Aşık Zevraki Divanı Anasayfa | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | 27 | 28 | 29 | 30 | 31 | 32 | 33 | 34 | 35 | 36 | 37 | 38 | 39 | 40 | 41 | 42 | 43 |44 | 45 | 46 | Özgeçmiş - İçindekiler | Açıklamalar-Sizden Gelenler | Anılar

44

BU SIRA

Birkaç gündür havam epeyce eydi
Yine başa bindi boran bu sıra
Nakes mi karıştı, nazar mı değdi
Nazlı yarla açık aram bu sıra

Candaki cefayı cerrah anlamaz
Ağrım olmasaydı, bağrım inlemez
Tabibi tanımaz, derman dinlemez
Azdıkça da azdı yaram bu sıra

Alış gönül alış tutuş da yanki
Duyanı bulasın, biraz dayanki
İksiri verseler içmem inanki
Her şey oldu bana haram bu sıra

Kadehler bardaklar beni açmıyor
Testilere doldum dostlar içmiyor
Sözüm, nazım dursun, o da geçmiyor
Pula döndü, altın param bu sıra

Hep haylıyor hicran etmişte inat
Havalanırmı hiç kırılmış kanat
Seçilmiyor surlar, sisleri kat kat
Karıştı beyazım, karam bu sıra

Çeksede gönlümü cezbeli ruhun
Dizlerimde hal yok, gözlerim ceyhun
Dost derdinden düştü Zevrak'ım zebun
Bilmem yara nasıl varam bu sıra

(Sayfa düzenleyicinin notu:
"Bu Sıra" şiirini besteleyen sanatçının,
şairin mahlası yerine, besteci adı kullanmasına içerleyen Aşık Zevraki,
tepkisini aşağıdaki şiirle dile getirmiş,
besteyi şiirin şanına uygun güzellikte bulduğundan, affı seçmiş,
(besteci de hatasını kabul etmiştir.))

SEN

Sadık dost sandığım ...
Şiirimi buldun mu çaldın mı sen
Ozanların olur gözü gönlü tok
Çalacak kadar alçaldın mı sen

"Bu sıra"dır şiirimin ser adı
Çalınır mı aşığın er evladı
Dar sinene sığar mı gür ebadı
Ledünni ilinde hiç kaldın mı sen

Aç bir bulutta hiç yağmur yağar mı
Fındık faresinden hiç fil doğar mı
"Bu sıra"daki o sır sende var mı
Kar diye kora hiç el saldın mı sen

Sara mı doldu ki sarhoş serine
Tilkiyi koymuşsun aslan yerine
Zevraki mahlası iner gayet derine
Ulu bir ummana hiç daldın mı sen

İskandil yapıp şimdi boyunun ölçüsünü aldın mı sen

hkilic101.jpg

GÖRÜR

Gaflet deryasına dalıp uyuyan
Devlet dünyasını elbet boş görür
Kerahette günden güne büyüyen
Keramette kendisini baş görür

Buz bağlamıştır da gönlünün gölü
Güz sanır dünyayı dürzünün dölü
Nimet bilmez nankör olmuş da ölü
Ahirette türlü çeşit düş görür

Söz mü söylenir ki sersem sapığa
Kutb ül arifim der sorsan kopuğa
İskandil eylesen çıkmaz topuğa
Nefsini bir derya nazı duş görür

Kaburgası kalın işlemez modül
Fasıklardan farksız fitneden fodul
Anası malum ya babası meçhul
Mayasın bey madasın berduş görür

Kibri görülmez ki hiçbir uluda
Köroğlu olmuştur sanki Bolu'da
Havalanmış burnu batmış buluta
Göyakim gövdesin huma kuş görür

Şükür nedir bilmez nanca şişirsen
Payı peşincedir neyi pişirsen
Yanılıp sen ona bir iş düşürsen
Ağrı Dağından daha yokuş görür

