Aşık Zevraki Divanı Anasayfa | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | 27 | 28 | 29 | 30 | 31 | 32 | 33 | 34 | 35 | 36 | 37 | 38 | 39 | 40 | 41 | 42 | 43 | 44 |45 | 46 | Özgeçmiş - İçindekiler | Açıklamalar-Sizden Gelenler | Anılar

45

24ocaksol2b.jpg

ŞAİRLERE

Görüp kanlı icraları
Sindiniz mi ey zahirler
Moloz sardı mecraları
Dindiniz mi ey nehirler

Lütfeyleyip deyin bize
Ne oldu ki dostlar size
Daldım baktım çıkmaz dize
Doldunuz mu ey bahirler

Susup taviz vere vere
Şeker yiyen bebeklere
Şiir kaldı şebeklere
Öldünüz mü ey şairler

Attım burçlara üç beş taş
Uçar diye belki bir kuş
Dalgalanır dizdeki cuş
Dondunuz mu ey ummanlar

Yaraların her nevinden
Jalem vurdu canevinden
Zevraki'nin alevinden
Yandınız mı ey ormanlar


lasiommata_petropolitana.jpg

OLDUK

Cehalet yüzünden geldik ne hale
Fezaya bir füze atamaz olduk
Sıratın üstüne kurarken kale
Koca ayda bir çöp çatamaz olduk

Arşı ala idi bayrak astığın
Ezilirdi demir olsa bastığın
Yelden yorganınken yerden yastığın
Şimdi tüy döşekte yatamaz olduk

Bir olmuştu bana yetişkin hamla
Deryaya dönüştü didemde damla
İlmi ledünniyi ederken imla
Kendi imzamızı atamaz olduk

Dinlemezdik asla kar bora tipi
Haykırıp giderdik perşenk at gibi
Kayalar yararken şol Ferhat gibi
Zerredeki zarı yırtamaz olduk

İlim tarlasının sondaj sapanı
Ozan ovasının olduk çobanı
Boşa döktük teri yorduk tabanı
Kurtlara bir kuzu katamaz olduk

Ulaştım da Hinde uzandım Çine
İnsanlar dönmüş hep hinoğlu hine
Gündüzüm körlere gecedir yine
Küffara bir ışık tutamaz olduk

Fazilet ararken çıkıp fezada
Neden düştük arzda fitne fesata
Koydum ya kendimi kendim mezata
Sırf safı sarrafa satamaz olduk

Tükür Zevrak böyle teknik tarihe
Gitse aya ne ki geçse Merihe
Mahlükun mahfine işler kariha
Muhabbet sırrına yetemez olduk

GÖRÜNDÜ

Nanca asi oldu, o, asil insan
Bunca nimetlere olur mu isyan
Nankörün hakkı cezadır enson
İsyankara hakdan ihsan olur mu

Barihüda vermiş her şey bedava
Kurban eder bizi bir kuru dava
Yalan dünya için yıkarız yuva
Taam için böyle talan olur mu

O, masumların postuna büründü
Kuduz kurtlar, koyun deyu göründü
Kanun lastik gibi söndükçe söndü
Arifler sözünde yalan olur mu

Uzatma Zevraki sonunu getir
Lastiği bırakda lafını bitir
Dünya tavla bizde, eşek, at, katır
İrtica yerinde irfan olur mu

BAK

Acep bizden daha zalimi var mı
İnsanın ismine bak, işine bak
Hayvanın terbiye talimi var mı
Vahşi kurduna bak, kuşuna bak

Bırak sen eşeği katırı atı
İnsanlar nasıl yer acaba eti
Müsait midirki buna fıtratı
Açda bir ağzına bak, dişine bak

Hayvandan geçtikde biz bizi yeriz
Lafa gelincede hepimiz biriz
Halbuki yamayamdan daha beteriz
Dönde bir içine bak, dışına bak

Ne pisiksin ey Zevraki ne sıçan
Niçin avlanırsın insansın haçan
Korkar hep yerde gezen gökde uçan
Attığın kurşuna bak karşına bak

ÖĞRETMEN

Öğretmen binlerce
İnsana bedeldir
Öpülecek bence
En mübarek eldir

Koca dağ kum gibi
Erir bizim için
Tükenir mum gibi
Yanar için için

Dar gelir her yorum
Sonsuz saygı değer
Sev hocanı yavrum
Arş ona baş eğer

Zevraki sende eğil
Halı hazırında
Eğilmek ar değil
Öğretmen huzurunda

macahelden__bir__i_ek.jpg

TÜRKİYEM

Nasıl eyleyeyim senin methini
Şifalar yatağı şanlı Türkiyem
Kanla sulamışlar sulu sathını
Şehitler yatağı şanlı Türkiyem

