|
HANİ
Fani dünya, baki koymuş ki kimi
Ali hani, Rüstem hani, Zal hani
Duymayan var mı Lokman hekimi
Haccac hani, zalim hani, zül hani
Fayda umma ki sen bu fani dosttan
Feryadını eyler dillere destan
Beşuş idi keşiş kızı Aslıhan
Kerem hani külhan hani kül hani
Gaziye dönerdi tüm ten ile can
Gazel okur iken o hafız Burhan
Masasına konup olmuş da mihman
Burhan hani, bülbül hani, gül hani
Felaketlerin en fenasıdır en
Yeşil küreye biçti beyaz kefen
Gıdaya girdi, moda oldu fen
Petek hani, kovan hani, bal hani
İcat etmiş ise hangi enayi
Silahın adını koymuş sanayi
Sayan kalmamış ana babayı
Edep hani, erkan hani, yol hani
Bugünün zulmüne göğsünü germiş
Olanca varını, yarına vermiş
Ummanlardan ulu bir aşık varmış
Zevrak hani, sal hani, göl hani
AĞLAR
Didelerim döndü kanlı dereye
Bahar ağlar seher ağlar sel ağlar
Başımı alıp da gidem nereye
Sıla ağlar yaban ağlar yol ağlar
Kanadım kalkmaz ki kalkıp uçayım
Dağlar selam almaz verip geçeyim
Bağlar gazellendi, garip çiçeğim
Çayır ağlar çimen ağlar çöl ağlar
Boranı tiptisi hepisi heçti
Hayatı eken ekti, biçen biçti
Hazan geçti bahar geçti haz geçti
Bağban ağlar bülbül ağlar gül ağlar
Zevraki sükut altın söz gümüş
Ondan mı söz sohbet ölmüş saz ölmüş
Hepisi gücenmiş hangisi gülmüş
Mızrap ağlar tekne ağlar tel ağlar
Nejat Birdoğan'dan (Cevri) bir şiir
HEY ERENLER PAZARIM VAR
Hey erenler pazarım var
Hal ehline hal satarım
Terazim, tartım bulunmaz
Doyumuna bal satarım
Tezgah üstü söz söylerim
Sözümü gülle peylerim
Hasmı sitemi neylerim
Ben dikensiz gül satarım
Erenler bir pazar kurdum
Hak hak dedim döndüm durdum
Aşkın mühürünü vurdum
Dost zarfına pul satarım
Ben sarrafım inci düzdüm
Gevher denizinde yüzdüm
Akıl süzgecinden süzdüm
Cevri aklı kul satarım
Aşık Zevraki'nin değerli dostu
Nejat Birdoğan'ın en çok sevdiği şiiridir.
HABERİM YOK
Kor sandığım mor dağlara
Kar düşmüş de haberim yok
Gönlümdeki gür bağlara
Har düşmüş de haberim yok
Nasıl uyumuşum böyle
Gelmiş kindi gitmiş öğle
Nazlı yarin nur yerine
Nar düşmüş de haberim yok
Zevraki der şu hale bak
Şakağında atmış şafak
Kumral saça topak topak
Kır düşmüş de haberim yok
Gel yarin derdini yarıya bölek
Geriye gelmezki yerine ölek
Ecel kimi izler, bizler ne bilek
Bu gün ölen oldu, dün gülen yavrum
YAVRUM
Hayalmiydin, yoksa düşdün
Birdenbire yiten yavrum
Ecel yitti damdan düşdün
Vadeleri yeten yavrum
Oydun kalbimizi oydun
Kolumuzu bağlı koydun
Karyolandan netez doydun
Kara yerde yatan yavrum
Kada, kaza, bütün bela
Sığmadımı İstanbula
Seni buldu, bula bula
Ne idiki hatan yavrum
Bisikletin bizden beter
Dostmu yoktur, yasmı tutar
Hatıralar cana batar
Yanar anan, atan yavrum
Bir bıyılda , sekiz bıldır
Doğalıda dokuz yıldır
Parlar iken yıldır yıldır
Yıldız gibi akan yavrum
Doldurmadan dokuz yaşı
Dikilirmi mezar taşı
Eşi, dostu, arkadaşı
Mahalleyi yakan yavrum
Kara kaşlı, mühür gözlü
Mahir adlı, mahi yüzlü
Sen gezerken narin, nazlı
Bayılırdı bakan yavrum
Kader böyle, yazı kara
Koydun gettin bizi zara
Nasıl uğradın nazara
Boncukluydu yakan yavrum
Ciğerparem, civan yiğit
Tüter kalem, yanar kağıt
Nasıl yazam sana ağıt
Al kanlara batan yavrum
Al boyanmış beyaz üstün
Ahmı çektin, kanmı kustun
Söylemezsin niye sustun
Bülbül gibi öten yavrum
Sayıklayıp, sayıklayıp
Arıyoruz sanki kayıp
Nere gittin bizi koyup
Burnumuzda tüten yavrum
Anan, bacın, deden, emin
Yandı Zevrak, tüttü zemin
Hakdan rahmet, bizden amin
Destanında, dosttan yavrum
|