|
ŞAİRLERE
Görüp kanlı icraları
Sindiniz mi ey zahirler
Moloz sardı mecraları
Dindiniz mi ey nehirler
Lütfeyleyip deyin bize
Ne oldu ki dostlar size
Daldım baktım çıkmaz dize
Doldunuz mu ey bahirler
Susup taviz vere vere
Şeker yiyen bebeklere
Şiir kaldı şebeklere
Öldünüz mü ey şairler
Attım burçlara üç beş taş
Uçar diye belki bir kuş
Dalgalanır dizdeki cuş
Dondunuz mu ey ummanlar
Yaraların her nevinden
Jalem vurdu canevinden
Zevraki'nin alevinden
Yandınız mı ey ormanlar
|
|
OLDUK
Cehalet yüzünden geldik ne hale
Fezaya bir füze atamaz olduk
Sıratın üstüne kurarken kale
Koca ayda bir çöp çatamaz olduk
Arşı ala idi bayrak astığın
Ezilirdi demir olsa bastığın
Yelden yorganınken yerden yastığın
Şimdi tüy döşekte yatamaz olduk
Bir olmuştu bana yetişkin hamla
Deryaya dönüştü didemde damla
İlmi ledünniyi ederken imla
Kendi imzamızı atamaz olduk
Dinlemezdik asla kar bora tipi
Haykırıp giderdik perşenk at gibi
Kayalar yararken şol Ferhat gibi
Zerredeki zarı yırtamaz olduk
İlim tarlasının sondaj sapanı
Ozan ovasının olduk çobanı
Boşa döktük teri yorduk tabanı
Kurtlara bir kuzu katamaz olduk
Ulaştım da Hinde uzandım Çine
İnsanlar dönmüş hep hinoğlu hine
Gündüzüm körlere gecedir yine
Küffara bir ışık tutamaz olduk
Fazilet ararken çıkıp fezada
Neden düştük arzda fitne fesata
Koydum ya kendimi kendim mezata
Sırf safı sarrafa satamaz olduk
Tükür Zevrak böyle teknik tarihe
Gitse aya ne ki geçse Merihe
Mahlükun mahfine işler kariha
Muhabbet sırrına yetemez olduk
GÖRÜNDÜ
Nanca asi oldu, o, asil insan
Bunca nimetlere olur mu isyan
Nankörün hakkı cezadır enson
İsyankara hakdan ihsan olur mu
Barihüda vermiş her şey bedava
Kurban eder bizi bir kuru dava
Yalan dünya için yıkarız yuva
Taam için böyle talan olur mu
O, masumların postuna büründü
Kuduz kurtlar, koyun deyu göründü
Kanun lastik gibi söndükçe söndü
Arifler sözünde yalan olur mu
Uzatma Zevraki sonunu getir
Lastiği bırakda lafını bitir
Dünya tavla bizde, eşek, at, katır
İrtica yerinde irfan olur mu
BAK
Acep bizden daha zalimi var mı
İnsanın ismine bak, işine bak
Hayvanın terbiye talimi var mı
Vahşi kurduna bak, kuşuna bak
Bırak sen eşeği katırı atı
İnsanlar nasıl yer acaba eti
Müsait midirki buna fıtratı
Açda bir ağzına bak, dişine bak
Hayvandan geçtikde biz bizi yeriz
Lafa gelincede hepimiz biriz
Halbuki yamayamdan daha beteriz
Dönde bir içine bak, dışına bak
Ne pisiksin ey Zevraki ne sıçan
Niçin avlanırsın insansın haçan
Korkar hep yerde gezen gökde uçan
Attığın kurşuna bak karşına bak
ÖĞRETMEN
Öğretmen binlerce
İnsana bedeldir
Öpülecek bence
En mübarek eldir
Koca dağ kum gibi
Erir bizim için
Tükenir mum gibi
Yanar için için
Dar gelir her yorum
Sonsuz saygı değer
Sev hocanı yavrum
Arş ona baş eğer
Zevraki sende eğil
Halı hazırında
Eğilmek ar değil
Öğretmen huzurunda
TÜRKİYEM
Nasıl eyleyeyim senin methini
Şifalar yatağı şanlı Türkiyem
