|
OLURSUN
Sakın küsme, yakın yâra
Basar gider yad olursun
Bilinmedik bir diyara
Eser gider od olursun
Ne dalını kor, ne deni
Çöl bulursun, gül gideni
Çalı eyler, çam bedeni
Sen, benden ber bad olursun
Ne sarhoşum, ne de seme
Gem atmadan, girme ceme
Tam bilmeyince, ham deme
Mert meydanda, mat olursun
Gafilin gafına bakma
Gam çekip kafana takma
Nefsi yende, nası yıkma
Zal'dan üstün zat olursun
Zevraki'miz yükü çeker
Duman elbet dağa çöker
Damla damla dehre döker
Bahre dolan şat olursun
GEREK (ilk yazım)
Dinsize ver iman dini
Bana seni gerek seni
Densize ver unu deni
Bana seni gerek seni
Fezalarda fahri kursun
Ayın, günün, arşın, kürsün
Arzı mevud geri dursun
Bana seni gerek seni
Muhammede yeter yasa
Musaya da yutar asa
Karunlara kalsın kasa
Bana seni gerek seni
Meyletmezem mala mülke
Takatım yok yoğun yüke
Elin olsun bütün ülke
Bana seni gerek seni
Kese zayıf kemha beter
Köprübaşı kira ister
Geçidini köre göster
Bana seni gerek seni
Mana oldu mevcut madde
Anladım ki erdim hadde
Zülcelale giden cadde
Bana seni gerek seni
Yüzüm yokki ola arkam
Mal değilem sola markam
Ne bir mevki ne bir makam
Bana seni gerek seni
Gitti zindan bitti zifir
Gün eyledi gelen sefir
Jale kaldı solda sıfır
Bana seni gerek seni
Akif olsanda okyanus
Yine yutar seni Yunus
Kör küffara kibriyanus (*?kabr-i hamuş)
Bana seni gerek seni
İNSAN ( ikinci yazım)
İsteyenin olsun ilah
Bana insan gerek insan
Ne serveti ne de silah
Bana insan gerek insan
Muhammet'e yeter yasa
Musa'ya da yutar asa
Karunlara kalsın kasa
Bana insan gerek insan
Akran yok ki ola arkam
Mal değilem sola markam
Ne bir mevki ne bir makam
Bana insan gerek insan
Geldi gitti o misafir
Battı güneş bastı zifir
İslam kaldı solda sıfır
Bana insan gerek insan
Yüz değil gözüdür çirkin
Kimde varsa kibrile kin
Canavardır o velakin
Bana insan gerek insan
Hiç istemem aman aman
Cennet zinnet huri gılman
Farketmez ki Fars Rus Alman
Bana insan gerek insan
Zevrak olsan da okyanus
Yutar yine seni Yunus
Lakin balıkta yoktur us
Bana insan gerek insan
Vermiş alıç almış yulaf
Yunus etmiş boşuna laf
Hak dese de gene hilaf
Bana insan gerek insan
Hakikatten eyle hitap
Hayalidir yüz dört kitap
Sen istersen Allaha tap
Bana insan gerek insan
Dört kitabın biri hava
Güneş yer su da bedava
Onsuz kuran kuru dava
Bana insan gerek insan
Kamilidir kainatın
Yerin göğün yedi katın
En mahbubu mahlukatın
Bana insan gerek insan
Ey Zevraki etme ısrar
İkrarına derler inkar
Sözüm etmez eşeğe kar
Bana insan gerek insan
İNSAN (son yazım)
Hoş yaratmış onu ilah
Bana insan gerek insan
Ne bir servet ne de silah
Bana insan gerek insan
Muhammet'e yeter yasa
Musa'ya da yutar asa
Karunlara kalsın kasa
Bana insan gerek insan
Akran yok ki ola arkam
Mal değilem sola markam
Ne bir mevki ne bir makam
Bana insan gerek insan
Geldi getti o misafir
Battı güneş bastı zifir
İslam kaldı solda sıfır
Bana insan gerek insan
Yüz değil, gözüdür çirkin
Kimde varise, kibrile kin
Canavardır o, velakin
Bana insan gerek insan
Hiç istemem aman aman
Cennet zinnet huri gılman
Farketmez ki fars rus alevi sünni alman
