|
NEDEN
Haberin gelirdi hafta geçmeden
Aylarca arayı açtığın neden
Duramazdın her derdini açmadan
Bağrına kara taş bastığın neden
Kalbim ebediyen senindir derdin
Beni benden fazla anlar severdin
Bana tatlı tatlı diller dökerdin
A benim bülbülüm sustuğun neden
Sevgiyi hasreti sabra ekledim
Yıllarca yolunu böyle bekledim
Seni incitecek bir şey mi dedim
Selamı sabahı kestiğin neden
Bir zamanlar şimşek gibi çakıp da
Çağlayanlar gibi ruha akıp da
Zevraki zeminde yakıp yıkıp da
Şimdi zirvelerde estiğin neden
OLDU
Eridi etlerim, güverdi derim
İnceldi kollarım birer kıl oldu
Uzadı saniyem, saatim günüm
Her birisi bitmez birer yıl oldu
Karabük'te koydum şahı maralı
Baykuş kondu başa, şahin yaralı
Yakın muhabbetim düştü aralı
Coştu çeşmim çayı taştı sel oldu
Ne her saatte, günde, ayda nede
Razıyım görseydim bir kez senede
Bir can gibi iken iki sinede
Koynumda kokan gül, şimdi el oldu
Yazsam dertlerimin hepsini bir bir
Vallahi almaz bu kitabı kebir
Figanlı sadakat, dikenli sabır
Siyah şakağımda beyaz gül oldu
BENZERSİN
Gönlüne mi batmış hicran hançeri
Göz yaşınla kızıl kana benzersin
Bir derdin mi var içerden içeri
Hali perişanla bana benzersin
Bu ağır ağrında nedir acep ne
Böhtan mı bindi ki hicran üstüne
Tıpkı ah narı çökmüş mah çehrene
Taze tüluğ etmiş tana benzersin
Bağladın gönlümü zülfü telinle
Dağladın Zevrakı aşkı yelinle
Közü sönmüş küle dönmüş halinle
Keşiş kızı Aslı Han!a benzersin
KARA BAHTIM
Bilmem acep neden gülmez
Kara bahtım, kara bahtım
Yalvarırım yola gelmez
Kara bahtım, kara bahtım
Verem, veba öteberi
Tığ bitse, vurur teberi
Koydu beni kemik, deri
Kara bahtım, kara bahtım
Bağırırım avaz avaz
Sağır olmuş, sesim duymaz
Saç ağarır, heç ağarmaz
Kara bahtım, kara bahtım
Dert verdin, sertine şükür
Fert elinden çektim tür, tür
Bir türüne de sen tükür
Kara bahtım, kara bahtım
Dağ vardır ya çığsız, karsız
Zevraki olur mu zarsız
Sevdiğimi koydun yarsız
Kara bahtım, kara bahtım
SEVDİĞİM
Hiçmi gam yemezsin, hepmi demdesin
Seninde devranın döner sevdiğim
Gündüzün cevlanda, gece cemdesin
Cemalin cezbesi söner sevdiğim
İster fezayı geç, füzeyi solla
İster zülfünü tak, zühreyi salla
Konak yerin musalladır musalla
Sahte tahtın, lahte iner sevdiğim
Aşıp gitsede bu Aşık Zevraki
Kendimiz fanidir bendimiz baki
Can pahası bir cam sunar ki saki
Gururun süruru siner sevdiğim
OLAYDIM
Ey benim keşfürazım, ey kahinim
Keşke, kahkülünde fırça olaydım
Pek yücede pervaz eden şahinim
Sert pençene düşen serçe olaydım
Tam sarılacakken rüyamda güya
Ayılınca arzum düşüyor suya
Nidem aynını, koynunu söz bu ya
Baktığın aynada sırça olaydım
Yandım ta guruba, sordumda tana
Yetmiş yıl aradım hep yana yana
Billahi vermezdim yüzbin altına
Ak gerdanında bir akçe olaydım