Kanla sulamışlar sulu sathını
Şehitler yatağı şanlı Türkiyem
Nesimi'si meleklerin nefesi
Ayyuka yükselmiş cuşu nalesi
Susam sümbülü jalesi lalesi
Şebnemler yatağı şanlı Türkiyem
Toprağında saklı hakkın helvası
Taşlarında vardır başlar bahası
Arslan kaplan kumru kartal yuvası
Şahinler yatağı şanlı Türkiyem
Kınalı bahar yazlar beyaz kışlar
Her mevsimindeki başka nakışlar
Şellallerin şiirleri alkışlar
Şairler yatağı şanlı Türkiyem
Atana verdiğin özlü antların
Sehere set çeken baraj bentlerin
Şirke kilit vuran şirin kentlerin
Şehirler yatağı şanlı Türkiyem
Dostlara köprüsün düşmana sırat
Seni gezen millet alıyor murat
Dizgin vurulmayan Dicle'yle Fırat
Nehirler yatağı şanlı Türkiyem
Başını kaldırmış kati havaya
Dalını dayamış vermiş karaya
Elini kolunu salmış deryaya
Bahirler yatağı şanlı Türkiyem
Kimi şellal olmuş yerde şarlanmış
Kimi zühal olmuş gökte parlamış
Kimi zilzal olmuş arzı zorlamış
Yiğitler yatağı şanlı Türkiyem
Dehaları karşı atmış dünyaya
Delileri kafa tutmuş ukbaya
Türküler yaktırmış ana babaya
Ağıtlar yatağı şanlı Türkiyem
Sayılmaz vallahi Aslı'nın safı
Kimisi Kerem'dir kimisi sofu
Sübahan dağına sinmiştir ofu
Aşıklar yatağı şanlı Türkiyem
Emrah'ı Selvi'si Tahir Zühre'si
Alimlerin ariflerin zümresi
Baki'si Nefi'si Yunus Emre'si
Abitler yatağı şanlı Türkiyem
Akif'lerin bağrındaki volkanik arzu
Kemal'ler patlatmış kürre i arzı
Kiminin dehası deliyor arşı
Sinanlar yatağı şanlı Türkiyem
Abdülhak'la Ziya benziyor tana
Fikret'i üç fatihi yaratana
Kurban olurum ben böyle vatana
Sultanlar yatağı şanlı Türkiyem
Bağrından boşalır haznesi hazı
Çorbamın tuzuyla lambamın gazı
Şu Ağrı'sı Erciyes'i Ilgaz'ı
Toroslar yatağı şanlı Türkiyem
Zevraki saymakla tükenmez yeter
Sonra dillerinde Türkiye biter
Tür vermez ki bize dökmezsek ter
Turisler yatağı şanlı Türkiyem
|
|
|
UĞUR MUMCU'YA
Deprem gibi depti haber
Bir dağ uçtu, kuş yerine
Tuzaklanıp yıkıldı er
Tufan çöktü, tuş yerine
Değilki sen ürke ürke
Coşdun, koşdun Atatürk'e
Bir tüy göçer, n'olur kürke
Beşi geçer, boş yerine
Ferasetsiz bunu bilmez
Feza çökse, fikir ölmez
Atom yağsa yurt bölünmez
Maraş yanar, Muş yerine
Kindar azsa ne yapacak
Kim inceyse o kopacak
Döşe dayandımı bıçak
Baş veririz, diş yerine
Yedi düvel olsa yedek
Söndüremez dolapla, dek
Yanar durur mahşere dek
Eşin mumdur, iş yerine
Koca aslan yüce yiğit
Yanar kalem, tüter kağıt
Nasıl yazam sana ağıt
Şu ağlayan arş yerine
Feryat, fizan fırladı fezaya ta
Türkiye'min tümü yasta
Ağrı oldu eşe dosta
Ağu yedik aş yerine
O yan ağlar, bu yan ağlar
Dayanamaz duyan ağlar
Özler erir. gözler çağlar
Yağlar akar, yaş yerine
Şiir yazdım apar topar
Destan yazsam, şivan kopar
Gülden, mezar oldu gülzar
Uğurladık hoş yerine
Diler sağı, solu rahmet
Diyarıdır bağı cennet
Gözlerimle gördüm netmi net
Bir nur indi naş yerine
Toprak örter elbet seni
Arza sığmaz özgür eni
Zevraki der; dikin beni