Nebzeden nem alır ammaki bulut
Nehre atsan tınmaz kırk yıllık kurut
İne kaçar yine görse bir bulut
Bahar eyyamını boran kış görür

Zevraki kınayan ey kara cahil
Zülfe bağlı akıl olmaz mı zail
Ayı dahi olur amma ki ahil
Zıpırlığını zincirden hoş görür


NERGİZ HANIM'A

Tahsil bir tasmadır kabiliyetsize
Muhabbetir beşeriyetin binası
Tefekkür tavsiye eylerim ben size
Cehalettir cinayetlerin anası

Mevla hayatımızı kılmış dört mevsim
Baharı yazı güzü kışı anidir
Ne bir isim kalırda ne bir cisim
Şu cihanın hepisi fanidir fani

Gerçi servet sayi gayret hoştur
Amma haktan gafil gayet boşa koşdur
Eğer bekai billaha göz yumarsan
Tüm devletin başına dikili taştır

Ne hocaya kalır dünya ne hacıya
Ne kervancıya kalır ne kiracıya
Belki mezarda nasip olmaz bu nasa
Bu aciz halimize acep kimler acıya

Mimarların sonu değildir ki Sinan
Sinan'ıda sollan yeter ki sen inan
Mesleğinde meleke kezbedip mutlak
Muhaffak olur sanat aşkıyla yanan

Tevazün terbiyendir en temiz çeyiz
Deruni dilimde bıraktın derin iz
Aşık Zevraki der bahtın açık olsun
Güleç yüzlü gülden güzel narin Nergiz

OLUR

Muhannet gülü koklayan
Gün gelir ki pişman olur
Yadellerde bar yoklayan
Yar gözünde düşman olur

Nanca parlak olsa ahtı
Onca söner gider bahtı
Bir tabuta döner tahtı
Biner gider göçmen olur

Zevraki'nin nasa sözü
Narı geçer, namert sözü
Yanar tüter teni, özü
Çağlar gözü çeşman olur

HAKKA ŞÜKÜR

Hiç kimseye beslemem ken
Bilmem asla ırk, soy, boy en
Kimi olsa severim ben
Haklım yoktur hakka şükür

Başda iken boldu derdim
Uçtu gitti şade erdim
Ardı sürme yara verdim
Aklım yoktur hakka şükür

Kıyıda, ortada yanda
Ne bulacak kuru canda
Neyim varsa hep meydanda
Saklım yoktur hakka şükür

Zorlasada beni tipi
Kopmaz asla kudret ipi
Dekden deke devlet gibi
Naklim yoktur hakka şükür

Sunmak üzre zehri saki
Gafletdesin ey Zevraki*
Deryan dahi değil baki
Şeklim yoktur hakka şükür

macahe25.jpg

Erişilmez ufka kalsa da pek az
Hicranın dağı da hiç hitam bulmaz
Geçsen bile neye yarar boş beden
Aşanda meşk olur amma aşk olmaz

YOKDUR

Güçlü olur üçlü adet
Birden sana fayda yokdur
Maddeciden umma medet
Yerden sana fayda yokdur

Dökmez isen ona kan ter
Et mi, süt mü, ot mu biter
İbret dersen avrat yeter
Yardan sana fayda yokdur

Çilen olsa nanca ağır
Çaren yoksa dostu çağır
Çıkarcılar olur sağır
Körden sana fayda yokdur

Tapma ona tu de tükür
Toprağa deyl, hakka şükür
Tohumsuz olur mu hiç tür
Terden sana fayda yokdur

Aklımı var, fikrimi var
Toprak versin dizlere bar
Tanrıdandır icra, icbar
Sondan sana fayda yokdur

Boşalt ondan kibri kini
Dört gözünü, del dibini
Kerem ile sil kalbini
Kirden sana fayda yokdur

Nerde kaldı ezel andın
Nefse uyup nasıl kandın
Vurdun kırdın ne kazandın
Kârdan sana fayda yokdur

Senin olsa bütün küre
Çukur kazar boyan göre
Dimdik başın düşer yere
Serden sana fayda yokdur