Bana insan gerek insan
Mazi sandığın dört kitap
Atimizden eyler hitap
Sen istersen toprağa tap
Bana insan gerek insan
Dört kitabın biri hava
Güneş yer su da bedava
Kurda kuran kuru dava
Bana insan gerek insan
Kamilidir kainatın
Yerin göğün yedi katın
En mahbubu malukatın
Bana insan gerek imsan
Ey Zevraki etme ısrar
İkrarına derler inkar
Sözüm etmez eşeğe kar
Bana insan gerek insan
DALGALAR AYYUKA
Dalgalar ayyuka değse de ta ki
Ufukla birleşse hattı revnaki
Hatta olsa dahi arştan da yüce
Yine bahrin üstündedir zevraki
Aşkın dalgasından bulmadım halas
Anın çün etmişem Zevraki mahlas
Rıhtımımız rabdır rotamız ihlas
Böyle yazmış bize ezel evraki
Gönül gemisinde kalmışız kaptan
Geçmişiz nice bin korkunç girdaptan
Nuh'un gemisi ki çürüdü çoktan
Ruhun bahrinde biz bakiyiz baki
Kader gemim aldı kalbinden yara
Görünmez ki çıkam kuş kadar kara
Gene de of demem okyanuslara
Olsa da Nuh'un o tufanı vaki
Zevraki bu fırtınanın fevki yok
Sürükler settara yanlış sevki yok
Lakin yalnız yolculuğun zevki yok
Dolsa da yelkene dehrin ezvaki
ayyuka:çok yüksekteki yıldız
hattı revnak:ufukla denizin birleştiği parlaklık
halas:kurtulmak ihlas:tanrıya giden yol
baki:ölümsüz fevki:üstü settar:tanrı
ezvak:zevk
TABİATTA
Her ne yapsam ne yazsam ben
Yanlış hatalıdır hatta
Hattat-ı halliktir ki en
Tahir tahrir tabiatta
Zemininde hayat hali
Kış celali yaz cemali
Zati penah zülcelali
Temsil tasvir tabiatta
Olmak ister isen asil
Ruhundaki ridayı sil
Tabiatı eyle tahsil
Tedris tenvir tabiatta
Dört duvardan bir binası
Beşeriyetin anası
Evladını yer cinası
Tenzil teksir tabiatta
Mevladır maliki mülkün
Kün deyince kıldı mümkün
Fena bulur der feyekün
Tahrip tamir tabiatta
Ayan oldu bana hüda
Aşkı odu cana gıda
Koyup gider hoş bir seda
Akif Timur tabiatta
hattatı halik:yazan tanrı tahir:temizlik
tahrir:yazı zatı penah:allah zülcelal:allah
tasvir:detaylı anlatış rida:örtü tedris:ders tenvir:aydınlanma
cinas:canilik
tenzil:azalmak teksir:çoğalmak malik:sahip
kün:ol feyekün:sonlanmak
|
|
GEREK
Sakın eğri sen gitme sevdiğim
"Dost" dediğin doğru düz gerek
Yan vurupda ... etme sevdiğim
Dostlara dal, düşmana yüz gerek
Kuşlar kapsında, kurtlar dişlesin
Varsın ağrılar, bağra işlesin
Yel körüklesin, yar ateşlesin
Aşıka köz, maşuka naz gerek
Nemrüdün narı bence nedir ki
Özü köz olan onca nadir ki
"Sahi Aşık" dediğin odur ki
Dilinde dost, elinde saz gerek
Zevraki'nin bu zarı temelli
Tendeki tığlar bulmaz teselli
Bu nasıl talih, nasıl tecelli
Cerrah usanmış, candan vaz gerek
GELDİM
Bin ibret gönderdi cihana beni
Bir tanesinide alana geldim
Şarkı garbi tutmuş boy ile eni
Cehalet tahtını talana geldim
Bozulmuş kainatda dini mübin
Ne varsa hilkatte hayvan insan cin
İmini cimini şu on sekiz bin
Alemi dolana dolana geldim
Kuru balçıktandır benim hamurum
Mevlamın emriyle örüldü surum
Şu iki cihana akseder nurum
Gözünden perdeyi silene geldim
Batinim bahardır zahirde güzüm
Ağrı Dağı gibi çözülmez buzum
Hikmet bahçesinde binbir karpuzum
Kudret bıçağıyle dilene geldim
OLANLAR
Sığmaz aruza sığmaz heceye
Çıkarda uçar gayet yüceye