Nesimi'si meleklerin nefesi
Ayyuka yükselmiş cuşu nalesi
Susam sümbülü jalesi lalesi
Şebnemler yatağı şanlı Türkiyem

Toprağında saklı hakkın helvası
Taşlarında vardır başlar bahası
Arslan kaplan kumru kartal yuvası
Şahinler yatağı şanlı Türkiyem

Kınalı bahar yazlar beyaz kışlar
Her mevsimindeki başka nakışlar
Şellallerin şiirleri alkışlar
Şairler yatağı şanlı Türkiyem

Atana verdiğin özlü antların
Sehere set çeken baraj bentlerin
Şirke kilit vuran şirin kentlerin
Şehirler yatağı şanlı Türkiyem

Dostlara köprüsün düşmana sırat
Seni gezen millet alıyor murat
Dizgin vurulmayan Dicle'yle Fırat
Nehirler yatağı şanlı Türkiyem

Başını kaldırmış kati havaya
Dalını dayamış vermiş karaya
Elini kolunu salmış deryaya
Bahirler yatağı şanlı Türkiyem

Kimi şellal olmuş yerde şarlanmış
Kimi zühal olmuş gökte parlamış
Kimi zilzal olmuş arzı zorlamış
Yiğitler yatağı şanlı Türkiyem

Dehaları karşı atmış dünyaya
Delileri kafa tutmuş ukbaya
Türküler yaktırmış ana babaya
Ağıtlar yatağı şanlı Türkiyem

Sayılmaz vallahi Aslı'nın safı
Kimisi Kerem'dir kimisi sofu
Sübahan dağına sinmiştir ofu
Aşıklar yatağı şanlı Türkiyem

Emrah'ı Selvi'si Tahir Zühre'si
Alimlerin ariflerin zümresi
Baki'si Nefi'si Yunus Emre'si
Abitler yatağı şanlı Türkiyem

Akif'lerin bağrındaki volkanik arzu
Kemal'ler patlatmış kürre i arzı
Kiminin dehası deliyor arşı
Sinanlar yatağı şanlı Türkiyem

Abdülhak'la Ziya benziyor tana
Fikret'i üç fatihi yaratana
Kurban olurum ben böyle vatana
Sultanlar yatağı şanlı Türkiyem

Bağrından boşalır haznesi hazı
Çorbamın tuzuyla lambamın gazı
Şu Ağrı'sı Erciyes'i Ilgaz'ı
Toroslar yatağı şanlı Türkiyem

Zevraki saymakla tükenmez yeter
Sonra dillerinde Türkiye biter
Tür vermez ki bize dökmezsek ter
Turisler yatağı şanlı Türkiyem

UĞUR MUMCU'YA

Deprem gibi depti haber
Bir dağ uçtu, kuş yerine
Tuzaklanıp yıkıldı er
Tufan çöktü, tuş yerine

Değilki sen ürke ürke
Coşdun, koşdun Atatürk'e
Bir tüy göçer, n'olur kürke
Beşi geçer, boş yerine

Ferasetsiz bunu bilmez
Feza çökse, fikir ölmez
Atom yağsa yurt bölünmez
Maraş yanar, Muş yerine

Kindar azsa ne yapacak
Kim inceyse o kopacak
Döşe dayandımı bıçak
Baş veririz, diş yerine

Yedi düvel olsa yedek
Söndüremez dolapla, dek
Yanar durur mahşere dek
Eşin mumdur, iş yerine

Koca aslan yüce yiğit
Yanar kalem, tüter kağıt
Nasıl yazam sana ağıt
Şu ağlayan arş yerine

Feryat, fizan fırladı fezaya ta
Türkiye'min tümü yasta
Ağrı oldu eşe dosta
Ağu yedik aş yerine

O yan ağlar, bu yan ağlar
Dayanamaz duyan ağlar
Özler erir. gözler çağlar
Yağlar akar, yaş yerine

Şiir yazdım apar topar
Destan yazsam, şivan kopar
Gülden, mezar oldu gülzar
Uğurladık hoş yerine

Diler sağı, solu rahmet
Diyarıdır bağı cennet
Gözlerimle gördüm netmi net
Bir nur indi naş yerine