Lokman etti o, lokmanı
Yedi yurtta Süleyman'ı
Tacı tahtı nerde hani
Zordan sana fayda yokdur

Zevrak kirli kârı neyler
Sizin olsun kentler köyler
Toprak için ölen beyler
Gordan size fayda yokdur

EYDİR

Sapık insan olmaktansa
Sadık köpek daha eydir
Kentte girmektense dansa
Köyde köçek daha eydir

Koyma hüda, beni cüda
Olsada bin türlü gıda
Saksıda çam değil, kırda
Çiçek olmak daha eydir

Ey Zevraki etme hayal
Lahte çöker, o sahte mal
Talan olur, yalan kemal
Gerçek olmak daha eydir

bitki_avcilar_02.jpg

İMİŞ

Bal sandığım tatlı dostlar
Meğerki acı çeç imiş
Baş eğdiğim üstler astlar
Hepisi de birer heç imiş

Dizilmiştir sıra sıra
Önce düşün dura dura
Düştüğün tuzaklar sonra
Sayamazsın ki kaç imiş

Ey Zevraki kuzu kuzu
Muzdur diye yedin tuzu
Yüz dostun doksan dokuzu
Meğer piç oğlu piç imiş

cicek_hazuget_02.jpg

İNCEDİR

Yeter artık kırda kurtul
Bent olduğun bağ incedir
Behey yobaz biraz yontul
Zaman zarif, çağ incedir

Topal olur atik deven
Tetik davran cevval civan
Altı niran, üstü cinan
Sırat kıldan çok incedir

Sırf derdi kalır sana kar
Olsan dahi dehr'e hünkar
Rütbelerin kapar rüzgar
Tufan tozlu tuğ incedir

Şu dünyanın yüzü cilav
Özü dersen kanlı pilav
Firenk verir fend'e kılav
Temren tuzlu tığ incedir

Zevraki'nin vardır nesi
Nedamettir neticesi
Ey zamanın zındık nesli
Zırhın zebun zağ incedir

kardelen_1.jpg

ZAMANI GELDİ

Kudret kaynağından içmişim bade
Kaynayıp coşmanın zamanı geldi
Tanrım verdi bana, bugün müsade
Kol açıp koşmanın zamanı geldi

Çeke çeke olduk verem, vebalı
Hasret deyip vurdu koca cibali
Doldurduk çileyi, çekdik vebali
Yol bulup kaçmanın zamanı geldi

Şifa buldu bütün dertler, sancılar
Sıyrıldı sinemden saplı gancalar
Allandı ağaçlar, açdı goncalar
Koklayıp gucmanın zamanı geldi

Müjdeler geliyor sol ile sağdan
Hamt olsun kurtulduk o kavi bağdan
Morlu meşelerden şu karlı dağdan
Devrilip aşmanın zamanı geldi

Akif! post vermeden kuşla kurduna
Yaylanın yolundan, belin ardına
Demir ocağına, yarin yurduna
Delirip düşmenin zamanı geldi


ŞİMDİ

Yadıma düştü yarin elleri
Açıldı laleler hoş oldu şimdi
Bulandı ara..şaştı selleri
Düştü jaleler coş oldu şimdi

Sevdikse yari, nedir karımız
Günbe gün arttı ahu zarımız
Süslü, sisli, şen nevbaharımız
Tipi, boran, kar, kış oldu şimdi

Bana gıdadır, zehirler gamlar
Deva kılamaz tabipler emler
Yari sineme sardığım demler
Hep hayal, hülya, düş oldu şimdi

Bir gül sevdi, bu gönül güya
Koklayıp öpe, hep doya doya
Dolu bildiğim şu yalan dünya
Geldi geçti de boş oldu şimdi

Başımdan esti aşkın yelleri
Gözümden aktı azgın selleri
Akif der, gezdim gurbet elleri
Konak, bir kara taş oldu şimdi...

sonraki sayfa

resim_072.jpg