Gününü katar kara geceye
Asla yorulmaz ermiş olanlar
Alıp yüzüne sürse karayı
Yetmiş yerinden verse yarayı
Gayet ırayıp gerse arayı
Dosta darılmaz derviş olanlar
Gözüm uyusa gönlüm uyanık
Hem ben yanığım hemde o yanık
Ne hikmettir ki her an bulanık
Aksa durulmaz teşviş olanlar
AKIL ERMEZ
Hikmetine akıl ermez
Uğraştığım hep boşundan
Kimisine damla vermez
Kiminin döker başından
Cismim küçük cezam büyük
Çekilir mi böyle bir yük
Bağrım olmuş bölük bölük
Taburda takar peşinden
Eziliriz biz bitevi
Ezaları nevi nevi
Dünya denen ceza evi
Kabirde çöker döşünden
Ha'şa etmem amma isyan
Adlin değil asla eş yan
Binbir cebir bir cılız can
Sabırda söker dişinden
Dal olursun elif isen
Gelme dehre zarif isen
Akif der ki herif isen
Sakınma kader taşından
GİDER
Hedef almış dost sinemi
Bıçağını biler gider
Çok keskindir yar sitemi
Yüreğimi diler gider
Kalp olur kıral parası
Derim olsada turası
Yalar zaman zımparası
Senelerden siler gider
Dolan deli gönül dolan
Elbet taşar birgün dolan
Yar yolunda seyyah olan
Sahraları sular gider
Akif der ki alın vaz'ı
Belli olur arif ağzı
Dost bağından mest avazı
Hakka doğru huler gider
N'OLDU
Bilmem güzmü gelmiş göçmüşdür herkes
Dağların yeşili, sarısı n'oldu
Görünmüyor göller, nerede nargez
Bağların ... arısı n'oldu
Yere sığmayıpda, ayda uçanlar
Zülal zükkar yiyip, zerde içenler
Şu fani dünyaya paha biçenler
Yarısı sağısa, gerisi n'oldu
Kocalık kapıyı çalınca tak tak
Buz gibi oluyor o sıcak yatak
Aynayı çıkarda bir aynına bak
Yüzünün o pembe derisi n'oldu
Cefalıdır bilki sefalı sanma
Akif derki sakın dünyaya kanma
Bilirim benden gençlik geçti amma
Gönlümün peykeri perisi n'oldu
|
|
|
"Sağlam ruhun rolü vardır hayatın gülmesinde,
Allah bilir demek kolay, iş kulun bilmesinde." Zevraki
Şimdi de, insanlığın batini zuhurundan
zamanımızdaki zahiri durumuna kadar
geçirmiş olduğu incelik ve öncelikleri,
Lütfen dikkat buyurunuzda hep beraber inceleyelim.
ÖNCEDEN ÖNCE
Meşkin gemisiyle aşkın bahrine
Dal da bak neler var önceden önce inceden ince
Yolun uğrar ise gönül şehrine
Kal da bak neler var önceden önce inceden ince
Tebeddüle uğrar toprakta çiçek
An be an değişen gizli bir gerçek
Görmek istersen bir manevi mercek
Al da bak neler var önceden önce inceden ince
Yanlış hesap etme gittiğin yeri
Bağdat değildir ki dönesin geri
Kopar şakağından da bir beyaz piri
Kıl da bak neler var önceden önce inceden ince
Yok iken cihanda can ile beden
Kimdi enasırda en asıl deden
Bil ki geçmişiz biz en son haddeden
Öl de bak neler var önceden önce inceden ince
Kazaya kurbanız kadere razı
Merhemden mühimdir bilmek marazı
Gözden sisi özden kini garezi
Sil de bak neler var önceden önce inceden ince
Bölesin lokmayı giyesin hırka
Bu bir muammadır vardın mı farka
Bir yalın kat kılı yarıp da kırka
Böl de bak neler var önceden önce inceden ince
Ezel ervakında ebed andını
Hatırla da kır o kibrin bendini
Kainattan evvel kendi kendini
Bil de bak neler var önceden önce inceden ince
Zevraki'yi gülle söküp gürz açmaz
Bir kapıdır ki kul sığar kıl geçmez
Yer yıl hedef kıl gez bozuk göz seçmez