Toprak örter elbet seni
Arza sığmaz özgür eni
Zevraki der; dikin beni
Baş ucuna taş yerine

zvrki_145.jpg

ba0aea01fbe571073df6957535787abb.jpg

YURDUM

Alsancak dikilmiş arşa nöbetçi
Bir daha vardır çok candan aşığın
Mübarek mülküne al bayrak bekçi
Gece bile gitmez tandan ışığın

Aşıp sönmez sinenden nuru güneş
Seherinde doğar serinde batar
Bulunmaz sevda sevginize bir eş
Sarılmış semavat suyunda yatar

Türbelerle bezenmiş yayla beller
Tarih az gelir bu definelere
Umman olmuş yurdumda kandan seller
Tahtelbahir ulu sefinelere

Atalarım kabrine kan dökmüşse
Kevser kaynar toprağında taşında
Sana pervasızca kim göz dikmişse
Pençem palam dövüştüğüm döşünde

Çarık çarpışmış da çelik çizmeyle
Yine çiğnemiş çakalları erat
Anlatılmaz yurdum destan dizmeyle
Hem murat vermiştir bize hem berat

Topun tepmesinden tepe patlıyor
Hercümerc olmaz mı ovalar bağlar
Şimdi o afette atlar otluyor
Yayla oldu yanıp kuş kapan dağlar

Çay çeşmeler kin kokup hırs akarken
Gam yiyip ter kan içerdi ordular
Biz vahşi düşmana doğru bakarken
Vatan hainleri içten vurdular

Bülbül ötmez berbat oldu gülistan
Ne ana baba günüymüş o günler
Solmuş revnaki sararmış bağ bostan
Feryadı figan şivanmış düğünler

Kara yas tutmuş kevkeb şems ile mah
Vahşet zara tan çekmiş siyah perde
Anneler kahrından eyledikçe ah
Tutuşur dağlar yanarmış bu yerde

Kalelerin sırrını çözen bizdik
Türlü tahakküm tak etmişti cana
Şems gibi şarktan garbe hudut çizdik
Batırarak ak kalemi pak kana

Zevraki der canım feda vatana
Aşıklar gölgesinde daldalanır
Al rengimiz aksetmiş arş u tana
Şafaklarda nur saçıp dalgalanır

Semavat: gökyüzü tahtelbahir: denizaltı gemisi
Sefine: büyük gemi hercümerc: karmakarışık
Kevkeb: yıldız daldalanmak: sığınmak

*
1966 daki okulumuza dair

KÖY OKULU

Şen şükufezarı sarmış bütün har
Dikenler uzanmış gülçan yerinde
Vah vah mini mini yetim yavrular
İrtica uyanmış irfan yerinde

Tedrisat mahsundur, talebe melul
Ne çatıda bir kuş, ne kapıda kul
Ne tavla olduğu belli, ne okul
Tahtalar terlemiş, tavan yerinde

Bir tehattür olmuş o günler
Ne bir ses sızlarda, ne bir saz inler
Tenhalaşmış terennümlü zeminler
Baykuşlar tünemiş turfan yerinde

Ererdi sesimiz ta melekuta
Bimem ki, saik ne bu sükuta
İnerdik burakdan, binerdik buluta
Tembeller tünemiş, tuğyan yerinde

Nedir bu yanışın, birde sönüşün
Dümensiz dünya ne bu ters dönüşün
Zevrakım ne zordur, bir kere düşün
Tilkiler tünemiş aslan yerinde

1988.jpg

BU GECE

Zengin yapar zevk düğünü
Züğürtlere, zor bu gece
Git de ne düşündüğünü
Yoksullara, sor bu gece

Ne gül kaldı, nede lale
Buza döndü, dondu jale
Yine binbir türlü nale
Şairlere var bu gece

Kış gelince, yaz yollandı
Yerler, gökler hep pullandı
Birden bire pek çullandı
Çayırlara kar bu gece

Fırtınalar sardı yurdu
Düşünelim kuşu kurdu
Beyler gibi bağdaş kurdu
Bayırlara kar bu gece

Hak memata, misal sundu
Hayat söndü, ceset dondu
Kartal gibi gelip kondu
Kayalara kar bu gece

Akif derki; düşün biraz
Ayan beyan, değil bir raz
Kefen kesti, sütden beyaz
Karalara kar bu gece

sonraki sayfa

dadalo_lu_k_y_e.jpg

zvrki_047.jpg

zvrki_008xx.jpg