Aşık Zevraki der, muhannet muhannet
Ağlamaktan gözlerim görmüyor net
Ne huri isterim, nede bir cennet
Salnıp gezdiğin bahçe olaydım
SEN BENİ
Ceza verdin beratsız
Mahkum ettin sen beni
Aşık ettin muratsız
Mahsun ettin sen beni
Hakaretin haklı mı
Ayan ettin saklımı
Baştan aldın aklımı
Mecnun ettin sen beni
Arıyorum bir kayıp
Ağlasam derler ayıp
Suçum ne sövüp sayıp
Mahcup ettin sen beni
Özün mar, yüzün melek
Sözün de, sızıma ek
Zevrak der ki, ey kelek
Mağlup ettin sen beni
SANA
Gitme dilber gitme eylen dur biraz
Sorulacak hallarım vardır sana
Yorulduysan gel dinlen otur hele
Sarılacak kollarım vardır sana
Neden böyle kendin üzersin pek
Eşin yokmudur ki hep gezersin tek
İpek saçlarına konmuşsa kepek
Takılacak güllerim vardır sana
Sevdan yoksa siman neden sararsın
Közmü vardır içinde buzmu sorarsın
Avımı kaçırdın iz mi ararsın
Gösterecek yollarım vardır sana
Kalbim kanar, yürek yanar, ten tüter
Zevrak olmuş senden daha besbeter
Zar istersen eğer, sana da yeter
Satılacak mallarım vardır sana
SEVDİĞİM
Vallahi billahi yinede doymam
Yılan olup beni soksa sevdiğim
Azrail canımı alsada duymam
Bir kere yüzüme baksa sevdiğim
Günden güne aşkı bedeni bürür
Öldürür ateşi beni öldürür
Güman eylerimki, beni güldürür
Sel olup sineme aksa sevdiğim
Vücut diyarının volkanı dinmez
Derecem arşından aşağı inmez
İnanınki yine gönlüm incinmez
Tahtımı, bahtımı yıksa sevdiğim
Düşürdü çöllere mecnun misali
Çekdide gönlümü yarin visali
Oh derim, of demem narın emsali
Tutupda tenimi yaksa sevdiğim
Jalem, Zevrak'ını nara yakacak
Nazar ettiğini yere yıkacak
Acep neden böyle yan yan bakacak
Yari, yadmı sandın yoksa sevdiğim
AYRILIK
Mevsim olsada kış
Kar sıcak su ılık
Nar gibi bir akış
Gözde bu ayrılık
Fayda vermez bu zar
Felek fendi bozar
Ta haşredek uzar
Bizde bu ayrılık
Belim bükdü kat kat
Sağalır mı sakat
Koymaz mecal takat
Dizde bu ayrılık
Bir gam, birde demiz
Kurumaz didemiz
Bırakmaz bet beniz
Yüzde bu ayrılık
Tam ermeden turu
Aldı gözden nuru
Kor Zevrakı kuru
Düzde bu ayrılık
AYRILIK
Yaş mevsimim olsada kış
Gövde soğuk, gönül ılık
"Yaş" sanma, nar gibi akış
Gözde ağlar bu ayrılık
Kurur amma dere, deniz
Durmaz akar hep didemiz
Bırakmaz asla bet beniz
Bizde bu acı ayrılık
Yarın zarı artsa kat kat
Zevrak'e zevk verir fakat
Koymaz zerre kadar takat
Dizde bu acı ayrılık
GELİYOR
Bu gece Jalem'i gördüm düşümde
Ayan olmuş bana doğru geliyor
Siyah benleri de, beyaz döşünde
Beyan olmuş bana doğru geliyor
Azmin asasını almış eline
Resti çekmiş, kara bahtın betsine
Saydım tamam yedi yılın üstüne
Revan olmuş bana doğru geliyor
Zevraki'den içmiş cezbe iksiri
Cür'etini gördüm, cisminden iri
Aşk ateşinde yanıp diri diri
Büryan olmuş bana doğru geliyor
|