Gel de bak neler var önceden önce inceden ince
meşk:güzel uğraş tebeddül:değişken pir:yaşlanmış
ezel evrakı:ilk belge ebed andı:sonsuz sözleşme
|
|
BİLMEZ MİSİN
Fezalarda olsan fener
Söneceğin bilmez misin
Felek birgün başan biner
Sineceğin bilmez misin
Derya gibi sulu olsan
Dağlar gibi ulu olsan
Yağmur olsan dolu olsan
Dineceğin bilmez misin
Huma gibi yükselip ta
Hatta çıksan yedi kata
Tahttan inip tahta ata
Bineceğin bilmez misin
Dünya denen bu viranda
Şah da vardı şu İran'da
Dört mevsimin de bir anda
Biteceğin bilmez misin
Baştan başa bütün şeriz
Biz eşeriz bir düşeriz
Den yerine kin ekeriz
Biçeceğin bilmez misin
Etmek için menzili kat
Hakka doğru koşar hilkat
Dönüp bu yollardan kat kat
Geçeceğin bilmez misin
Ey Zevraki keyfin kamın
Hoş olsa ne boş encamın
Dost elinden dolu camın
İçeceğin bilmez misin
Özünden gözünden bu gaflet sisini
silmez misin silmez misin
hüma:efsanevi kuş tahta at:tabut
den:tohum hilkat:yaradılanlar kam:sefa
encam:son dolu cam:ecel şerbeti
DOLANIR
Nabız nazlanıpda, damar bıkanda
Kanımız devrandan bezer dolanır
Canımız cesetten uçup çıkanda
Şanımız dillerde gezer dolanır
Tahrip olan motor edilmez tamir
Tehir etmez Tanrı verince emir
Tıpkı, tesbih gibi tendeki ömür
Telden tele takar dizer dolanır
Geçen günlerimizdir o daneler
İplik, tel dediğin göçen seneler
Sızı ne bilmeyen bizim sineler
Günden güne dizde sezer dolanır
Senin olsa bütün çarşının çapı
Küreyi eylesen kendine tapı
Dünya üstde düven, sen altta sapı
Ezel, ebed demez, ezer dolanır
Birden bulutlanır gönlümün göğü
Döker dolu, söker şehiri, köyü
Kızarır, bozarır buzlarım deyu
Bozar bentlerini azar dolanır
Yel önden yakalar, boran arkalar
Çarpar deli dalga her an çalkalar
Zapt etmez Zevrakı çelik halkalar
Dalar deryalara yüzer dolanır
NEREDESİN
Arıyorum nice yıldır
Neredesin neredesin
Bulamadım nasıl kıldır
Neredesin neredesin
Bu ne doğuş bu ne batış
Başlangıçla birmiş bitiş
Çok dardayım çabuk yetiş
Neredesin neredesin
Şu mevcudat ne muazzam
Almıyor ki hiç hafızam
Ey meçhul mimarı azam
Neredesin neredesin
Tabiatta türlü vahşet
Fıtrat zebun fetret dehşet
Adlin göster sanın bahşet
Neredesin neredesin
Kabul eyle bu ricamı
Kırılmasın kalbin camı
Yerde ve gökte encamı
Neredesin neredesin
Kader gemim aldı yara
Görünmez ki çıkam kara
Karıştım okyanuslara
Neredesin neredesin
Ey Zevraki etme şüphe
Oturursun sonra şapa
Dön kendine yanlış nota
Neredesin neredesin
DURAĞINDAN
Hakka doğru bir yol gider
Erenlerin otağından
Hake doğru bir kul iner
Yarenlerin kucağından
Karardı da kalbin gözü
Görmez olduk ışık izi
Kadir mevlam kurtar bizi
Melanetin batağından
Irak değil pek yakının
Atlısıyım bu akının
Yakıp yıkan yar aşkının
Alma beni budağından
Bir tek bırakmaz gelince
Ölüm bakmaz dince gence
Uyan gafil bitti gece
Şafak sökmüş şafağından
Geldi geçti nice ömür
Hangi Akif, hangi Timur
Ömür değil amma umur
Devam başlar durağından
BUGÜN YARIN
Ağlasamda güleceğim
Belki bugün belki yarın
Dergahına geleceğim
Belki bugün belki yarın
Zerre olsa zirve dağım
Gitse ömrüm geçse çağım
Çare yokdur bulacağım
Belki bugün belki yarın
|
|