bir haber gönder de kurtulam dardan
Eğer gönlün yoksa göçüp gidem buradan
Sevilmek olmaz ki zorla sevdiğim

Halim değilsin ki halden bilesin
Halimden bilmezsen haktan bulasın
Gözyaşını bölük bölük bölesin
Kızılırmak gibi çağla sevdiğim

Sarara olasın sahrada serap
Ödenmez günahın yapsanda sevap
Yazdığım nameye vermedin cevap
N'olursun bir selam sağla sevdiğim

Bu ne keyfiyettir yarab bu ne hal
Gördüğüm an yandım tutuştum derhal
Gidiyorum Jale'm ey kaşı hilal
Karabük'te kare bağla sevdiğim

Gam değil eller ne derse desin ya
Yalancı değilde Jale nesin ya
Başına dar olsun şu geniş dünya
Hicranla kalbini dağla sevdiğim

Düşürdün Akif'i onulmaz aha
Bin kez canım bir aşka baha
Görebilirsen aşk olsun bir daha
Pişman ol peşimden ağla sevdiğim

Karabük 1960


BENZERSİN

Geninmi karışık yoksa eninmi
Sen hamide kokan yele benzersin
Bunca güzelliğin hepsi senin mi
İnce dalda, gonca güle benzersin

Dargınmı, yorgunmusun, yoksaki yılgın
Ne bakarsın hep öyle dalgın dalgın
Bağrın bahardır, çağında çok çılgın
Amma durgun, duru göle benzersin

Tatlı yüzündeki tebessüm acı
Yoksaki yaranın yokmu ilacı
Ben gibi, sendemi yıldın ey bacı
Ne kor göze, nede küle benzersin

Kolları, belleri biz sara sara
Yollar hiç bitmesin derdik bir sıra
Seninle gezerken elele vira
Şimdi benden kaçan ele benzersin

Barınamı dokunduk, bağmı ezdik
Altına çul olduk, yanına yastık
Kaşmı çattık sana biz yüzmü astık
Bozuk çalan bezik tele benzersin

İsmin ile müsenna Faziletsin
Koyver felek varsın bildiğin etsin
Her hırlayanı hoşgör boşver gitsin
Yoksa sende Zevrak yare benzersin

DEĞİŞMEM

Revnaki ruhumda raks eden ey yar
Seni ridvandaki güle değişmem
Ruy-i envarında al pertevin var
Yıldızlara, aya, güne değişmem

Cihandan cesimdir payesi payı
Neyleyim panamerikayı, ayı
Üstüne koysalar tüm avrupayı
Vallahi billahi gine değişmem

Yattığım çul olsa, yediğim çavdar
Yerim olsa mezardan dahada dar
Sendeki sızıyı ey dertli diyar
Tüm dünyaya, eme deme değişmem

Taç mahaldir içlerinde irisi
Tebcil ile tarif olur gerisi
Yedi yüce harikadan birisi
Empre stadı bir ine değişmem

Canan için, cana etmem minneti
Getirsem de ben cehli cinneti
Yedi tamu ile, sekiz cenneti
Buhağındaki al bene değişmem

Zevraki muntazır her an çağrına
Ne zaman basarsın beni bağrına
Sevdiğim ölmeyi senin uğruna
Yüzbin tatlı cana, tene değişmem

244px-convallaria-oliv-r2.jpg

SANDIN

Yemeğe bekledim dokuza kadar
Sofrada gözyaşım dindimi sandın
Boğazımda kaldı bütün lokmalar
Sensiz içerime sindimi sandın

Kapımı çalmadan gelir gidersin
Bir küçücük işaretmi beklersin
Günlerdir durmadan sitem edersin
Jale'ni sözünden döndümü sandın

Ölünceye kadar seni beklerim
Yazdığın şiire şiir eklerim
Hülyanla dolacak aşkı eserim
Sen ise sevgimi söndümü sandın

Bir kere dönüpde ardına bakda
Bu acı sitemi artık bırakda
Günlerdir sevdiğin senden ırakda
Gönlüm başkasını andımı sandın

Beyazlar çıkardın giydin karalar
Bakışın kalbimi içten yaralar
Zihnimiz kaderin oynuna dalar
Yanılıp son perde indimi sandın
JALE SUN

SEVDİĞİM

Ayları günleri, yıl sanıp saymam
Haşredek sarılsam usanıp doymam
Azrail canımı alsada duymam
Bir kere yüzüme baksa sevdiğim

Sakın sanmayınki gönlüm güldürür
Öldürür ateşi beni öldürür
Güman eylerimki belki söndürür
Sel olup sineme aksa sevdiğim

Derun diyarının volkanı dinmez
Derecem arşından aşağı inmez
Yinede bu gönlüm asla incinmez
Tahtımı bahtıma yıksa sevdiğim

Düşürdü dağlara mecnun misali
Çekdide gönlümü yarin visali
Vallahi of demem narin emsali
Tutupda tenimi yaksa sevdiğim

Jalem, Akifini nare yakarsın
Nazar ettiğini yere yıkarsın
Acep neden öyle yan yan bakarsın
Yarı yadmı sandın yoksa sevdiğim

BU ŞİİRİN HİKAYESİ
Aşık Zevraki, ilk gençlik yıllarında dere kenarında uyurken rüyasında gördüğü kıza aşık olur. O'na şiirler yazmaya ve resimlerini yapmaya başlar. Uzun yıllar rüyasındaki sevgiliyi arar ve ancak yirmi yıl sonra Karabük'te bulur. O, daha sonra kendisine Zevraki mahlasını veren Jale Sun'dur.Akif, Jale'yi iki yıl gizlice izler,
bu sürede Karabük gazetelerinde pek çok şiirini yayınlatır.
Yukarıdaki şiir bunlardan biridir.
Zevraki, şiirlerdeki Jale'nin kendisi olduğunu bilmeden hayranı olan sevdiğine aşkını ilan eder. Birlikte oldukları dönemde yazılan binlerce şiirden çok azı elimizdedir.
Karabük Demir Çelik işçilerine yazdığı "SANATKAR" şiiri çözümlenebilirse yayınlanacaktır.

sonraki sayfa

resim_076.jpg