Baş ucuna taş yerine
|
|
YURDUM
Alsancak dikilmiş arşa nöbetçi
Bir daha vardır çok candan aşığın
Mübarek mülküne al bayrak bekçi
Gece bile gitmez tandan ışığın
Aşıp sönmez sinenden nuru güneş
Seherinde doğar serinde batar
Bulunmaz sevda sevginize bir eş
Sarılmış semavat suyunda yatar
Türbelerle bezenmiş yayla beller
Tarih az gelir bu definelere
Umman olmuş yurdumda kandan seller
Tahtelbahir ulu sefinelere
Atalarım kabrine kan dökmüşse
Kevser kaynar toprağında taşında
Sana pervasızca kim göz dikmişse
Pençem palam dövüştüğüm döşünde
Çarık çarpışmış da çelik çizmeyle
Yine çiğnemiş çakalları erat
Anlatılmaz yurdum destan dizmeyle
Hem murat vermiştir bize hem berat
Topun tepmesinden tepe patlıyor
Hercümerc olmaz mı ovalar bağlar
Şimdi o afette atlar otluyor
Yayla oldu yanıp kuş kapan dağlar
Çay çeşmeler kin kokup hırs akarken
Gam yiyip ter kan içerdi ordular
Biz vahşi düşmana doğru bakarken
Vatan hainleri içten vurdular
Bülbül ötmez berbat oldu gülistan
Ne ana baba günüymüş o günler
Solmuş revnaki sararmış bağ bostan
Feryadı figan şivanmış düğünler
Kara yas tutmuş kevkeb şems ile mah
Vahşet zara tan çekmiş siyah perde
Anneler kahrından eyledikçe ah
Tutuşur dağlar yanarmış bu yerde
Kalelerin sırrını çözen bizdik
Türlü tahakküm tak etmişti cana
Şems gibi şarktan garbe hudut çizdik
Batırarak ak kalemi pak kana
Zevraki der canım feda vatana
Aşıklar gölgesinde daldalanır
Al rengimiz aksetmiş arş u tana
Şafaklarda nur saçıp dalgalanır
Semavat: gökyüzü tahtelbahir: denizaltı gemisi
Sefine: büyük gemi hercümerc: karmakarışık
Kevkeb: yıldız daldalanmak: sığınmak
*
1966 daki okulumuza dair
KÖY OKULU
Şen şükufezarı sarmış bütün har
Dikenler uzanmış gülçan yerinde
Vah vah mini mini yetim yavrular
İrtica uyanmış irfan yerinde
Tedrisat mahsundur, talebe melul
Ne çatıda bir kuş, ne kapıda kul
Ne tavla olduğu belli, ne okul
Tahtalar terlemiş, tavan yerinde
Bir tehattür olmuş o günler
Ne bir ses sızlarda, ne bir saz inler
Tenhalaşmış terennümlü zeminler
Baykuşlar tünemiş turfan yerinde
Ererdi sesimiz ta melekuta
Bimem ki, saik ne bu sükuta
İnerdik burakdan, binerdik buluta
Tembeller tünemiş, tuğyan yerinde
Nedir bu yanışın, birde sönüşün
Dümensiz dünya ne bu ters dönüşün
Zevrakım ne zordur, bir kere düşün
Tilkiler tünemiş aslan yerinde
BU GECE
Zengin yapar zevk düğünü
Züğürtlere, zor bu gece
Git de ne düşündüğünü
Yoksullara, sor bu gece
Ne gül kaldı, nede lale
Buza döndü, dondu jale
Yine binbir türlü nale
Şairlere var bu gece
Kış gelince, yaz yollandı
Yerler, gökler hep pullandı
Birden bire pek çullandı
Çayırlara kar bu gece
Fırtınalar sardı yurdu
Düşünelim kuşu kurdu
Beyler gibi bağdaş kurdu
Bayırlara kar bu gece
Hak memata, misal sundu
Hayat söndü, ceset dondu
Kartal gibi gelip kondu
Kayalara kar bu gece
Akif derki; düşün biraz
Ayan beyan, değil bir raz
Kefen kesti, sütden beyaz
Karalara kar bu gece
|
|